Geçtiğimiz gün AK Parti Grup Başkanvekili Sayın Özlem Zengin, “Türkiye Yüzyılı Buluşmaları” kapsamında Adana’da yaptığı konuşmada, Adana’nın başta sanayi olmak üzere birçok alanda Türkiye’ye büyük katkı sağladığını vurguladı. Sayın Zengin’in bu saptaması, Adana’nın gerçek potansiyelini ve Türkiye için stratejik konumunu bilen herkesin yıllardır dile getirdiği haklı bir gerçeğin ifadesidir. Bu sözleri bir siyasetçiden duymak, elbette kıymetlidir. Ancak şunu da unutmamak gerekir: Sadece saptama yapmak değil, bu saptama doğrultusunda adım atmak da siyasetçinin görevidir.
Bugün Adana, her anlamda Türkiye’ye değer katan bir şehir olmasına rağmen, yıllardır süregelen ihmallerin ve yanlış yatırımların kurbanı oluyor. En somut örneklerden biri ise, hiç kuşkusuz Adana Havalimanı’nın kapatılarak Mersin’e taşınması sürecidir.
Türkiye’nin En Çok Kazanan Havalimanı Kapatıldı
Adana Havalimanı, uzun yıllardır hem iç hatlar hem dış hatlar açısından yoğun bir yolcu trafiğine sahipti. Öyle ki, bazı yıllarda Türkiye’nin en çok gelir getiren havalimanları arasında yer aldı. Ancak ne olduysa, bölgenin dinamikleri gözetilmeden, çevresel, ekonomik ve sosyolojik etkiler analiz edilmeden, bu hayati ulaşım noktası Adana’dan alındı ve Mersin’e kaydırıldı.
Bugün geldiğimiz noktada;
Kısacası, sadece bir havalimanı değil; Adana’nın ticareti, istihdamı, ekonomisi ve prestiji de yerinden sökülüp götürüldü.
Filistin’e Duyarlılık Güzel, Peki Ya Adana?
Sayın Zengin’in Gazze ve Filistin meselesindeki hassasiyetini anlıyor ve saygıyla karşılıyoruz. Nitekim, bu konu özellikle milli görüş geleneği için her zaman ana gündem maddesi olmuştur. Ancak, burada haklı bir soru ortaya çıkıyor: Türkiye’nin bu kadar önemli bir şehrinin uğradığı bu büyük kayba karşı neden benzer bir hassasiyet gösterilmiyor?
Elbette Filistin meselesi dış politikada öncelikli olabilir, ancak bu durum Adana gibi yerli ve milli değerlerin arka plana atılmasını meşru kılmaz. İçeride güçlü olmazsak, dışarıda sesimiz ne kadar gür çıkabilir?
Adana Havalimanı Yeniden Açılmalıdır
Adana’nın değerini bilen bir siyasetçi olarak Sayın Zengin’den ve tüm yetkililerden beklediğimiz çok net: Adana Havalimanı’nın yeniden Adana’ya kazandırılması için somut adımlar atılmasıdır. Bu yalnızca bir ulaşım meselesi değil; bu, şehir hakkını teslim etme meselesidir.
Yatırım, istihdam, turizm, sanayi, tarım ve ihracat… Adana tüm bu başlıklarda Türkiye’nin lokomotif şehirlerinden biri olmayı sürdürüyor. Böylesi bir şehri cezalandırmak değil, tam tersine desteklemek gerekir. Yerinde duran değil, yerinde duranları yerinden eden yatırımlar bu ülkeye fayda değil, zarar getirir.
Sözün özü;
Sayın Zengin’in Adana’ya dair sözleri elbette yerinde ve değerlidir. Ancak artık Adana sadece övgü değil, eylem bekliyor. Bu şehrin alın terine, emeğine ve tarihine yakışan bir davranış da, Adana Havalimanı’nın Adana’ya geri kazandırılmasıdır.
**
Mevlüt Abinin Not Defteri
Yakında Beton Yer, Beton İçeriz
Toplu taşıma aracında sabah işe giderken ya kestiririm, ya da pencereye yapışıp etrafı izlerim. Kestirince rüyamda yine otobüsteyim, etrafa bakınca da zaten bir rüya görüyor gibiyim: Tarla vardı, bina olmuş. Bina vardı, daha da bina olmuş. Müteahhit rüyası gibi bir manzara.
Eskiden pamuk tarlası olan yerde şimdi apartman blokları yükseliyor. “Pamuk gibi hayat” deyince artık kimse yumuşacık bir yaşamı değil, yeni yapılmış sıva kokan daireleri anlıyor.
Geçen gün bizim mahallenin kenarındaki tarlaya kepçeler girmiş. 4 ay önce adam karpuz ekiyordu, şimdi kolon demiri dikiyor. Sordum, “Ne yapıyorsunuz?” dedim. “8 katlı bina abi” dedi. “E karpuzlar?” dedim, “Artık karpuzdan kazanılmıyor abi” dedi. “Betondan kazanılıyor.”
Tarlayı satan eski sahibiyle karşılaştım. Dedim, “Abi hani sen çiftçiydin?”
“Eee Mevlütçüğüm,” dedi, “yıllarca domates ektik, salatalıkla uğraştık, yağmur duasına çıktık. Artık ben de kira duasına çıkıyorum.”
Haklı adam. Toprağı ekmekle uğraşacağına, binayı dikip kira gelsin diye bekliyor. Bir zamanlar toprağın bereketinden geçinirdi, şimdi toprağın üstüne oturtulan betondan. Modern tarım teknikleri: Kat karşılığı.
Ama düşünüyorum da… Hepimiz binaların üstünde oturacağız da, altında ne var? Toprak. Ama ekip biçmeye değil, temel kazmaya yarıyor artık.
Yakında markete gideceğiz, domatesin kilosu 150 lira. “Neden bu kadar pahalı?” diyeceğiz, manav başını kaldıracak:
“Domates değil o, abi. Beton domates. Lüks sitede yetişti.”
Zeytinyağını artık dönercide değil, emlak ofisinde bulacağız. “Bu zeytin hangi yöreden?” diyeceğiz, “Bu zeytin değil abi, bu 2+1 daireye bonus.”
Yarın bir gün biri “Karpuz keseceğim” dese, “İnşaat mı başlıyor?” diye soracağız.
Velhasıl dostlar, toprak gitti. Yerine beton geldi. Belki bir gün oturup yediğimiz betonları konuşacağız. Laf arasında, “Bu kolonlar hangi yöreden?” diye soracağız. “Bu kiriş Adana’nın Seyhan’ından abi, eskiden pamuk tarlasıydı,” diyecekler.
Ne diyeyim… Afiyet olsun. Yakında hep birlikte:
Beton yer, beton içeriz.
ADANA
31 dakika önceADANA
1 saat önceADANA
3 gün önceADANA
3 gün önceADANA
3 gün önceGÜNDEM
4 gün önceADANA
4 gün önceVeri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.