Biraz Daha Bekleseydiniz!

Biraz Daha Bekleseydiniz!

ABONE OL
2 Aralık 2025 08:09
Biraz Daha Bekleseydiniz!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bir akademik yıl açılışı ancak bu kadar “gecikmiş aceleyle” yapılabilirdi…

Çukurova Üniversitesi 28 Kasım Cuma günü 2025–2026 Akademik Yılı’nı törenle açtı.
Evet, yanlış okumadınız: 28 Kasım.

Törene TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ve Adana milletvekilleri de katılınca, haliyle akademik yıl açılışı bir bilim şöleni olmaktan çıkıp siyasal bir miting kıvamına kavuştu. Hoş, Türkiye’de hangi açılış çok partili rejimin gölgesinden kurtulabiliyor ki? Ama yine de insan “biraz daha uygun tarih bulunabilirdi” diye düşünmeden edemiyor.

Tören Var Ama Öğrenciler Vize Sınavına Bile Girmiş

Çukurova Üniversitesi’nin resmi akademik takvimine göre:

  • Tıp Fakültesi 2, 3, 4 ve 5. sınıflar 1 Eylül’de,
  • Tıp Fakültesi 1. sınıf 15 Eylül’de,
  • Tıp Fakültesi 6. sınıf 7 Temmuz’da,
  • Diş Hekimliği Fakültesi 8 Eylül’de,
  • Hukuk Fakültesi ve Devlet Konservatuvarı 15 Eylül’de,
  • Enstitüler 22 Eylül’de eğitim öğretime başlamıştı.

Yani öğrenciler kampüsün yolunu tuttuğunda ortada ne açılış vardı ne konuşma… Üniversite sessiz sedasız derslerine başlamış, hatta öğrenciler 10–16 Kasım arasında vize sınavlarını bile tamamlamıştı.

Özetle:
Akademik yıl fiilen üç ay önce başlamış, vize sınavları da iki hafta önce yapılmışken…
Biz hâlâ “2025–2026 Akademik Yılı Açılış Töreni” yapıyoruz.

Acele Etmeselerdi Final Sınavlarına Da Yetişirdi

İnsanın aklına doğal olarak şu sorular geliyor:

Madem üç ay beklediniz…
Birkaç hafta daha bekleyip güz dönemi finallerinden sonra yapsaydınız ya!
Hatta bahar dönemi vizelerinden sonra yapsaydınız, iyice garanti olurdu.
Belki mezuniyet töreniyle birleştirir, toplu bir merasimle işi kökten çözerdiniz!

Açılış töreni o kadar geç kaldı ki, öğrenciler neredeyse “hocam akademik yılı açmadan biz kapatıyoruz” diyecek noktaya gelmişler.

Üniversite yönetimi bu tören için neden bu kadar acele etti, doğrusu anlamak mümkün değil.
Belki protokolün programı sıkışıktı, belki kampüsteki palmiyeler o gün daha yeşildi, belki de “gecikmiş açılış” geleneğini başlatmak istediler… Kim bilir?

Bilimin Ritmi Başka, Protokolün Ritmi Başka

Türkiye’de akademik yıl açılışları çoğu zaman bilimin değil protokolün takvimine göre yapılır.
Ama Çukurova Üniversitesi bu defa ölçüyü biraz kaçırmış gibi.

Üç ay önce başlayan, iki hafta önce vizeleri biten bir akademik yılın açılışını yapmak…

Hem bilimsel ciddiyet açısından tuhaf,
hem de öğrencilerin gözünde hafif mizahi bir tablo oluşturuyor.

Belki de üniversite bunu bilerek yaptı…
Sonuçta mizah da bir bilim dalı sayılır, öyle değil mi?

Sonuç: Açılış Günü Değil, Açılış Mevsimi

Çukurova Üniversitesi 2025–2026 Akademik Yılı açılışını yaptı ama…
Biz hâlâ hangi yılın açıldığını tam çözemedik.

Belki de üniversite yeni bir uygulama başlatmıştır:
“Açılış töreni akademik yıl başladıktan sonra yapılır.”

Ne diyelim…
Bilimsel yeniliklere açık olmak güzel bir şey.

Yine de insanın içinden bir cümle yükseliyor:

Biraz daha bekleseydiniz hocam… Final sınavlarından sonra hep birlikte açardık!

 

**

KANAAT ÖNDERİ CUMALİ DOĞRU VE BEHÇET HOMURLU

MHP Seyhan İlçe Teşkilatı’nın dün servis ettiği basın bültenini okuyan herkesin kafasında aynı soru belirlemiştir:
Cumali Doğru ve Behçet Homurlu ne zaman “kanaat önderi” oldular?

Bültende, ilçe başkanının bir heyetle birlikte yaptığı ziyaretlerde, Adana Çiftçiler Birliği eski başkanı Cumali Doğru ile Adana Çiftçiler Birliği ve Türkiye Jokey Kulübü’nün eski başkanlarından Behçet Homurlu’nun “kanaat önderi” olarak tanımlandığını görünce ister istemez durup düşünüyorsunuz.

Her ünlü kanaat önderi değildir.
Her eski başkan da değildir.
Hatta her popüler figür hiç değildir.

Kanaat önderi, psikolojiden sosyolojiye uzanan derin bir kavramdır. Bir kişinin topluma bir şeyler anlatabilmesi yetmez; toplumun anladığı dille anlatması gerekir. Bu nedenle kanaat önderi, dışarıdan bakan değil, kendi grubunun içinden yaşayan kişidir. Onun davranışları model alınır, fikirleri hızla benimsenir. Merak edenler Turnbull ve Meenaghan’ın 1980’deki çalışmasına bakabilir; tanım orada da nettir.

Kanaat lideri dediğimiz kişi yalnızca etkileyici konuşan biri değildir.
Halkın farklı kesimlerine inebilen, hatipliği olan, olguları çözümleyebilen, karizması bulunan, sevimliliğiyle bağ kurabilen, bilgi ve uzmanlığıyla güven veren, iletişim becerisi yüksek kişidir. Üstelik çağımızda güçlü sosyal medya varlığı bile artık bu tanıma dahildir.

Dahası var:
Kanaat liderinin hayatındaki yenilikler, grubun hayatına da sirayet eder.
Eğer bir kanaat lideri eşine ya da kızına ehliyet aldırsa, ertesi yıl o ilde kadın sürücü sayısında artış bile görülebilir. Akran etkisi gençlerde nasıl çalışıyorsa, kanaat önderi etkisi yetişkinlerde böyle çalışır.

Peki…
Cumali Doğru ve Behçet Homurlu’nun hangi özellikleri onları kanaat önderi yapıyor?

Kitleleri peşinden sürükleyen hangi fikirleri var?
Toplumsal davranışları değiştiren hangi kararları aldılar?
Hangi sosyolojik etkiyi yarattılar?
Karizma mı? Hitabet mi? Halkta karşılık mı?

Doğrusunu söylemek gerekirse, ortada kanaat önderliği değil, olsa olsa “kanat önderliği” var. Yani partinin kendi kanadında sevilen, sayılan isimler olabilirler ama bu başka bir şeydir; kanaat önderi olmak başka bir şey.

Belki de haklısınız…
Belki de biz henüz farkında değiliz, oldu bittiye getirilen yeni bir kanaat önderliği sistemi çıktı:
“Birini yeterince uzun süre kanaat önderi dersen, bir gün gerçekten kanaat önderi olur.”

Ama kusura bakılmasın, bu iş öyle kolay değil. Kavramların içini boşalttıkça siyaset de, toplum da anlamını kaybediyor.

Özetle…
Her beğendiğimiz kişiye “kanaat önderi” demeyelim.
Yoksa kanaat önderi enflasyonundan yakında kimseye güvenmez hâle geliriz.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.