Ulu Önder Mustafa Kamal Atatürk’ün uçmağa varışının ardından devletin ve CHP’nin başına geçen İsmet İnönü’nün, Atatürk’ün kadrolarını tasfiye ettiği ve devrimci çizgiyi geri plana ittiği uzun yıllardır tartışılır. İnönü dönemi, birçok tarihçi ve siyaset bilimci tarafından Atatürkçü çizginin yumuşadığı, bazı alanlarda da geri adım atıldığı bir dönem olarak değerlendirilir.
Bugün gelinen noktada ise bu tarihsel tartışma yeniden alevlenmiş durumda. CHP’nin 39. Olağan Kurultayında delegelerin oyuna sunulacak olan yeni program taslağı, partinin Atatürk ile bağı konusunda önemli soru işaretleri doğurdu.
Taslak metnin ilk sayfalarında “CHP Kuvayımilliye’dir, milli mücadeledir, bağımsız Türkiye’dir” vurgusu yer alıyor. Fakat sayfalar ilerledikçe Atatürk’ün en temel ilkelerinden biri olan tam bağımsızlık ilkesinin adım adım geri çekildiği görülüyor.
Programın dış politika bölümünde, Avrupa Birliği’ne “tam üyelik” tekrar ana hedef olarak tanımlanmakla kalmıyor; Avrupa Konseyi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Paris İklim Anlaşması, Avrupa Yeşil Mutabakatı, Dünya Ticaret Örgütü kural setleri, Avrupa Birliği müktesebatı gibi geniş bir uluslararası norm ve yapı dizisine uyum, neredeyse programın omurgasını oluşturuyor.
Sayfa sayfa sıralayacak olursak:
Bütün bu ifadeler yan yana getirildiğinde ortaya çıkan tablo şu: CHP, tam bağımsızlıktan çok bağımlı entegrasyon modelini benimsiyor. Atatürk’ün “Siyasi, ekonomik, askerî tam bağımsızlık” ilkesinden uzaklaşan; Türkiye’nin dış politika, hukuk, enerji, çevre ve ticaret düzenini Avrupa normlarına uyumlu hâle getirmeyi önceleyen bir çerçeve.
Elbette dünyaya kapalı, içe dönük bir Türkiye modeli Atatürkçülük değildir. Atatürk, çağdaşlaşmayı Batı’nın biliminden yararlanarak, ama kendi ulusal karakteri ve bağımsız iradesiyle gerçekleştirmek istemiştir. Ancak taslak programda çizilen model, “çağdaşlaşma”dan çok “uyumlandırma” izlenimi veriyor.
CHP’nin kurucu iradesi, emperyalizme karşı verilen kurtuluş mücadelesi ve tam bağımsızlık temelinde yükselirken, bugün karşımıza çıkan program taslağında bu ruhun giderek silikleştiği görülüyor.
Umarım CHP’li delegeler, kurultay salonunda bir kez daha Atatürk’ün portresine bakıp şu sorunun cevabını düşünür:
“Biz bugün burada, Atatürk’ün partisini hangi yöne doğru götürüyoruz?”
Tam bağımsızlık ilkesinin budanmasına, Türkiye’nin yeniden Batı merkezli yapılara bağımlı hâle gelmesine izin vermezler. CHP’nin kurucu lideri Atatürk’ün çizgisinden kopmak, sadece parti için değil, Türkiye için de telafisi güç bir kırılma olur.
ADANA
Az önceADANA
Az önceADANA
Az önceADANA
7 dakika önceADANA
18 saat önceADANA
22 saat önceADANA
22 saat önceVeri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.