Dr. Sümer Öztanrıöver

Covid-19 salgını ruh sağlığımız da tehdit ediyor


Dr. Sümer Öztanrıöver
1 Nisan 2020 Çarşamba 08:12

Tüm dünyada hızla yayılan Covid-19 salgını, sadece beden sağlığımızı değil, ruh sağlığımızı da tehdit ediyor. Bu tehdide karşı biz insanların tepkilerini üç grupta toplayabiliriz: İnkârcılar, panikle karşılayanlar, sağlıklı tepki verenler.

1.İnkârcılar: Virüse karşı önlem almayı gereksiz bulan, yasakları dinlemeyen, “bize bir şey olmaz” diyenler ve bir de fos tevekküllüler. Gerçek tevekkül, gereken önemi alıp sonucun  %100 kontrolünde olmadığını bilmektir. Fos tevekkül ise hiçbir önlem almayıp kaderci takılanlardır. Bu grup kendileri hastalanmasa da birçok kişiyi enfekte edecek, yayılmasına aktif katkıda bulunacak potansiyel taşıyıcılardır.

2. Panikle karşılayanlar: Yoğun kaygı belirtileri gösteren, geç saatlere kadar haber kanallarını izleyen,  bilgi kirliliği ile felaket senaryoları kuran, vücudunu dinleyip her belirtiyi Covid hastalığı olarak yorumlayan gruptur ki kendileri ve yakınları için aşırı endişelidirler.  Uyku, yeme düzeni bozulmuş, günlük işlevlerini yapmakta bile zorlanan ve aşırı önlem alan gruptur.  Bunlar ellerini saatlerce yıkayıp, evlerini saatlerce dezenfekte ediyor olabilirler. Bu kişilerde Covid salgınından önce de kaygı bozukluğu belirtileri genellikle vardır. Günlük yaşamı sekteye uğratan, ilişkileri ve işlevselliği bozan bir kaygı durumu varsa psikiyatrik yardım alınmalıdır. Çünkü kaygı vücut direncinizi düşürecektir.

3. Sağlıklı tepki verenler:  Bu grupta da korku olduğunu görürüz. Çünkü korku, doğal ve koruyucu bir tepkidir, bizi önem almaya iter. Bu kişiler güvenilir kaynaklardan bilgi edinir, kendileri ve başkaları için sorumluluk alırlar.

Büyük bir belirsizlikle karşı karşıyayız ve bu hepimizde belli oranda stres yaratmakta. Bu salgınla baş etmek, beden ve ruh sağlığımızı korumak için neler yapabiliriz:  

1.Doğru bilgi, güvenilir bilgi, gece gündüz değil makul sürede bilgi edinmek: Covid-19 adlı virüsle ilgili bilgileri özetleyecek olursak: Çok bulaşıcı, hızlı yayılıyor, evet; ancak her bulaşanı öldüren bir hastalık değil. %80 hafif, % 10-15 ağır seyrediyor, hasar bırakabiliyor.  %2-3 oranında ölüme yol açıyor. Ölümler ileri yaşta ve kronik hastalığı olanlarda çok yüksek. Bunun dışında yoğun virüse maruz kalan yani hasta ile temas etmek de ölümcül sonuçlara götürebiliyor. Virüsün yağlı bir zarfı var, su ve sabun ile yıkayarak ya da alkol ile bu yağı eritip etkisiz hale getirebiliyoruz. 2.Sorumluluk almak: Evde kalmak, elini yıkamak ve sosyal mesafeyi gözetmek en önemli korunma yolumuz.

3. Güçlü bir bağışıklık sistemi virüsü yenmede en önemli silahımız: Bunun için sağlıklı beslenmek, düzenli uyumak, dinlenmek ve egzersiz yapmak günlük yaşamımızın bir parçası olacak.

4.Sosyal ilişkiler ve duygusal ihtiyaçlarımızı doyurmak: Aynı evde yaşadığımız aile bireylerimiz ile Covid dışı sohbetler, birlikte oynanan oyunlar, film izlemek, yanımızda değillerse online görüşmeler yapmak ve duygularımızı paylaşmak çok yararlı. Güçlü görünmeye çalışmak, duyguları gizlemek bağışıklık sisteminizi baskılar. Eğer duygularınızı başkalarıyla paylaşmak sizin için çok zorsa duygularınızı yazmak, resme dökmek de çok iyi gelir. Duygularla baş etmek, onları örtmek için tütün, alkol, madde kullanımı bağışıklık sisteminizi zayıflatacaktır, kaçınılmalıdır.

5 Kendimize vakit geçirmek, kendimizle arkadaşlık etmek: Evde kalmak zorunda olabilir, işimizi yapamıyor/işten çıkarılmış olabilir ve okullarımıza gidemiyor olabiliriz ve bunun için şu anda yapabileceğimiz hiçbir şey olmayabilir. Kendimize soracağımız doğru soru şudur: “Bu salgından enkaz halinde mi çıkacağız, yoksa gücümüzü muhafaza ederek mi?” Sorun çözme becerilerimizi yitirmemek için yarım kalmış, bitirilmemiş işlerimizi bitirmek, kitap okumak, yeni bir hobi edinmek, yeni beceriler kazanmak (yabancı dil, müzik, yemek, resim vs) , dans etmek, şarkı söylemek, komik videolar-filmler izlemek, - yalnız başınıza veya ailenizle birlikte yapabileceğiniz- bağışıklık sisteminizi güçlendirecek ve dayanıklılığınızı artıracak uygulamalardır. Bunlar duygularınızı örtmek değil, sağlıklı kalmanızı sağlayan, iyimserliğinizi besleyen uygulamalardır. Fazla miktarda bilgisayar oyunları oynamak ise buna dahil değildir.   

6. Diğer insanları kollamak: Bir olayın travmatize edici etkisi olayın büyüklüğüyle değil, çaresizlik, kontrol kaybı ve hareketsizlik olduğunda artar. Eyleme geçmek ve bir şeyler yapmak ise çaresizliğin ilacıdır ve travmatize olmanızı engelleyebilir. Başkasına iyilik etmek, hem alanı hem de vereni mutlu eder.  Yalnız yaşayan, evden çıkamayan komşularınızın ihtiyaçlarını gidermek, hatırlarını sormak sizi sağlıklı tutacaktır. Ancak bunun bir sınırı vardır: Kendinize rağmen iyilik etmeyin, yani kendinizi paralamayın, bu tersine size zarar verir.

7.Çocuklarımızı korumak: Çocuklarımıza yardım edebilmek için önce kendi duygularımızla başa çıkabilmemiz gerekir.  Çevrede çok kaygılı yetişkinler varsa çocuklar kendi duygularını saklayıp yetişkinleri rahatlatmaya soyunabilirler. Hareketli günler yaşanırken hiç etkilenmiyor hatta mutlu görünen çocuklarda ilerde sorun çıkması olasıdır. Çocuklarımız aşırı kaygılı da olabilir. Onlara ne yaşandığını, ne düşündüğünü sormak, duygularını ve bu duyguları bedeninde nerede hissettiğini sormak, duygularla baş etmeyi kolaylaştırır.  Yargılamamak ve duygularını olumlamak gerekir. “Korkmamalısın, üzülmemelisin, güçlü olmalısın” gibi duygularını bastırmaya yönelik yaklaşımlar açıkça zararlıdır.

 7. Travma Sonrası Büyüme:  Covid-19 hayata bakışımızı şekillendiriyor. Birkaç hafta önce sizi kaygılandıran şeyleri bir düşünün. Durup hayatımıza, kendimize yeniden baktık ve önceliklerimizi değiştirdik. İşte bu bizim Travma Sonrası Büyüme dediğimiz şeye götüren bir yoldur. Hayatımızın geçiciliğinin ve kırılganlığının farkına varırken; şükretmek, tanıdığımız ve tanımadığımız insanlar için dua etmek, Metta meditasyonu (tüm canlılar için şefkat hissetmeye odaklı meditasyon)  yapmak yapabileceklerimiz arasında.

Son söz olarak; dünya mikropları tanımadan, nasıl korunacağını ve savaşacağını bilmeden de büyük pandemilere/salgınlara maruz kaldı ve atlattı. Kısaca: bu da geçer.

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık