Oktay Erol

Mutsuzluk “sistemin” aynası…


Oktay Erol
11 Eylül 2019 Çarşamba 07:53

Dünyada, yapılan araştırmaya göre, “mutlulukta” sekseninci sıraya düşmeye “bir adım” kalmış!

Erkeklerde “mutsuzluk” oranı yüzde ellibir, kadınlarda yüzde kırküç olmuş!

“Mutluluk” konusunda, yazdığım bir yazı arası paragrafında şunu yazmıştım, kısa bir süre önce:

“Mutluluk, bireyin kendi “isteklerine ulaşma durumu” olsaydı, ne bugünkü kadar sıkıntılar, ne bugünkü kadar gerilmeler, nu bugünkü kadar savaşlar, ne bugünkü kadar düşmanlıklar olmazdı; herkes yapacağını bilirdi!”

İnsan, kendi “mutluluğu” için ne yapabilirdi?

Sistem, insanın “mutluluğu” için ne yapmakta?

“Mutluluk” konusunda “birey” ne denli belirleyici etken?

***

Sabahtan-akşama dek yazıp duralım! Yetmedi, akşamdan-sabaha dek de sürdürelim! Anlatalım, açıklayalım… “insan” diyelim, “özgür istenç” diyelim, “temel hak” diyelim, “yaşam” diyelim, “gelecek” diyelim…

Eğer söylenenler “sistemin” çarkına aykırı bir duruş ortaya koyuyorsa “hiçbir” yararı yok!

Yok ama, “sistemin” çarkının daha “rahat” yol almasını sağlıyorsa, “iktidarın” sarsılmasını önlüyorsa, “iktidarın” yeni yol haritaları oluşturabilmesi için karşısındaki çatlak sesleri susturuyorsa; “tanımı” yapılamayan renkler, daha önce “hiç” duyulmamış sözler, “ilgi” çekici duyurular, albenili yayınlar yaşamın bir parçası “yapılır”, o da yetmez “mutlu” olmanın gereği yapılır!

***

“Mutlu” olmanın gereği, nedir-ne olmalıdır?

“Bireyin kendi isteklerine ulaşma durumu” olarak ele alınması gerçekleşseydi eğer…

Ülkemizin büyük çoğunluğu;

Sözünü edeceği üç-beş kişiyle bir arada olmayı,

Yağmur yağarken üstü çinkolu bir evde sevdiğiyle bulunmayı,

Cırlavukların rahatça ötebildiği bir ağaçlık alanda içeceğini yudumlamayı,

İki kol akan bir kaynak pınarın yanında bir romana başlamayı,

Çocuğuna istediği oyuncağı alabilmeyi,

Eşine rahat bir yaşam sağlayabilmeyi dile getirecekti büyük bir olasılıkla…

Akşam işten gelen eşini “gülücükle” karşıladığı gibi, “eşinin” işsiz kalması durumunda bile yaşamda “dik” durabilmenin yollarını arayabilecekti!

***

“Mutluluğun” tanımı, “bireyin” elinde mi ki?

Gelişmemiş toplumların “en” bilinen hastalığı “yalanı” da haksızlıklar kadar bilmiş olmasıdır!

Bugüne değin “hiçbir” araştırmanın, bilginin, gelişmenin üzerinde durma gereği duymayan, “sanal” yaşamın içinde “yitip” gittiğini anlamayan, sosyal medyada “beğenilmeye” odaklanmış katman “mutluluk ellerimdedir” diyecektir!

Ona “mutluluk”, sosyal medya üzerinde “bir fazla” beğenilmek,

Unun için “mutluluk”, Tevide reklamını gördüğü parfümü kullanmak,

Onun için “mutluluk”, ulaşamadığı dorukların ergilerini izleyebilmek,

Onun için “mutluluk”…

Aslında, kapitalizmin “pazar sisteminde”; yurttaşlara “daha çok tükettirerek”, “mutluluğu” pazarda arattırma çabası vardır!

Yaptığı metayı, alana diktiği betondan yapıyı, doğayı talan ederek açtığı eğlence yerini, kozmetik ürününü kullanmanın “mutlulukla” adlandırılabileceğine inandırır medyasıyla, “iktidar” desteğiyle…

Bizden sorulan “mutluluk”;

“Bizim” olan mı?

“Sistemin” belirlediği mi?

***

Soru şu;

Bireyin “mutluluğu” mu, sistemin “mutluluğu” mu?

Ya da “birey” bir başına “mutlu” olmayı başarabilir mi?

Üretim kaynaklarının “sistemin” egemenliğinde olduğu gerçeğini bildiğimizde; asgari ücretin, emekli maaşının, temel gereksinmelerin ederinin, dinlence süresinin, alım gücünün, eğitim sisteminin, yasaların, tevi izlencelerinin benzeri birçok “yapılanmanın” kimin yanında yer alacağını da anlarız!

“Sistem”, toplumun büyük çoğunluluğunun “sorunsuz-mutlu” olmasından korkar! Yurttaşın “sorunlu-mutsuz” olmasının, iyi geçinmesinin, gereksinmelerini karşılamasının, alım gücünün olmasının “sistemi” takmamasına “neden” olabileceğini bilir; onun için de…

Mutsuzluk “sistemin” aynasıdır…

 

 

ADANALI KONUŞUYOR!

 

Geçtiğimiz hafta ASKİ’de düzenlenen toplantıda, Anakent Belediye Başkanı Zeydan Karalar açıklamalar yapmıştı. Yaptığı açıklamalarda da ASKİ’de yapılan “usulsüzlerken” tutun, çeşitli harcamalara değin birçok konuyu basına anlatmıştı.

Bir hafta sonra, önceki Anakent Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü basınla bir araya geldi. Karalar’ın yaptığı tüm açıklamaları “karalama” olarak belirtmekle birlikte, “haksız, usulsüz” bir çalışmanın olmadığını dosyaladığı belgelerle yadsıdı!

Bir yanda “siyah”, bir yanda “beyaz”! Yurttaşın kafası allak-bullak!

Bir yandan “işinden” olanlar, bir yandan yıllardır “özlemini çektiği” belediyeden “iş” bekleyenler, bir yandan kendini “kraldan kral” bilenler, bir yandan “yitikliğin” acısını yayanlar, bir yandan…

Bunları Adanalı konuşuyor!


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık