Bugün 2026’nın ilk gününü yaşıyoruz.
Bir yılı daha geride bıraktık. Ama sıradan bir yıl değil bu… Emperyalizmin dört bir koldan saldırıya geçtiği, ulus devletlerin kuşatıldığı, bağımsızlık fikrinin hedef alındığı zorlu bir yılı ardımızda bıraktık.
2025 yılı boyunca küresel emperyalizm; Paris İklim Anlaşması, iklim yasaları, karbon ayak izi, su ayak izi, küresel iklim değişikliği gibi ilk bakışta masum, hatta “insanlık yararına” görünen kavramlar üzerinden özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere ağır baskılar uyguladı. Bu kavramlar, birer çevre duyarlılığı aracı olmaktan çıkarılıp yeni bir sömürü mekanizmasının aparatları hâline getirildi.
Amaç açıktı:
Ulus devletleri zayıflatmak, doğal kaynakları küresel sermayenin denetimine almak ve millî egemenliği işlevsizleştirmek.
2025, aynı zamanda yapay kıtlıkların, su krizlerinin, tarım üzerinden kurulan baskıların yoğunlaştığı bir yıl oldu. “Chemtrail” adı verilen havaya kimyasal püskürtme iddiaları, birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de tartışıldı. Gökyüzümüzdeki olağan dışı yoğun uçuşlar, yağış rejimindeki dengesizlikler, tarım alanlarındaki verim kaybı; toplumun geniş kesimlerinde ciddi soru işaretleri yarattı. Bunları konuşmak bile bazı çevrelerce “yasaklı alan” ilan edildi.
Yetmedi…
türk milliyetçisi maskeli yerli işbirlikçiler eliyle köylerimiz, kasabalarımız proje adı altında dönüştürüldü. Kırsal alanlar, küresel projelerin deneme sahasına çevrildi. Nitelikli casuslar, “danışman”, “uzman”, “proje yöneticisi” sıfatlarıyla ülke içine yerleştirildi. 2025, bu acı gerçeklerle yüzleştiğimiz bir yıl olarak hafızalara kazındı.
Şimdi yeni bir yıla girdik.
Herkes gibi benim de 2026’dan beklentilerim, dileklerim var.
Dileğim; 2026’nın emperyalizmin oyunlarının artık net biçimde görüldüğü bir yıl olmasıdır. Paris İklim Anlaşması başta olmak üzere; küresel ısınma, karbon ayak izi, su ayak izi gibi kavramların ardına saklanan emperyalist tezgâhların deşifre edilmesidir.
Dileğim; Türk milliyetçiliği maskesi takarak küresel emperyalizmin bu ülkedeki sözcülüğünü yapanların, köylerimizi “proje” adı altında yabancı akıllarla dolduranların, tarih önünde afişe edilmesidir. Onların figüran olarak tarihin kara sayfalarında yer almasıdır.
Dileğim; gökyüzümüzdeki şüpheli faaliyetlere “dur” denilen, insan sağlığının, toprağın, suyun ve havanın gerçekten korunduğu bir yıl olmasıdır.
Ve en önemlisi…
Cumhuriyetimizi kuran parti başta olmak üzere, tüm siyasal partilerin yeniden Atatürk’ün yolunda siyaset üretmeye başlamasıdır. Tam bağımsızlık ilkesinin, ulus devlet anlayışının, millî egemenliğin yeniden siyaset merkezine oturtulmasıdır.
Ne kadar gerçekleşir, onu elbette Göktanrı bilir.
Ama şuna inanıyorum: İnsanların hızla yeniden kendine, köklerine, millet olma bilincine yöneldiği bir Türkiye’den yükselen bu talepler Göktanrı katında karşılıksız kalmayacaktır.
2026’nın; uyanışın, fark edişin ve hesap sorma cesaretinin yılı olması dileğiyle…
ADANA
2 saat önceADANA
3 saat önceADANA
3 gün önceADANA
3 gün önceADANA
3 gün önceGÜNDEM
4 gün önceADANA
4 gün önceVeri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.