TURGAY DEVELİ

ERDOĞAN’IN TALİMATI, CHP’Lİ BELEDİYELER İÇİN NE ANLAMA GELİYOR?


TURGAY DEVELİ
17 Mart 2020 Salı 05:24

Kırsalda yaşayan ve görece eğitimsiz köylülüğün, sanayi devrimi ile birlikte ucuz ve niteliksiz iş gücü olarak büyük şehirlerde oluşan emek pazarlarına sunulması hikâyesi, özelde İngiltere, genelde de Avrupa’da başlamış, Feodalitenin Burjuvazi tarafından tasfiyesi ile kapitalizm lehine yüzyıllar önce dramatik bir şekilde çözülmüştü.
Bizim için yaklaşık olarak 50 yıl önce görünür olmaya başlayan ve giderek de tırmanan  rant, hırs, para, kirli ilişkileri ile örülü kentsel dönüşüm, yeni yerleşim alanlarının oluşumu için imar afları ve uzlaşmalarını da kapsayan bu hikaye, artık yaşamımızın bir parçasına dönüştü.
Her bir aile bireyinin, nüfusumuzun iki ya da en fazla üç kuşak öncesi köylü olduğundan, göç hikâyelerinin birçoğu, kültür çatışması ile sonuçlanan travmalara neden oldu.

Ucuz emek transferi ile her geçen gün büyüyen şehirler toplumun aynası ve gören gözler için de sömürünün ete kemiğe büründüğü yerlerdir. Şehri yönetenlerin kararlarıyla oluşan talan mekanizmasının nasıl çalıştığını anlatan hikâyelerin bir efsane gibi, o şehrin sınırları da aşarak, dilden dile anlatıldığı bilinir. Bu alanlarda ele geçirilen siyasi gücün kişisel birikime döndürüldüğü bazen geç görünür oluyor, ama bilinmez değil.

İşte, Erdoğan’ın “CHP’li belediyeleri sıkı denetim altında tutun” talimatı, düzen içine sıkışıp kalan ya da tercihini bilinçli olarak bundan yana kullanan, dolayısıyla başka bir tercihi kalmadığını sandığı için hareket yeteneğini de yitiren ve uzlaşmacılık altında ezilen belediyeciliğin, yukarıda da sıraladığımız ilişkilerden (nimetlerinden) beslendiğini, hırsızlık yapacaklarını bildiğine dayalı bir “izleyip, açığa çıkarıp, belediyeler nezdinde CHP’yi çürütün” stratejisi anlamına geliyor.

Bununla, CHP’ye geçen Büyükşehir Belediyelerinde kirli ilişkiler yaşanıp, ortaya saçılmasını umut ediyor ve Ak Parti’ye yönelik mal, mülk, servet biriktirme, kirli ilişkiler suçlamalarını,’ Bakın bunlar da aynı!’ diyerek aşmaya çalışıyor olmalı.

Hırsızlık yapılır da yakalananı deşifre ederlerse, bitirecekler. Yakalayıp açığa çıkarmazlarsa da teslim alacaklar! Bu da başkanlara, partiye, başka bir gelecek hayaline inanarak oy veren milyonların umudunu tüketecekler demektir.

Erdoğan’ın çağrısı belediyeciliği görünür kılacağından, tersini başarmak isteyenler için aslında müthiş bir fırsatı beraberinde getiriyor.

Bu çağrı, “fikri üretim ve paylaşım” eksenli ayda bir buluşan CHP Genel Merkez yöneticileri ile belediye başkanları için zihni çoraklaşmayı yenme, içinde bulundukları muhakeme hatası girdabından kurtulabilme ve dolayısıyla da eşsiz şehircilik örneklerinin yaratıldığı bir geleceğin müjdecisi olabilir.
Başka bir yol her zaman var; açık, dürüst, halkın acil tercihlerinden yana siyaset yapmak. Bu açıdan, internet ortamında rahatlıkla bulunup okunabilen ve aslında belediye başkanlarının gelecek perspektifini ortaya koyması gereken ama kendilerinin bile dikkatle okumadığına dair açık işaretler bulunan ‘stratejik planlarını’ daha hedeflenebilir, ölçülebilir hale gelmesine acil ihtiyaç var.

CHP’nin organize edebileceği büyük bir sorundan bahsediyoruz. Ama kendi şehrim için söylemeliyim ki, hazırlanan planının, Başkanın ve CHP’nin politikalarıyla uyumlu da olması gerekmiyor mu?
Gelecekte yaşanacaklara ve özelde Ceyhan Belediyesi üzerinde yapılan tartışmalara bu açıdan yaklaşmakta ayrıca fayda var.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık