SEMİH KARAKOÇ

EVERBODY LİES (HERKES YALAN SÖYLEYEBİLİR)


SEMİH KARAKOÇ
21 Kasım 2020 Cumartesi 08:31

Ne zaman: 4 Temmuz Cumartesi, Trump'ın iddialarından

İddia: COVID-19 vakalarının "% 99'u" "tamamen zararsız".

Gerçek: Virüs, bir hastayı öldürmezse yine de muazzam acılara neden olabilir ve WHO , COVID-19 vakalarının yaklaşık yüzde 15'inin şiddetli olabileceğini, yüzde 5'inin kritik olduğunu söyledi. Fauci, hastalık hakkındaki kanıtların virüs sizi öldürmese bile "sizi ciddi şekilde hasta edebileceğini" gösterdiğini söyleyerek Trump'ın iddiasını reddetti.Demek ki başkanlarda yalan söyler-bu arada başkan Trump tarafından söylenen yalanlardan sadece bir tanesiydi- sen bu girizgâhı nereye bağlayacaksın derseniz, bilmem belki başka bir insanın beyninden üretilmiş bir kelime bohçasını tezgâhımıza koyalım dedik erenler…

Özel hastanede çalışan bir hekimin pandemi döneminde nasıl bir stres altında yaşamını ve işini sürdürmeye çalıştığını sosyal medyama gönderdiği kendine özgü bir yazı ile anlamaya çalıştım. Siyasi hicivlerden ve eleştiriden uzak bir anlayışla burada paylaşmak istedim. Sonuçta beyin cerrahı olan hekim arkadaş mükemmel bir edebiyat yapmış.

O kadar çok “zift” birikti ki içimizde,

Kimimiz korkumuzdan,

Kimimiz çoğunluğun “ikna” müessesinden etkilenerek,

Kimimiz “mahalle baskısı” nedeni ile

Kimimiz “eğitimli cehalet” nedeni ile

Çok iyi bildiğimiz gerçekleri sizlerle paylaşıp “söyleyemiyoruz!”

Oysa hepimiz en az altı yıl tıp eğitimi aldık.

Üstelik bu eğitimin üzerine “salgın hastalıklar” konusunda en az dört yıl ihtisas yapan arkadaşlarımız var.

Ama biz sizin zannettiğiniz gibi değiliz.

Sessiz kalmak ve yanlışa yanlış dememek doğrultusunda “eğitildik”. Oysa tam tersini beklerdiniz değil mi?

Bu “cemaat biat’ı” tarzında davranış kalıbı bin yıldır tüm tıp camiasında gövde sahibi olmuş bir kuraldır.

Hoca ne derse doğrudur!..

Bu kural hoca için de geçerlidir!..

Tıbbi gelişmeler ve ilerleme birçokcamiadan dışlanmış “aykırı” hekimler sayesinde vücut bulmuştur. Ve ne yazık ki günümüzde “kanun” niteliğinde olan tıp bilgilerinin bir kısmı “tıp dışı” meslek mensupları tarafından “icat” edilmiştir.

Lütfen bizi hemen yargılamayın,

Sizlere de sabah, akşam “taş yumuşaktır, ateş soğuktur, suyun altında nefes alabilirsiniz!..” gibi bilgi bombardımanı yapılsa..

Sizler de bu propagandaya inanırsınız.

İnanmasanız bile, herkesin inandığı yanlış bilgilere inanıyormuş gibi yaparsınız.

Ve inanmasanız bile “iktidardaki fikre muhalefet” edip, başınız belaya girmesin beklentisi ile “biat edersiniz.(Bu cümledeki iktidar AKP iktidarı değil.)

Veya en iyisi “ne şiş yansın, ne kebap!..” sessiz kalırsınız.

Biz,

Tabipler,

Çok iyi bildiğimiz halde sizlere söyleyemediğimiz bir takım gerçeklere hâkimiz.

Salgın sürecinin başından itibaren yaşadığımız “garipliklerin” hepimiz farkındayız.

Ama sesimiz çıkamıyor.

Söyleyemediklerimizi ben size kısaca özetlemek istiyorum.

Az söyleyebildiklerimiz:

1- Salgının başrol oyuncusu “yapay” bir mikroorganizmadır. Yapay derken, baştan aşağıya inşa edilmemiş, zaten milyon yıldır mevcut bir mikroorganizmanın laboratuvar ortamında orası, burası ile oynanması sonucu ortaya çıkan “ürün” den bahsediyorum.

2- Bu mikroorganizma “aeresol yol” ile bulaşır. Bu da şu anlama gelir: Ölümsüz köye de kaçsanız sizi bulur. Maske ve mesafe tamamen masal ve hikâyeden ibarettir.

3- Bütün salgınlarda olduğu gibi salgın sadece “karantina” ile kontrol altına alınabilir. Ancak aeresol yol ile bulaşan hastalıklarda “karantina” sadece zaman kazandırır.

4- Nüfusun belli bir oranı bu hastalığı geçirdiği veya bağışıklık kazandığı zaman salgın biter.

5- Bu tip mikroorganizmaların yarattığı salgın UV ışını nedeni ile güneşlenmenin yoğun olduğu yaz aylarında “sakinleşir” kış aylarında “azgınlaşır”.

6- Covid-19 virüsü için özgün hiçbir ilaç yoktur.

7- Covid-19 benzer salgın yapan mikroorganizmalar ile karşılaştırıldığında öldürücülüğü orta-alt seviyede bir canlıdır.(canlılık konusunu sonra tartışalım.)

....

Hiç söyleyemediklerimiz:

1- Maske öldürür.

2- Sosyal mesafe tamamen bir saçmalıktır. İzolasyon ya vardır ya da yoktur.

3- 65 yaş üstü yasağı, sokakta sigara içme yasağı, kafe ve restoranların 22:00 de kapanması tamamen göstermelik, hiçbir işe yaramayan ama yüz binlerce insanı mağdur eden ilim dışı, fen dışı “trajikomik” tedbirlerden ibarettir.

4- Kolesterolü düşük olan ölür. Kolesterolü düşük olan ağır hastalanır. Kolesterol düşürücü ilaç kullanan insanlar ağır risk altındadır.

5- En fazla “ağır hasta”, en fazla ölüm konu ile ilgili aşırı hassasiyet gösteren insanlarda ortaya çıkar. Maske kullanımı arttıkça ölüm ve ağır hasta oranı yükselir.

6- Bu hastalık “bağışıklık sistemi” güçlü olanlarda “semptom” bile vermez.

7- Bu hastalık ile ilgili, hastalık henüz ortada yokken, insanlık tarihinin hiç görmediği kadar güçlü ve yaygın bir “pazarlama” çalışması yapılmıştır.

8- Salgın bittikten sonra geride kalan enkazın kaldırılması en az beş yıl sürer.

9- Salgın bittikten sonra akciğer hastalıkları patlar, depresyon patlar, Sivil itaatsizlik patlar.

Yazı alıntıdır. Yazan hekim arkadaşın kişisel görüşlerini içerir. Bu değerli uzman hekimimize hastalığı geçiren bir garip kul olarak şu cevabı vermek istedim. “Mey Biter Saki Kalır, Her Renk Solar Haki Kalır, Diploma İnsanın Cehlini Alsa Da Hamurunda Varsa Eşeklik, Baki Kalır”

Not: yakında çıkacak olan yeni e-kitabım ‘’hızlı para kazanma’’ çalışmasında yardımlarını şahsımdan esirgemeyen değerli öğrenci ve ekip arkadaşlarım; Samin hanım, İrem ve Bedriye hanım arkadaşlarıma teşekkürlerimi sunarım.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık