Biri yer/ biri bakarsa…

Biri yer/ biri bakarsa…

ABONE OL
7 Ocak 2026 13:32
Biri yer/ biri bakarsa…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Kimi gelişmeleri gördükçe aklımızın tutulası geliyor! Nasıl tutulmasın ki? Anımsarsınız, geçtiğimiz hafta Hatay’da deprem evlerinin dağıtılması öncesinde yaşanmıştı; çamurlu yollara asfalt dökülmüş, yarım yapılar brandalarla kapatılmış, “borca sürülen tarla gibi” duvarlar boyanmıştı! “Güneş balçıkla sıvanmaz” ya, doğa da yanlışı bağışlamaz; beş/ gün sonra derme/ çatma yapılan yollarda oyuklar oluşmuştu! Buna “gösteriş” mi deniyor, “eksiği” alalama mı, yoksa olduğu gibi göstermeme mi?

Ne olmuş oldu şimdi? “Deprem evleri dağıtılması” töreninde yapılanlar bir yarar mı sağladı Hatay’a ya da ülkeye, yoksa yine yurttaştan alınan vergiler “gösterişten ödün verilmez” anlayışına mı savruldu? Kimin malını kimden kaçırıp, kimin parasıyla kime gösteriş yapılıyor; akıl oyunu bunlar! Ne olurdu ki “yaşananlar” herkese gösterilseydi, konteynırlarda süren yaşam ortaya konsaydı, yarım yapılar gizlenmeseydi, açılış çamurlu/ bozuk alanlarda yapılsaydı, insanlar “yönetenlerin” ne denli duygudaş olduğunu görselerdi? Yok, ille de “güneş balçıkla” sıvanacak; ya sonrası?

***

Emekli aylıklarının, “açlık sınırının” yüzde otuzbeş altında gerçekleşme olasılığı üzerinde durulurken, “iktidara” yakın isimlerden Şamil Tayyar, hükümetin şimdilik “derin yoksulluk” için düzenleme yapmayacağını, emekliler için yakın zamanda iyileştirme düşünülmediğini, ancak önümüzdeki yıl böyle bir değerlendirmenin yapılabileceğini söylemiş! Açıklaması şöyle: “Emeklileri derin yoksulluğun pençesinden kurtaracak seyyanen zam gibi iyileştirici ek düzenlemelerin 2027 yılında yürürlüğe sokulması planlanıyor. SSK/Bağ-Kur ve Emekli Sandığı emeklileri arasındaki zam farkının giderilmesi konusu da değerlendiriliyor…”

Bunun anlamı şu: “İktidar”, Chp’deki yükselişi bildiğinden, yaptırdığı tüm anketlerde Chp’nin gerisinde kaldığından 2027 yılı sonuna dek bir “erken seçim” düşünmüyor! Gerek “derin yoksulluk”, gerekse emeklilerin aylıklarını iyileştirmek için de “iktidara” kazanç sağlasın diye “seçim öncesini” düşünüyor! O zamana dek geçecek bir/ birbuçuk yıl içinde insanlar temel gereksinmelerini karşılayamıyormuş, protein tüketemiyormuş, doymuyormuş, açlıkla sınanıyormuş “hiç” umursamayacak; ancak seçim yaklaşırken “para musluklarını” açacak! Tayyar’ın açıklamasında başka bir “sonuç” çıkaran var mı?

***

Dünya Sağlık Örgütü’nün belirlediği kalori ihtiyacına dayanarak Türkiye’de açlık sınırı hesaplanıyor. Aile bireylerinin “en az” tüketmesi gereken miktar “açlık sınırı” olarak bilinen bedeli oluşturur! Bu belirlenen rakamın altında ne yaşamı sürebilmek ne sağlıklı olmak ne de doğal koşullara karşı bağışıklığı sağlamak olanaksızdır! Bizde açıklanan “açlık sınırı” otuzbin lira dolayında gerçekleşmesine karşın, bırakın “emeklinin” alması beklenen ondokuzbin lirayı, “asgari ücretlinin” alacağı yirmidokuzbin lira olmayan aylığının yaşamlarında bırakacağı izleri siz düşünün…

Yönetenlerin işi ne; yurttaşı “açlığa” sürüklemek mi, sesine kulak tıkamak mı, “yaşamını” seçim çerezi yakmak mı, prangalı yaşatmak mı, yaşarken bitirmek mi, güldürmemek mi, sevindirmemek mi, ne? Duygudaşlık kurmak bu denli zor, bu denli gereksiz bir olgu mu? Her şey ortada değil mi? Alın yirmibin lirayı, koyun cebinize, bir ay tek başınıza yaşayın bakalım başarabilecek misiniz? Bunlardan dolayı akıl tutulması yaşamayanın, bu yurdun sokaklarını bilmediğini düşünmek zor olmaz!

***

Akıl tutulmasının bir başka örneği de “yoksulluğun sıradanlaştırılması” değil mi diyeceğim de; “yoksulluğu” bile çok görüyor olmalılar bu yurdun yurttaşına! Bugün pazara çıkan bir aile, en temel gıda maddelerini almakta zorlanıyorsa, çocuklar sütten, peynirden yoksun kalıyorsa, buna “ekonomik denge” mi denir, yoksa “yaşamın çöküşü” mü? Açlık sınırının altında aylıklarla yaşamak zorunda bırakılan milyonlarca emekçiyi salt “seçim kazandıracak” güç olarak biliniyor demek ki… Demek ki insanların sofralarındaki boşluk/ açlık yönetenlerin gözünde bir “seçim hesabı” olmaktan öte bir şey değil! İşte bu işin içyüzü ekonomi değil, duygudaşlık eksiği…

“Gösteriş” için asfalt dökenler, “seçim” için zam vadedenler, aslında aynı anlayışın farklı yüzleridir… Gerçeği, acıyı, yoksulluğu alalamak…İşte bu yüzden, yurttaşın yaşamına vurulan pranga yalnızca ekonomik değil! Bu yaşananlar “toplumsal çöküş/ toplumsal çürüme” anlamına da gelir! “Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar” diye de boşuna denilmemiştir!

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP
escort ankara - Türk Porno - Ankara Escort Ankara escort, eskort, escort bayan Ankara Escort Bayan arkadaş bulmak istediğiniz ve ihtiyacınız olduğu her zaman Ankara Escort Sitesi.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.