Bazen küçücük bir hareket, koca bir dünyanın gidişatını değiştirmez belki… ama bize insanlığın hâlâ tükenmediğini fısıldar.
Arjantin’de bir elektrik direği yenilendi. Yorgun ahşap direğin yerine betonarme, güçlü ve modern bir direk dikildi. Ama o direğin bir sakini vardı: Bir ağaçkakan. Yıllarını verdiği, kanat çırpa çırpa oyarak yuva yaptığı ahşap. Görevliler bunu görmezden gelmedi. O eski direği alıp çöpe atmadılar. Yeni direğin yanına, aynı yüksekliğe bağladılar. Yani bir kuşun yuvasına dönüş yolunu kapatmadılar.
Küçücük bir jest… ama aslında çok şey anlatıyor. Doğaya duyulan saygıyı, canlıyla kurulan bağı, insanlığın vicdanını.
Peki ya biz?
Bizim topraklarda çoğu kez bunun tam tersi sahnelere tanıklık ediyoruz. Ankara’da yol genişletme için bir gecede kesilen asırlık çınarları hatırlayalım. İstanbul’da bir park uğruna yıllardır süren kavgaları, kuzey ormanlarının sessizce yok edilişini… Karadeniz’de derelerin HES projeleriyle susturuluşunu, Munzur’da baraj uğruna sular altında kalan köyleri… Hepsi, “ilerleme” adına doğadan kopardığımız parçalar.
Oysa ilerleme, sadece beton dökmek, gökdelen dikmek değildir. Gerçek ilerleme, bir kuşun yuvasına dokunmadan da yol yapabilmektir. Bir sincabın dallar arasında özgürce koştuğu ormanı koruyarak da şehir kurabilmektir. Bir derenin şırıltısını susturmadan da enerji üretebilmek demektir.
Arjantin’deki o direk bize şunu hatırlatıyor: Uygarlık, doğayla uyum içinde yaşamakla mümkündür. Ağaçkakanın yuvasına sahip çıkmak, aslında insanın kendi kalbine sahip çıkmasıdır.
Darısı bize… Belki bir gün biz de altyapının, şehirlerin, yolların arasında doğaya kucak açabiliriz. İşte o zaman gerçekten modern oluruz. Çünkü unutmayalım: Bir direğe bağlanan eski bir ahşap, aslında hayatın kalbine bağlanan bir umut dalıdır.
**
Adana Havalimanı’nın Sessizliği, Sandığa Yansır
Ulaştır(ma)ma Bakanı Abdulkadir Uraloğlu geçtiğimiz günlerde büyük bir gururla açıkladı: Hatay Havalimanı’nda uçuşlar yeniden başladı. Depremde ağır hasar gören, pistleri çöken, neredeyse kullanılamaz hale gelen o havalimanında birinci etap çalışmalar bitirilmiş, 2 bin 720 metre uzunluğunda ve 45 metre genişliğinde yardımcı pist hizmete alınmış. Yani, tam anlamıyla hazır olmadan alelacele kapılar açılmış, uçuşlar başlatılmış.
Peki aynı bakan, Türkiye’nin en yoğun kullanılan şehir havalimanlarından biri olan Adana Havalimanı’nı niye kapattı? Hangi gerekçeyle? Bu kente yıllardır hizmet eden, milyonlarca yolcunun gelip geçtiği bir havalimanı neden sessizliğe gömüldü?
Anımsayalım: Adana Havalimanı, kapasitesini rahatlıkla artırabilecek bir potansiyele sahipti. Pisti sadece 900 metre uzatılsaydı, bugün hâlâ bölgenin en güçlü yolcu kapısı olabilirdi. Ama yapılmadı. Onun yerine milyarlarca lira harcanarak Mersin’e Çukurova Havalimanı inşa edildi. Üstelik Adana Havalimanı’ndaki birçok eşya da oraya taşındı. Sonra da aynı bakan, Çukurova Havalimanı’nın ne kadar uçuşa ev sahipliği yaptığını övgüyle anlattı. Halbuki Adana Havalimanı, yıllardır o rakamların çok daha fazlasına zaten ev sahipliği yapıyordu.
Şimdi soruyorum: Hatay Havalimanı yarım yamalak açılırken, Adana Havalimanı niçin hâlâ kapalı? Adana’nın sesi neden duyulmuyor?
Seçimlere yaklaşıyoruz Sayın Bakan… Açık konuşalım: Adana Havalimanı’nı açmadan bu şehirden oy istemek kolay olmayacak. Adana halkı hakkının teslim edilmesini bekliyor. Bu kentin kapısına kilit vurmakla Adanalı’nın iradesini susturabileceğinizi sanıyorsanız, yanılıyorsunuz.
Mersin’de de, Hatay’da da tablo aynı. İnsanlar gözünün içine baka baka yapılan adaletsizliği görüyor. Adana Havalimanı’nın yeniden açılması sadece bir ulaşım meselesi değil; aynı zamanda bir adalet meselesidir.
Bizim istediğimiz şey lüks değil. Müze gibi sergilenen Çukurova Havalimanı değil. Tek isteğimiz, zaten var olan Adana Havalimanı’nın yeniden açılması. Hem de öyle açılış kurdelesiyle değil, hak ettiği onurla.
Darısı en kısa zamanda o müjdeyi vermeye… Hem de bizzat kapısına kilit vuran bakanın ağzından. Çünkü Adana, hakkını er ya da geç alacaktır.
**
Mevlüt Abi’nin Not Defteri:
Sevdalar sorunu
Anlaşılan bizim Ulaştır(ma)ma Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye’nin güneyine ayrı bir sevdalı. Ama öyle bir sevda ki, Adana hariç!
Önce Mersin aşkı dillere destan oldu. Çukurova Havalimanı için neler yaptı, neler anlattı… Yetmedi, şimdi de Hatay sevdasına tutuldu. Havalimanı tam bitmeden “hadi uçak insin” diyerek açılışı bastı. Gören de zanneder ki yangından mal kaçırıyor.
Ben anlıyorum aslında. İnsan doğduğu yeri sever, memleketine ayrı düşkün olur. Bakan bey Mersin’i sever, Hatay’a göz kırpar, eyvallah. Herkesin gönlünde bir memleket sevdası vardır. Ama anlamadığım şey şu: Bu iki sevdanın arasındaki Adana’yı niye pas geçiyor? Haritanın ortasında koskoca şehir var, görmemek mümkün değil.
Kahvede gazeteyi okurken bizim Şeytan Metin geldi, tak diye sordu:
— Mevlüt abi, bakan Hatay’ı, Mersin’i çok seviyor, sen hangi kenti seviyorsun?
Doğrusunu isterseniz hiç düşünmemiştim. Vallahi ben bizim ülkenin hiçbir şehrine öyle “sevda” gözüyle bakmamışım. Ama dedim ki, madem sayın bakan bizim bölgede gönül dağıtıyor, biz de karşılıksız bırakmayalım. Adamın memleketinden bir yer seçelim, dengeler eşitlensin.
Hemen haritayı açtık Şeytan Metin’le. Başladık elemeye. Samsun’u eledik, Trabzon’u geçtik. Üç şehir kaldı: Giresun mu olsun, Rize mi olsun, yoksa Gümüşhane mi?
Şimdi kara kara düşünüyoruz. Bir karar vereceğiz, sonra Şeytan Metin’le ikimiz, seçtiğimiz o şehrin sevdalısı olacağız. Hem memleketler arası sevda dengesi de sağlanacak.
Kısacası, sayın bakan Hatay’la Mersin arasında dolanıp Adana’yı unutuyorsa, biz de boş durmayacağız. “Adanalı sevdalı olmaz” diyenlere inat, bir gün Giresun’u, bir gün Rize’yi, en olmadı Gümüşhane’yi sevdalı ilan edeceğiz.
Ama ne olursa olsun, şunu da deftere not düşeyim: Adanalı’nın gönlü kolay kolay kimseye geçmez. Hele ki kapısına kilit vurulmuş bir havalimanı varken, Adana’nın sevdası sandıkta kendini gösterir.
ADANA
12 saat önceGÜNCEL
1 gün önceADANA
1 gün önceADANA
1 gün önceADANA
2 gün önceADANA
2 gün önceGÜNDEM
2 gün önceVeri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.