KURTULUŞ KILINÇ

AK PARTİ ADANA'DA İL BAŞKANI KİM OLACAK?


KURTULUŞ KILINÇ
8 Ağustos 2019 Perşembe 10:37

2001 yılındaki kuruluşunun ardından çok partili Türk siyasi tarihinde hiç bir siyasi partiye nasip olmamış bir şekilde 2002 yılında yapılan seçimlerde tek başına iktidar olan ve o günden bu güne iktidarını koruyan Ak Parti'de yaprak dökümü başladı.

 

Aslında Perşembenin gelişi çarşambadan belliydi ama parti üst yönetimi halktan gelen bu uyarıları dikkate almadı. Böylece azgın azınlığın; 'göbeğini kaşıyan adam', 'bidon kafalı' vb. tabirlerle dışlamaya çalışıp, hor gördüğü halk 31 Mart yerel seçimlerinde Ak Parti'ye bir sarı kart daha gösterdi.

 

Bu kan kaybının ardından partinin kurucuları olan bazı isimlerle, partide genel başkanlık dâhil bir çok görevde bulunmuş kişiler iki farklı koldan harekete geçerek parti kurma çalışmalarına başladı.

 

Geçtiğimiz günlerde konuştuğum AK Partili bir milletvekili; "Partiden asıl kopuş Ali Babacan'ın parti kurmasından sonra olacak. Sen o zaman seyreyle durumu" deyince uzun zamandır konuşulan il başkanlığı meselesinin neden çözülemediği de anlaşılmış oldu.

 

Daha sonra duyduğum kulis bilgileri çok daha ilginçti. Cumhuriyet tarihi boyunca en uzun süre iktidarda kalmış ve hala iktidarını koruyan partinin Adana gibi bir şehirde il başkanlığını yapmaya sadece iki kişi talipmiş. Birisi genç bir avukatı diğeri ise kendi ikbali uğruna o koltukta oturmak isteyen bir iş adamı. Bir zamanlar herkesin oturmak için can attığı koltuğa şimdi isim bulmakta sıkıntı yaşanıyormuş. 

 

Partinin bazı 'ağır' topları bekle gör politikası uyguluyorlarmış. Babacan partiyi kurar ve AK Parti'den de o partiye geçişler olursa duruma göre pozisyon alacaklarmış. Danıştığım kaynaklar bugün AK Parti İl Başkanlığı için adı geçenlerin bir kaç ay sonra partide olmayabileceklerini iddia ettiler..

 

Ben çok şaşırdım ama siyaset bu.. Demirel'i dediği gibi; "Dün, dündür..."

 

 

BİR GECE ANSIZIN... 

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hem Fırat Kalkanı hem de Zeytin Dalı Harekâtları sırasında bu cümleyi çok kullanmıştı. Bu aralar da sıkça tekrar ediyor. 

 

Geçtiğimiz gün yaptığı bir konuşmada olası Münbiç Harekâtı öncesinde gerek Rusya ile gerek Amerika ile görüştüğünü ve yalnız başına da olsa Türkiye'nin bu operasyonu yapacağını söyleyerek ülkemizin kararlılığını tüm dünyaya ilan etti. 

 

Amerika'nın bu harekâtla ilgili tutumu belli. Küçük bir devlete yüzyıllarca yetecek askeri araç ve mühimmatı terör örgütü YPG/PYD'ye bedelsiz bir şekilde vermesi de bu niyetini belli ediyor.

 

Bence burada asıl konuşulması gereken konu şu; Amerika'ya rağmen Türkiye bu operasyonu yaparsa (ki öyle görünüyor) Amerika'nın tavrı ne olacak?

 

S-400 krizi sonrasında ekonomik yatırımlarla ilgili seçeneklerin konuşulduğu dönemde Mümbiç Operasyonu ABD'li şahin kanadı daha fazla kızdırır ancak askeri olarak karşı koyamayacak konumda olan ABD bir kez daha ekonomik yaptırımlar ve ambargolar ile Türkiye'ye darbe vurmak isteyebilir. İşte burada Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kararlı bir adım atması ve yola çıktığında arkasına bakmadan bu operasyonu tamamlayarak Suriye'nin kuzeyini terörden ve terör destekçilerinden temizlemesi gerekir.

 

Hatırlayın Orta Doğu'nun haritasını yeniden şekillendirmek istemişlerdi. İstedikleri olursa Türkiye'nin de sınırları değişecek. İşte bu yüzden yazılan oyunu oynayan değil, oyunu kuran/yazan olmalıyız.

 

Bu arada olası Münbiç Harekâtı ile ilgili eminim güzel bir isim bulunacaktır ama hem ülkemizde hem de Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı başta olmak üzere yurt dışında şehit verdiğimiz kahramanların anısına harekâtın isminin ŞEHİTLER olmasını arzu ederim.

 

YAKINDA BOMBA PATLAR 

 

Şunları duydum;

 

*Bir belediye başkanı bir basın yayın kuruluşunun tüm giderlerini karşılayacakmış

 

*Bu meblağın her ay yaklaşık 150 bin lira olduğu konuşuluyor 

 

*Bunun karşılığında belediyeden maaş alan adamlarını oraya gönderip 'sahibinin sesi' işler yaptıracakmış.

 

*Kadro neredeyse tamamlanmış ve anlaşma sağlanmış. 

 

Eğer bu iddialar doğruysa o belediye başkanının başı çok fena ağrıyacak. Çünkü (haklı olarak) diğer basın yayın organları da tüm giderlerinin karşılanmasını isteyecek. Başkanın buna gücü yetmeyeceği için de yok yere kendine düşman edinmiş olacak.. 

 

Tabi bunlar şimdilik sadece birer iddia. Önümüzdeki günlerde bazı şeyler neyleşirse biz de daha net ifadelerle olan biteni kamuoyuyla paylaşırız. 

 

KULAĞIMIZA KÜPE OLSUN 

 

Emperyalizm bir siyasi düşünceyi/ideolojiyi/izmi yok etmek istiyorsa onu iktidar yapar.

 

*

Her devrim önce kendi çocuklarını yer ama bazen de devrimin çocukları devrimi yer. Yani; acıkınca herkes kendi putunu yer. 

 

*

Candan önce onur gelir. 

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık