Oktay Erol

CHP’ye haksızlık yapılmamalı; sorgulanmalı…


Oktay Erol
6 Aralık 2018 Perşembe 08:31

CHP’ye yersiz saldırıların olduğunca, parti içerisindeki ‘ideoloji’ yoksunlarının olaylara bakışı-yorumu partinin ‘kuruluş’ çizgisini zedeliyor!

CHP’yi salt bir siyasal parti olarak görmemeli,

CHP’yi salt Kemal Kılıçdaroğlu ile okumamalı,

CHP’yi salt ‘çamur at izi kalsın’ sözlerle anmamalı,

CHP’yi salt ‘tüm bozgunların’ bulunağı olarak sunmamalı…

CHP, yeri-zamanı geldiğinde tüm siyasi partilerin ‘yaşamları’ konusunda bir dayanak olduğu,

CHP, ülkede demokrasinin, cumhuriyet ilkelerinin, hukukun, sosyal yaşamın ‘ad koyucusu’ olduğu,

CHP, ulusal sınırın, ulusallığın, sınıriçi kardeşliğin ‘belirleyicisi’ olduğu,

CHP, yurttaşın rengine-etnikliğine-inancına bakmaksızın ‘eşitlikçi’ olduğu unutulmamalıdır…

Bugün parti içerisinde bile öğrenilmesi savsaklanan ‘parti ideolojisi’ budur…

***

Şöyle biraz gerilere gidip, günümüze doğru gelelim mi?

Altı Aralık doksanyedi…

MÜSİAD’dan yirmi kişilik bir grupla birlikte gittiği Siirt’te konuşuyor, Recep Tayip Erdoğan…

Şöyle diyor; Referansımız İslamiyet. Bizi hiçbir zaman sindiremezler. Batı insanının bile inanç hürriyeti var. Türkiye’de neden buna saygı gösterilmiyor? Minareler süngümüz, kubbeler miğferimiz, camiler ise kışlamızdır…

O yıl İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanıydı. Siirt’teki konuşmadan dolayı Diyarbakır DGM savcılığı ‘halkı sınıf, din, dil, ırk, mezhep veya bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik ettiği’ gerekçesiyle açtığı davada on ay hapis cezasına mahkum etti. Savcının berat istemine karşın verilen cezanın ertelenmemesi yönünde karar alındı…

Yirmidört Eylül doksansekiz’de ceza onandı, yirmialtı Mart’ta Pınarhisar Cezaevi’ne giren R. Tayip Erdoğan, yirmidört Temmuz doksandokuz’da serbest kaldı.

Milli Görüş’çü kanat ikibinbir’de Saadet Partisi’ni kurmuştu. Yine aynı düşünce içerisinde bulunan, kendilerini ‘değişimci’, ‘ılımlı’ sözlerle açıklayan kanat ise, R. Tayip Erdoğan liderliğinde AKP’yi kurdu. İkibiniki seçimleri yapılacaktı. Ecevit koalisyonunun ardından genel başkanlığı iyi bir ivme yakalamasına, yüzde otuzdört oy almasına karşın, yasaklı olduğu için seçime giremedi, milletvekili seçilemedi. 58. Hükümet, Abdullah Gül başkanlığında kuruldu.

Yeni kurulan hükümet, Erdoğan’ın ‘siyasi yasağının’ kaldırılması için meclise öneri sundu. Yasa oy çokluğuyla benimsenmesine karşın, Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer tarafından ‘öznel, somut, kişisel’ olduğu gerekçesiyle veto edildi. Yasa önerisi ikinci kez meclise sunulunup kabul edilince Sezer yasayı onayladı. Burada CHP’nin, ya da Baykal’ın o günlerde söylediği sözler önemli, şöyle ki:

Bugün yaşadığımız sorunları Tayip Beye milletvekilliği seçilme hakkı verilmesinden dolayı kaynaklandığını zannetmek kadar naif, gerçeklikten kopuk, hayali bir değerlendirme olamaz. Adaylar oluşmuş, bütün oy pusulalarında adı yazmış, seçime girmiş, illerde miting yapmış, seçmen oy vermiş, yüzde otuzdört oy almış… Sen milletvekili seçtirmeyeceksin, bu demokrasiye, siyasi ahlaka, hukuka aykırı…

***

İkibinondört yerel seçimi…

Adana ile birlikte yurdun birçok yerinde AKP’nin karşısında CHP, MHP adayına destek veriyor. Şimdiyi ‘ittifak’ biçiminde bir oy verme değil bu! Daha çok o yıllarda iktidarın ‘savrukluğu’, yurttaşın nedenli-nedensiz suçlandığı, toplum içerisinde gözlenen belirsizliğe karşı, yılların birbirini ‘öteleyen’ iki siyasi partisi birbirini kollamak için ‘tabanda’ birlikte hareket etme gereği duyuyor.

Bunu Adana Büyükşehir’de Hüseyin Sözlü, Kozan’da Musa Öztürk hiçbir zaman yadsımadı.

Buna benzer destek HDP konusunda da var…

***. 

MHP’den kopan Meral Akşener, yanındaki ağır toplarıyla birlikte kendi açıklamalarına göre ‘İYİ Parti’, köşemizde ‘Yeni İP’ diye adlandırdığımız siyasi parti kasım ikibinonyedi’de kurulana dek daha çok merak konusuydu. Adı, açılımı, amblemi, ideolojisi nasıl olacağı üzerine çok konuşulmasına karşın, yapılan açıklamayla birlikte herkeste kısa bir suskunluk yaşandı, çokça da konuşulmadı…

Bundan sonra kaç ilde-ilçede örgütlenebilecekti, yapılacak olan bir seçime yetişebilecek miydi, tüzük-program hangi aşamadaydı? Çok konuşuldu bunlar! Konuşuldukça da paranoyalar, stratejiler, komplolar ard-arda sıralandı. 

Tarih onsekiz nisandı. Cumhurbaşkanı R. Tayip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli bir araya geldi. Günün akşama yaklaşan bir saatinde yapılan açıklamada ‘erken seçim 24 Haziran 2018 da’ deniyordu. Bu tarihin özellikle Yeni İP için alınmış bir karar olduğu, asıl amacın Yeni İP olmadan seçime gidileceği konuşulmaya-tartışılmaya başlandı.

Özellikle bundan en tedirgin olan partilerin başında Yeni İP gelmesine karşın, CHP’de ‘bu komployu’ savmak amacıyla harekete geçti! Yeni İP’e onbeş ödünç milletvekili verdi, geri döneceklerdi. Gidişte bunun bir ‘demokrasi’ gereği yapılmasının zorunluluğunu dile getiren vekiller de oldu, yıllardır yerlerinden-ideolojilerinden ‘gelme’ koşuluyla bile olsa ‘gitmelerine’ gözyaşlarıyla karşılık verenlerde…

Böylelikle Yeni İP hem grup kurabilecek, hem hazineden yardım alabilecek, hem de seçime girebilecek…

***

CHP, bunlara benzer çabalar içerisinde oldu; bunun sömürüsünü yapmamayı ilke edindi hep…

Buna her ‘darbe’ sürecinde’ yaşananları eklemek olası…

Buna ikinci dünya savaşı yıllarındaki kıvraklığı eklemek olası…

Buna çok partili sisteme geçiş sürecini de eklemek olası…

Tüm bunlar şunu ortaya koyuyor:

CHP’ye haksızlık yapılmamalı; sorgulanmalı…

CHP salt kendi seçmenine zarar verir çünkü!


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık