SEMİH KARAKOÇ

AMERİKA BİR EFSANE Mİ?


SEMİH KARAKOÇ
12 Ocak 2021 Salı 08:32

Amerika'nın Kusurlu Demokrasisi; Amerikan Kongresi, Başkan olarak seçilen Joe Biden'in cumhurbaşkanlığı seçimlerinde galibiyetini doğruladı ve Trump yanlısı bir çetenin seçimleri raydan çıkarma girişimine rağmen süreci tamamladı. Kongre, Biden ve seçilen Başkan Yardımcısı Kamala Harris'in 3 Kasım seçimlerini 232'ye karşı 306 oyla kazandıkları sonucuna vardı.

 

Dünyanın merkez siyasetinde bir zamanlar ABD’nin uyduruk yenidünya düzeni ve ABD’ nin konumu ile ilgili birçok tartışma başladı bile. Oylama, siyasi vücutta derin çatlakları ortaya çıkardı. Küresel güç olan ABD, sanıldığı kadar güçlü bir ülke değil mi? 7 Kasım Cumartesi günü yapılan ABD başkanlık seçimleri, 145 milyonluk rekor bir seçmen katılımıyla Amerikan demokrasisi için bir zaferdi amma velakin –Trump ve atadığı hâkimlere yaptırılmayan çalışılan ‘’seçimde hile ve seçilmiş Başkan Biden’ı kabul etmiyoruz çıkışı ve hemen arkasından gelen ayaklanma ve senato baskını- Kültürel ve toplumsal bağlılık değerlerinin temel bir çöküşü mü aslında? The New Yorker'da yazan gazeteci Robin Wright "Amerika Bir Efsane mi?" isimli makalesinde Amerika’nın artık ülkeyi bir arada tutmayan bir efsane olduğunu söylüyor. Zaten son yapılan seçimler ve kongre binası baskını ipin ne kadar inceldiğinin bir kanıtı. Sosyal bilimcilere göre diğer ülkelerden farklı bir teoriye göre Amerika Birleşik Devletleri'nin kan ve toprakla birleşmiş veya birleştirilmiş bir kıta ülkesi.

Bugün Amerikan miti, artık sadece uçlardan gelmeyen varoluşsal zorluklarla karşı karşıyadır. Öfke, Amerika'da çok şey tüketiyor. Hepsinin merkezinde, tıpkı Dünya'nın merkezindeki magma gibi, tamamen gerçek olmayan bir ahlaki doğruluk duygusu yatıyor, Amerika'nın Püriten geçmişinin bir meyvesi olan Amerika değerleri konusunda hâlâ çelişkili bir durumdadır (Püriten, 16. ve 17. yüzyıllarda I. Elizabeth'in İngiliz Kilisesi'nde başlattığı reformist harekete karşı çıkan, kendisini "saflığı" aramak olarak tanımlayan bir Protestan doktrin ve ibadet şeklidir). On yıllardır, Amerika'yı bir arada tutan fikir birliği aşınıyor; Amerikan toplumunun temelinde çatlaklar büyümeye başladı. Ana kayayı cumhuriyetin altından ayıran güçler, II. Dünya Savaşı sonrası kültürde derinlere uzanıyor: yurttaşlık bilincinde bir düşüş, medyada bir düşüş, siyasi süreçlerde bir yozlaşma ve Amerikan anayasal sistemindeki uzun vadeli işlev bozukluğu. Yurttaşlık bilincinin kaybı, Amerikan demokrasisinin mevcut krizinin temelini oluşturmaktadır. Medya, Amerikan toplumundaki değerlerin çöküşüne de katkıda bulundu. ABD demokrasisinin krizi, anayasal sistemindeki işlev bozukluklarından kaynaklanmaktadır. Bir yandan neredeyse yarım milyon Amerikalıyı öldüren pandemi salgını, arada ülke gündemini işgal eden Afro-Amerikalı vatandaşlara yapılan şiddet ve terör, kilise ile Evangelistlerin mücadeleleri, ekonomik buhran, İran ve Kuzey Kore ile sürekli gerilen ipler, Çin ve ticaret savaşları gibi mega sorunlar ile boğuşan sözde demokrasi ülkesi ve dünyaya karizmanın çizdirildiği başkanlık seçimleri. Bu seçim; Amerikalıların liderlerini seçmelerindeki derin kusurları ortaya çıkardı. Bu kusurlardan bazıları ulusun kendisi kadar eskiyken, diğerleri Trump ve Cumhuriyetçiler tarafından silah haline getirilmiş daha modern eserlerdir. Bir araya geldiklerinde, gezegendeki en eski anayasal demokrasi olarak Amerika'nın itibarına ve hayatta kalmasına yönelik varoluşsal bir tehdit oluşturuyorlar. Bir sonraki yazım; Türkiye’ye belediyecilik dersi veren bir kent Kayseri ve dersini hiç çalışmamış Mersin Toroslar ve Büyükşehir Belediyesi.

 

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık