Eğitimde çöküşün resmi: YKS sonuçları

Eğitimde çöküşün resmi: YKS sonuçları

ABONE OL
28 Ağustos 2025 08:30
Eğitimde çöküşün resmi: YKS sonuçları
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye’de her yıl milyonlarca gencin umutlarını bağladığı, kaderlerini tayin ettiğine inanılan bir sınav: Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS). 2025 sonuçları açıklandı. 2 milyon 300 binin üzerinde aday sınavda ter döktü. Bunlardan yalnızca 778 bin 298 kişi, üniversitelerin bir bölümüne yerleşerek hedefine ulaştı. Geriye kalan 1 milyon 521 bin 702 genç, umutlarını bir yıl daha ertelemek zorunda kaldı. Bir başka deyişle, sistem dışına itildi, yok sayıldı, görmezden gelindi.

Ancak bu yılın verilerinde daha da acı bir tablo var: 812 bin 210 lise son sınıf öğrencisinden sadece 394 bin 450’si tercih yapabildi. Yani lise mezunu olup da sınava giren her iki öğrenciden biri, bırakın kazanmayı, tercih dahi yapamayacak puan aldı. Bu durum, artık sadece “bireysel başarısızlık” ile açıklanamaz. Bu, sistemsel bir çöküşün somut belgesidir.

Sistemi Kim Çökertti?

Uzun süredir eğitimde izlenen politikalar, öğretimi bilimsel temelden uzaklaştırdı. Türkiye’de eğitim artık “milli” değil, ideolojik bir alana dönüştürüldü. Okullar, imam hatip müfredatına benzer yapılarla donatıldı. Ders saatlerinden kırpılan fizik, kimya, matematik ve biyoloji; yerini siyer-i nebi, din kültürü ve diğer ideolojik içerikli derslere bıraktı. Sonuç ortada: Sayısal bölüme giden öğrenci, fizik sorusunu çözemiyor ama siyerden tam puan alıyor. Bu tablo, hangi çağdaş ülkenin gelişim modeline uyar?

Matematik Yoksa Gelecek de Yoktur

Bilimden uzaklaşan bir toplumun kaderi, sadece sınavlarda değil, ekonomide, teknolojide, hatta günlük yaşamda da ağır sonuçlarla karşımıza çıkar. Bugün birçok genç, dört yıl boyunca lise sıralarında temel bilimlerden yoksun yetişiyor. Öğrenciler, soyut düşünmeyi öğrenemeden, eleştirel düşünceyle tanışamadan, sınav denilen bir elemeyle baş başa bırakılıyor. Üstelik bu elemeyi geçemeyen milyonlar, “başarısız” damgası yiyerek sistemin dışına atılıyor. Oysa başarısız olan onlar değil; sistemin bizzat kendisi.

İdeoloji Değil, Bilim Kazanmalı

Eğitim sistemini bir yap-boz tahtasına çeviren siyasal iktidarın, artık gerçeği görmesi gerekiyor: Bir ülkenin eğitim sistemi, sadece sınavla değil, müfredatıyla, öğretmeniyle, bilimsel altyapısıyla ölçülür. Ve Türkiye, bu ölçütlerin hiçbirinde sınıfı geçemiyor.

Siyer-i Nebi, din kültürü gibi dersler, elbette belirli bir bağlamda yer alabilir; fakat bunların neredeyse zorunlu hale getirilip temel bilimlerin yerine geçirilmesi kabul edilemez. Fizik, kimya, biyoloji, matematik, felsefe, Türkçe… Bu dersler bir ulusun aklını, düşüncesini ve geleceğini inşa eder. Ve bu dersler olmadan hiçbir sınav, öğrenciyi hayata hazırlayamaz.

Bir Nesli Kaybediyoruz

Bugün tercih yapamayan yüz binlerce öğrenci, aslında sadece üniversiteye değil, hayata da küstü. “Başarısız” diye etiketlenen bu gençler, sistemin kurbanıdır. Onlara hak ettikleri eğitimi vermeyen bir ülke, yarın hangi yüzle “bilim toplumu” olacağından bahsedebilir?

Eğitim Çökerse, Türkiye Çöker

Eğitim sisteminin çökmesi, yalnızca bireysel dramlar yaratmaz. Bu, bir milletin geleceğini karartır. Bilimden uzaklaşan bir Türkiye, hurafelere sarılır. Akılcılığı kaybeden bir nesil, bağımsızlığını da kaybeder. O yüzden mesele yalnızca YKS değil, bir ülkenin kader meselesidir.

Bugün YKS sonuçları, sadece birkaç rakam değil. Bu sonuçlar; bilimin yerine inancın, aklın yerine ezberin, sorgulamanın yerine itaate dayalı bir düzenin ürünü. Ve bu düzen, sürdürülemez.

Çözüm: Bilime Dönüş

Türkiye’nin yeniden ayağa kalkması için:

  • Bilimsel müfredat acilen geri getirilmeli,
  • Temel derslerin saatleri artırılmalı,
  • Eğitim siyaset üstü bir alan olarak korunmalı,
  • Öğretmenlerin ve öğrencilerin düşünsel özgürlüğü garanti altına alınmalı.

Ancak o zaman bu tablo değişebilir.

Aksi takdirde her yıl milyonlarca gencin geleceğini çöpe atan bir sınav daha açıklanacak. Ve biz, her seferinde “ne oldu bu çocuklara?” diye sormaya devam edeceğiz.

 

**

**

Mevlüt Abinin Not Defteri

“Kuru fasulye yüz lira, hem oynasın hem kaynasın”

Geçen hafta hanıma büyük konuşmuşum:
“Sen pazarda çok para harcıyorsun, ben çıksam yarı fiyatına alırım!”
Dedim ve tabii başıma geleceği bilmiyordum.
Ertesi sabah Mevlüt Abiniz, fileyi kaptığı gibi pazara doğru yola koyuldu.

Ama işin rengi daha pazarın girişinde belli oldu…
Bir yandan Adana’nın Ağustos sıcağı, bir yandan fiyatların ateşi…
Yeminle söylüyorum, domatesin kendisi kavrulmamış ama fiyatı közlenmiş gibiydi.

Pazar alev alev yanıyor.
Bedenim sıcaktan, cüzdanım ise fiyatlardan cayır cayır…

Biraz ucuz bir şeyler bulur muyum diye pazarı baştan sona dolandım.
Ama ne mümkün!
Sanki bütün pazarcılar toplanıp gizli bir WhatsApp grubunda anlaşmışlar:
“Bugün her şey 100 liradan başlasın” diye.

Üzüm 100 lira.
Erik 100 lira.
Kırmızı elma, kızılcık, armut, artık ne gelirse aklına: 100 TL!

Ama en kralı neydi biliyor musun?
İncir!
Bildiğin incir…
Ama bu, herhalde incirlerin prensi falandı, çünkü kilosu 250 lira!
Tezgahta duruşu da başka zaten.
Adam, “Ben incirim” demiyor.
Resmen, “Ben pazarın efendisiyim” havasında bekliyor.

İşte bu yürüyüş esnasında, dilime bir türkü takıldı:
“Kuru fasulye yüz lira, hem oynasın hem kaynasın…”

Ben de başladım kendi kendime mırıldanmaya.
Sanıyorum ki sadece pazarda söylüyorum.

Meğer değilmiş…

Pazardan çıkınca kendimi bir kahvede buldum, bir bardak soğuk su içip ferahlayayım dedim.
Bizim kahvedekiler hemen başıma üşüştü:
“Mevlüt abi hayırdır, fasulyeye ne kin besledin?” dediler.

Dedim, “Yok bir şey be ya, kendi kendime eğleniyorum.”
Ama bir yandan düşündüm de, eğlence dediğin şey, bu saatten sonra para sayarken çıkardığın ses gibi olmalı: kısa, net ve iç yakan.

Sonuç:

Pazardan eve dönerken hanım kapıyı açtı, bir poşete baktı, bir bana.
“Ne oldu senin yarı fiyat işi?” dedi.
Ben de başımı öne eğdim, derin bir nefes aldım ve şöyle dedim:
“Kuru fasulye yüz lira… hem oynadım, hem kaynadım…”

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.