ÇGC
Oktay Erol

“Tüketim toplumuna” dönüşme çabası…


Oktay Erol
11 Temmuz 2019 Perşembe 07:50

Biliyor musunuz, yurttaşın istediği ne suda-ulaşımda indirim, ne de “rüşvet” gibi dağıtılanlar…

Asgari ücretin nasıl oluşturulduğunu biliyorsunuz sanırım;

Sözde bir çalışanın beslenme, konut, giyim, sağlık, ulaşım, kültür, dinlence gereksinimini karşılayabileceği en düşük ücret…

Yurttaşın istediği bu…

Hepsinin fiyatı öyle kalsın, ancak gereksinmelerinin “en azını” alabilme “gücü” olsun…

Yurttaşının “alım gücünü” sağlayamayan sistemlerin “sağlığından” söz edilemez!

Yurttaşın “sağlıklı” düşünmesinin yolu da, “alım gücünün” olmasından geçer!

Şunu önemsiyorum:

“İktidar”, yurttaşı için bunu yapabiliyor mu?

***

Geçtiğimiz günlerde “‘İndirim’ değil, ‘alım gücü’” başlıklı yazıyı bu paragrafla bitirmiştim.

İyi de; kim dinler, desenize…

Kimse tutturduğu yoldan “yanlışlığını bile bile” dönme erdemini göstermediği gibi; “yanlışın” sürmesi, “acının” biraz daha yayılması, toplumun üzerine karabasan çökmesi için uğraş veriyor sanki…

“İktidara” bakan, “iktidarla” düşüp-kalkan, “iktidarın” başarı grafiğinin izleyicisi olanlar; “iktidar” kurallarıyla oynamayı sürdürüyor!

Ne yapmıştı “iktidar”?

Bir, tüm uyarılara karşın, “damdaki çatlağın” ne varlığını, ne de onarılması gerektiğini düşünmüş; ülkeyi bugün yaşanan ekonomik çıkmaza sürüklemişti!

İki, yurttaşları çağdaş yaşamın içine almak için, Avrupa ile sıkı işbirliği yapılan dönemde, Fettullah için oluşturulan “gücün” yasal tabanlarda tartışılmasına karşın; “o gücü” yok saymanın dışında, “birlikte yürüdük biz bu yollarda” diyerek desteklenmesi, “ne istedilerse verilmesi” nedeniyle ülkede yaşananlar…

“Yanlış” yapılanlar, o gün olduğu gibi, bugün de var…

Eğitimden üretime, ekonomiden sağlığa, gencinden yaşlısına, işsizinden esnafına, emeklisinden ev hanımına dek…

Üretenden tüketene dek…

***

Birkaç gün önce, Adana gazetelerinde “kırmızı etin kilosu 55 liraya düştü” başlığıyla bir haber vardı!

Öncesinde 65 liraya dek yükselmiş! Ancak Türkiye Kasaplar Federasyonu ile Et-Süt Kurumu bir araya gelerek çalışmışlar, yurttaşın “daha ucuz” kırmızı et tüketebilmesi için fiyat 55 liraya düşürülmüş!

Peki, geçtiğimiz yıl 40-45 lira olan kırmızı et “neden” zamlanarak 65 lira olmuştu?

Bir “başı-boşluk” mu vardı, herkes “serbest piyasa” oynaklığını bu denli “sorgusuz” biçimde kullanabiliyor muydu?

Üretici dernekleri, tüketici örgütleri, meslek odaları salt hayvansal ürünlere zam yapılırken değil, sorumlu oldukları yapıların-örgütlerin zarar gördüğü süreçte ne yapıyorlardı?

Bugün “kırmızı etin kilosu 55 liraya düştü” denilerek “ödev” yerine getirilmiş sayılıyor muydu?

***

Öyle mi? Şunu soruyorum:

Bir yıldan bu yana ekonomide oluşan çatlak, salt döviz kurunun yükselmesine neden olmamış, ayrıca üretimde dışalımla sağlanan girdiler nedeniyle “ürünün” daha pahalıya mal olmasına da neden olmuştur!

“İktidar”, besicilerin üretimlerini daha ucuz yapmalarını sağlamak yerine; dışalımla getirdikleri, kendilerine yakın zincir marketlerde sattırdıkları, bizim dağımızda-toprağımızda yapılan besinin tadını vermeyen kırmızı etlerin “açıklamasını” yapanları şu ana dek anlayamadım!

Bir türkü vardı anımsamayan yoktur “bakkal amca bakkal amca- yağın var mı- unun var mı- şekerin var mı- nu duruyorsun- helva yapsana helva yapsana” der…

Bizim dağımız vardı, otlak alanlarımız vardı, toprağımız vardı, suyumuz vardı, insanımız da vardı bunları yapacak; neden besicilik özendirilmeyip, her geçen gün üretim düşürülüyor, alanlara daraltılıyor, saman-yem girdileri dövizle yapılıyor, besici masraflarına katlanamayıp kesime gönderiyordu; neden?

***

Adana’da basında yer alan “kırmızı etin kilosu 55 liraya düştü” haberi sevinilmesi değil, kalan besi üreticiliğinin de yok olması anlamını taşır!

Geçmiş bir yazıdan yaptığım alıntıda;

“Asgari ücretin nasıl oluşturulduğunu biliyorsunuz sanırım;

Sözde bir çalışanın beslenme, konut, giyim, sağlık, ulaşım, kültür, dinlence gereksinimini karşılayabileceği en düşük ücret…

Yurttaşın istediği bu…” dediğim gibi, istenen-beklenen başka, uygulama başka!

Yurttaş “kırmızı etin kilosunu 55 liraya” değil, “kırmızı etin kilosunu 20 liraya” yesin, ne güzel; avuç içi kadar ülkeler yurttaşlarına bu olanağı veriyorlar zaten…

Tüketen bu olanağı verirken, “üretene” de bu “ürünü”, “bu fiyattan” satabilme özgürlüğü sağlayım! Ülkenin bunca olanaklarına karşın, “tüketim toplumuna” dönüşmesi için harcana çaba salt bugüne değil, gelecek için de büyük yaradır!


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık