Dün CHP’li iki milletvekilinin art arda düştüğü haberleri okurken, fotoğraflardaki tuhaf bir benzerlik gözüme çarptı. Bir şey dikkatimi çekti ama önce tam çıkaramadım. Sonra durup baktım: İkisi de kasketli!
CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut ile CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Meclis Bütçe Komisyonu’nda Tarım ve Orman Bakanlığı’nın bütçesi görüşülürken söz almışlar. Eleştirileri benzer, gündem benzer, dert zaten ortak: Tarım. Ama haberlerle birlikte servis edilen o fotoğraflar yok mu… İşte asıl onlar aynı.
Ayhan Barut kasketli.
Ömer Fethi Gürer kasketli.
Kasketin modeli? Adana’nın meşhur “köylü kasketi.”
Önce Gürer’in haberi düştü e-postama. Fotoğrafı görünce, “Bu poz bana bir yerden tanıdık geliyor…” dedim kendi kendime. Sonra jeton düştü: Merhum Bülent Ecevit’in, Karaoğlan’ın o meşhur kasketli miting fotoğrafları! Hani memlekette bir dönem fırtınalar estiren, bir sembole dönüşen o kasket.
Derken Ayhan Barut’un haberi geldi. Bir baktım, onda da aynı tarz bir kasket. Bu sefer Gürer’in fotoğrafı geldi gözümün önüne. İster istemez düşündüm: Bu kasketlerde bir sır mı var?
İşin doğrusu, iki CHP’li parlamenterin Tarım ve Orman Bakanlığı bütçesi görüşülürken aynı gün kasket takması epey ilginç geldi bana. Acaba dedim, CHP Genel Merkezi milletvekillerine bir genelge mi geçti? “Tarım konuşulacaksa kasket takılacaktır” gibi bir madde mi eklendi yönetmeliklere? Ya da Genel Başkan Özgür Özel, “Arkadaşlar, bütçeye kasketsiz gitmek yok!” diye bir talimat mı verdi?
Kafam karıştı doğrusu.
Tabii işin şakası bir yana… Belki de iki vekilin de tarıma dair mesajı güçlendirmek için seçtiği sembolik bir ayrıntıydı kasket. Belki de çiftçinin halinden anlamanın bir jestiydi. Kırsalın, üreticinin, alın terinin ve çiftçi hafızasının bir simgesi olan kasket, iki milletvekilinin de tarıma dair eleştirilerini görsel olarak güçlendirmişti.Ama yine de insanın aklına türlü türlü ihtimaller geliyor.
Ancak kesin olan şu ki, Türkiye’de tarımın yaşadığı sorunlar her geçen gün derinleşirken, siyasetin bu alana yönelik söylemleri de giderek daha sembolik unsurlarla ifade edilmeye başlıyor. Kasketli fotoğraflar da bu çabanın bir parçası olarak kayda geçmiş durumda.
Siyasi iletişimde sembollerin önemli bir yeri vardır. Bu iki fotoğraf da, Meclis’te tarım politikalarının tartışıldığı bir dönemde, belki de çiftçinin sesine biraz daha dikkat çekme arayışının görsel bir yansıması olarak değerlendirilmelidir.
“Kasketin sırrı” hâlâ çözülemedi ama şu kesin: Meclis’te tarım konuşulurken kasket takmak, bu kışın en ilginç siyasi modası olmaya aday görünüyor.
Kim bilir… Belki yakında komisyon salonunda fötr şapka, yemeni, tulum, çoban kepeneği gibi farklı aksesuarlarla da karşılaşırız. Meclis podyuma dönerse şaşırmam vallahi!
**
Yasaklarla birlikte karşı davalar da geldi
Sokak hayvanlarına yönelik uygulamalar Türkiye’de yeni bir döneme girmiş görünüyor. Başını İstanbul Valiliği’nin çektiği bir dizi karar, birçok ilde valiliklerin yayımladığı genelgelerle sokak hayvanlarının beslenmesinin yasaklanmasına kadar vardı. Bu uygulamalar kamuoyunda büyük tepki çekerken, hukuki karşı hamleler de gecikmedi.
Dün bu köşeden aktardığım üzere, Sinop Çevre Dostları Derneği ve benzeri pek çok kuruluş, “besleme yasağı” adıyla gündeme gelen bu kararların hiçbir kanuni dayanağının olmadığını açık biçimde dile getiriyor. 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ortada; üstelik 7527 sayılı değişiklikle birlikte yerel yönetimlerin görev tanımı daha da netleştirildi. Kanun, sokak hayvanlarının bakımından, beslenmesinden ve korunmasından açıkça yerel yönetimleri sorumlu kılıyor.
Dolayısıyla dernekler, “yasa açık: Beslemek yasak değil, aksine görevdir” derken son derece haklılar. Hatta daha ileri giderek, kanunda olmayan bir yasağı uygulamaya kalkmanın Türk Ceza Kanunu’nun 257. maddesi uyarınca “görevi kötüye kullanma” niteliği taşıdığını savunuyorlar. Bir valinin ya da kurulun, yasal dayanağı olmayan bir yasağı “idari tercih” adı altında yürürlüğe sokamayacağı açık.
Bu tartışmayı somut bir adımla yargıya taşıyan ise Hayvan Hakları Federasyonu HAYTAP oldu. HAYTAP, Av. Ahmet Kemal Şenpolat aracılığıyla Afyonkarahisar Valiliği’ne karşı idare mahkemesinde 25 sayfalık kapsamlı bir dava açtı. Böylece konu ilk kez bir besleme yasağı üzerinden hukuki zemine taşınmış oldu.
HAYTAP, dava dilekçesinde hem yürütmenin durdurulmasını talep etti hem de Afyonkarahisar İl Hayvanları Koruma Kurulu’nun 6 Eylül 2025 tarihli toplantısında alınan, hayvanların beslenmesini yasaklayan 9. maddenin iptalini istedi. Bu talep, yalnızca Hayvanları Koruma Kanunu’na değil; Anayasa’ya, İYUK’a, Türk Medeni Kanunu’na ve Türk Borçlar Kanunu’na dayandırılarak geniş bir hukuki çerçevede sunuldu.
Bugün birçok hayvan hakları savunucusu, yaşadıkları illerde benzer yasaklar devreye sokulduğunda, HAYTAP’ın açtığı davayı örnek göstererek hukuki süreç başlatmaya hazırlanıyor. Üstelik isteyen herkes, HAYTAP’ın internet sitesinden veya arama motoruna federasyonun paylaştığı özel kodu girerek ilgili 25 sayfalık dava dilekçesine ulaşıp ayrıntıları inceleyebiliyor.
Türkiye’de sokak hayvanları meselesi, uzun zamandır siyasi ve toplumsal tartışmaların merkezinde. Ancak son günlerde atılan adımlar, artık tartışmanın çıtasını idari kararların hukuken sınanacağı bir noktaya taşıdı. Bu yasakların geleceğini ise yalnızca kamuoyu tepkisi değil, mahkeme salonlarından çıkacak kararlar belirleyecek gibi duruyor.
NOT: HAYTAP’ın dava dilekçesine ulaşabileceğiniz adres:
IwY2xjawOSU69leHRuA2FlbQIxMABicmlkETE1Unk5SkVFd2JDTTlCdzd4c3J0YwZhcHBfaWQQMjIyMDM5MTc4ODIwMDg5MgABHlWGNOmhpDdu6wb9GXk5KD44SXcFx9jv5jpO7vB3fEbVCxj4CNwmcZGFLKTi_aem_pou6NRDLWfJieeqeGpxjfQ
ADANA
Az önceADANA
Az önceADANA
Az önceADANA
18 saat önceADANA
21 saat önceADANA
21 saat önceADANA
21 saat önceVeri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.