Edibe Gülnar

KORONA DİŞLERİ DE VURDU


Edibe Gülnar
15 Eylül 2020 Salı 08:12

Korona virüs illetinden bir türlü kurtulamadık. Diş hastanelerinin durumu ortada…

Diş rahatsızlığı olan hastaların çektikleri çileyi bilmeyen yoktur. Bunlardan birisini de ben yaşadım.

Dişimden rahatsız olunca haliyle uzun uğraştan ve beklemeden sonra randevu aldım. Lakin randevuyu korana nedeniyle iptal ettiler.

Parası olan özel diş doktorlarına giderek tedavi oluyor. Ya olmayanlar!

Olmayanlar da bekliyorlar ki hastaneler tam teşekküllü hizmete girsin. Korana yüzünden bu gidişle hiç düzelecek gibi değil…

Sağlık Müdürlüğümüzün bu konuda bir gayreti olacak mı? Diye de sormak gerekiyor. Korona dişleri de vurdu maalesef.

Hakkımızda hayırlısı olsun diyerek çıkıyoruz ama çok da hayırlısı olmuyor. Ekonomiyi felç etti korana. Sağlığı hepten ortadan kaldırdı. Ölümler yüzünden insanlığı tehdit etti.

El atmadığı yer kalmadı.

Sağlık Bakanlığı’nın ben gün geçtikçe bu mücadele konusunda yetersiz kalıp olayları halktan koparmak ve uzaklaştırmak adına bir çalışma temposu içinde olduklarını görüyorum ne yazık ki…

Bu kadar tepki var, şikâyet var. Ne yazık ki düzelme konusunda gayret yok.

Örneğin diş hastaları ne yapacak? Korona bitene kadar yemeyecek, içmeyecek mi? Sayın Bakanım?

Zor bir soruydu. Biliyorum.
Siz de zaten yanıt vermeyecektiniz!

Xx

 

SAPLA SAMANI AYIRIN YA DA SUSUN!

 

Son günlerde toplumun değişik kesimlerinden tarikatların kapatılmasına yönelik ciddi anlamda bir ses yükseliyor. Yıllardır var olan tarikatlar konusunda yeni yeni kıllarını kıpırdatmaya başladılar(!)

Yıllardır Türkiye Cumhuriyeti’nde tarikatlar oldu, varlıklarını hissettirdiler. Tarikatlarda sapkınlıklar ortaya çıkınca toplumun dikkati buraya doğru çevrildi.

Bazı istismarcılar da bunu fırsat bilerek halkı kin ve nefret duyguları ile kutuplaştırmanın gayretine girdiler. Bunu da görüyorum, hissediyorum.

Elbette sapkınların cezasını yüce Türk adaleti ve Cenabı Allah’ın adaleti verecektir. Bundan hiç endişe duymuyorum. Bu konuyu medyada dillendirip sosyal medyada paylaşmakta aslında bir adet küçük şova benziyor.

Sapla samanı ayırt edelim.

Sapkınlığın adresi yoktur, mertebesi, dini, dili, ırkı yoktur. Her yerde sapkınlık vardır ve bunun da cezasının karşılığı kanunlar ile düzenlenmiştir. Toplum içinde yaşayarak kendisini beyefendi kimliği ile saklayan onlarca sapkının olduğu gibi…

Dini alet etmenin de yeri ve zamanı olmadığını düşündüğüm bir kampanya sürecinin önümüze menü olarak konulmaya çalışıldığını düşünüyorum. Her türlü sapkınlığı da şiddetle kınıyorum.

LGBT’lilerin sesini duyurmaya çalışanları da buradan kınamak durumundayım. Onu da peşin peşin söylemiş olayım. Kişilerin bireysel özgürlükleri başkalarının özgürlüklerine müdahil olma anlamı taşımaz. LGBT’lilerin yanında olmak da toplumun gelenek, görenek, anane, ahlaki değer, dini vecibelerine ters düşen değerleri içeren davranışlardır. Tasvip edilecek yanı da yoktur.

Asıl olan sevgi, saygı ve hoşgörüdür. Her insan kendi ahlaki değerlerinden sorumludur. Genel ahlak kurallarını da kimse ihlal edemez. Toplumun yasalarının yasak saydığını da işlemek cezayı gerektirir.

Yani hukuk devletiyiz. Serbesiyetliğimiz bir noktaya kadardır.

Ahlak her şeyden önce gelen değerdir. Toplumu yozlaşlaştırmamak gerekiyor.

Kendi vicdanınızla baş başa kaldığınızda rahat olabiliyor iseniz ne mutlu sizlere. Sapla samanı karıştırmayın. Bir de boyunuzdan fazla işe de karışmayın. Sonra eleştiri alacak noktaya gelirsiniz. Tıpkı benim bu her şeyi bilen küçük beyinli insanların insanları kamplaştırıcı tavırlarını eleştirdiğim gibi olursunuz.

Kendinize iyi bakın. Sağlıklı kalın.

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık