Adanalı kermese yabancı değildir… Hatta öyle yabancı değildir ki, kentin sosyolojik haritasını bir gün birileri çıkaracak olsa, “kermes yoğunluk bölgeleri” diye ayrı bir katman açmak zorunda kalırlar. Nerede boşalan bir dükkân, nerede bir park köşesi, nerede bir gölgelik alan varsa, dinî yapılardan hemşeri derneklerine kadar onlarca yapının anında kermes kurduğunu yıllardır görüyoruz. Filistinli birini öksürmesi bile yetiyor; hop, İnönü Parkı’nda, Baraj Yolu Gençlik Meydanı’nda başka bir kermes daha!
Hatta bazı kermesler o kadar ‘kalıcı’ hale geldi ki, neredeyse tabelalarını takıp dükkân açacaklar. Bir gün yolu düşen biri “Burası geçici standtı?” diye soracak, “Yok canım, üç yıldır buradayız” cevabını alınca şaşıracak.
Ama tüm bu kermes bolluğunun bir bedeli var…
Bu kermesler nerede açılıyor?
Esnafın tam burnunun dibinde.
Dükkânı için binlerce lira kira ödeyen, vergisini veren, SGK primini zamanında yatıran, çalışanına maaş yetiştirmeye uğraşan esnafın tam yanında ya da karşısında.
Sonra o meşhur görüntü ortaya çıkıyor:
Bir tarafta vergisi, stopajı, kirası, faturası olan işletme…
Diğer tarafta, denetimsiz ortamda döner, gözleme, sıkma satan kermes tezgâhı.
Haksız rekabetin kitabını yazsan, giriş bölümüne bu sahneyi koyarsın.
Maliye?
SGK?
Belediyeler?
Tarım İl Müdürlüğü?
Hepsi bakıyor… “Bakmak” fiili burada sadece iki saniyelik göz hareketi olarak kullanılıyor. Müdahale mi? Yok. Denetim mi? Az. Yaptırım mı? Aman efendim, o da ne?
Adanalı artık alıştı.
Hem kermese, hem yetkililerin duyarsızlığına.
Ama dün sabah otobüste gördüğüm bir afiş, alışılmış ezberi bile bozdu.
Afiş, Yüreğir Devlet Hastanesi’nin kermes duyurusuydu.
Diyeceksiniz ki, “Yüreğir Devlet Hastanesi kermes düzenleyemez mi?”
Elbette düzenler. Hem de adı sanı bilinmez cemaatlerin, oluşumların düzenlediklerinden bin kat daha hakkı vardır.
Sorun, kermesin nerede düzenlendiği.
Kermes, bugün başlayıp üç gün sürecek ve nerede yapılacak dersiniz?
Adana’nın en büyük alışveriş merkezlerinden biri olan M1 AVM’de.
Evet yanlış duymadınız.
Kirası cep yakan, işletme giderleriyle küçük işletmeleri terleten dev bir AVM’nin içinde…
Saat sabah 10.00’dan akşam 22.00’ye kadar, üç gün boyunca.
Yani aynı koridorlarda, aynı metrekarelerde, her ay binlerce lira kira ödeyen, vergisini tam yatıran, SGK primlerini zamanında veren, onlarca personel çalıştıran mağazaların tam ortasında, rekabet ne kadar haksız olabilirse o kadar haksız bir ortam oluşacak.
İşte burası yanlış.
Kermes yapmak istiyorsanız, yapın.
Hastanenin bahçesi olur, Atatürk Parkı olur, İnönü Parki olur, Merkez Park olur… Herkes destekler, kimse de itiraz etmez.
Ama kirasını, vergisini, giderini günü gününe karşılayan esnafın alanına girerek, onun rızkına ortak olmak, hele ki bunu bir kamu kurumunun yapması…
Bu, bırakın esnafı, kamu kurumunun imajına bile zarar verir.
Kermes kültürü Adana’nın bir gerçeği olabilir.
Ama kermes adaletinin de bir sınırı olmalı.
Yüreğir Devlet Hastanesi’nin yapması gereken çok açık:
Toplumun desteğini almak istiyorsa, esnafın kazancına kast ederek değil; kendi alanında, kamusal bir alanda, herkesin gönül rahatlığıyla katkı sunabileceği bir kermes düzenlemek.
Doğru yer, doğru iş…
Yanlış yer, yanlış rekabet…
Adanalı kermesi sever ama haksızlığa tahammülü yoktur.
GÜNDEM
Az önceADANA
3 saat önceADANA
1 gün önceADANA
3 gün önceADANA
4 gün önceADANA
5 gün önceGÜNDEM
5 gün önceVeri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.