Adana’da bir yandan bunaltıcı sıcaklar, bir yandan insanların ekmek kavgası, bir yandan “gün ortası dışarı çıkmayın” uyarısı, bir yandan da “elektrik” kesintisi… Villada otursanız da, tüm elektronik ev aletlerine sahip olsanız da, hibrit araba almışsanız da, son model akıllı telefon bulundursanız da “elektrik” kesilmişse ne yaparsınız? Ya da “elektrik” olmadan bunca “teknolojiden” nasıl yararlanırsınız, ya da elektrik olmayınca uğruna milyonlar harcanan bu metal yığınların anlamı ne?
Kış ayları gelince soğuğu konuşuruz; havalar sıcak, elektrik kesilmişse gün ortasında ya da gecenin karanlığında ne yaparsınız? Buzdolabı/ fırın/ televizyon/ aydınlatma gereçleri çalışmaz, iletişim aksar, telefonlar şarj edilemez, internet ağları devre dışı kalır, sağlık kurumlarında yaşam destek üniteleri/ ameliyathane donanımları işlevsizleşir, trafik lambaları/ güvenlik kameraları/ asansörler durur… Kısacası elektrik, çağımızdaki yaşamın her alanını doğrudan etkileyen bir güç olduğundan, yokluğunda tüm sistemler bozulur, birçok aygıt işlevini yitirir. Yanlış mıyım?
***
Bunun daha düzenli, daha sorumluluk alarak, daha tüketicinin yanında olarak, daha aldığı bedeli “hak ederek” yapılması zor mu? Günün, mevsimin uygun olduğu dönemlerde kullanılan malzemeleri iyileştirerek, zamanında eksikleri gidererek, tüketicinin dolabında/ çamaşır makinesinde/ fırınlı ocağında yapılmakta olan bir şeylerin olduğunu düşünerek, duygudaşlık kurarak yapılması zor mu?
Bakın, insanlar öyle bir duruma getirildi, öylesine “biat eden/ şükreden” biçime dönüştürüldü ki; açlık sınırı altında aylık almasına bile tepki gösteremiyor, şekere/ yağa/ ete/ süte zorunlu gereksinimleri olmasına karşın gelen zamma susuyor, onca kaynak bulunduğu belirtilmesine karşın elektriğe/ doğalgazda uygulanan zamları başının üstüne koyuyor, aç kalmasına/ doymamasına/ yaşayamayışına aldırmıyor, “iktidar yaparsa doğru yapar” anlayışıyla yaşamını sürdürüyor! Yurttaştan ne istendi de alınmadı ki?
***
Elektrik kesintilerini yalnız bir “arıza” olarak değerlendirmiyorum; sorumsuzluk, aldığı bedelin karşılığını verememek, hak etmediğini “zorla” almak diye tanımlıyorum! Siz hiç elektrik kesildiği anda sorun yaşamayanı, “ah, iyi ki kesildi” diyeni duydunuz mu? “Arıza gidermek” için deniliyor ya; Öyle bir şey yapılmış olsa bile “arıza” gidermek için yapılan kesinti sırasında “iyileştirme” yoluna gittiklerine güvenebilir misiniz? Sözümona gücü yetmeyen trafoların güçlendirildiğine, altyapı gereklerinin yerine getirildiğine, “arızaya” neden olan etmenlerin ortadan kaldırıldığına inanıyor musunuz?
Adana’nın bunaltıcı sıcağını pompalı fişeklerinin de alt etmediğini düşünün artık! İnsanlar ne denli “uyarılsa” da gün ortasında çalışmak zorunda olan var, buna karşın evlerinde iklimleme karşında oturmuş serinleyenler de var! Hem çalışanı mutlu etme, hem evlerinde kalanları sıcaktan bunalt, hem de bununla övün! Küçük çocuklar var evlerde, yaş almışlar var, cihaza bağlı olmak zorunda olan hastalar var, fırında pişmesi gereken yemek var… Bir kentin, bir mahallesinin, bir sokağında her gün kesiliyorsa elektrik orada bir “sakatlık” var; anlayın!
***
Durduk yerde kimi zaman yanlış beslenmeden, kimi zaman içinde bulunulan psikolojiden, kimi zaman havaların baskısından dolayı “baş dönmesi” yaşamıyor muyuz? Ancak bireysel olarak önlemini almaya çalışıyoruz ya bir doktora gitmeye çalışıyoruz ya da öncesinden tuzlu ayran/ bir halka tatlıyla sorunu yavaşlatıyoruz! Elbette “arıza” da olur! Ama bunun bir çözüm yolu olmalı! Elektrik dağıtım firması bile olsa her “aklına estiğinde” kesintiye gidememeli! Yurttaş bilgilendirilmeli, yurttaş isterse destek sağlanmalı! Sıcakta, soğuktu, zorunlu durumlarda yurttaş bir başına bırakılmamalı!
Biz neler yaşıyoruz? “Arıza” denilerek yapılan kesintiler bazen günde iki kez, kimi zaman haftada üç/ dört kez yineleniyor! Buna “arıza” denilmez/ denilmemesi de gerekir; bu işi savsaklama, tüketiciye “ayar” verme biçimidir! Olduğum mahallede pazar günü dört saat dolayında kesinti yapıldı, bir gün sonra yine kesildi, bugün ya da yarın ne olacağını bilmiyorum! “Arıza” için kesinti yapanlar yol yapmak için gelip de, çukurları açıp yama yapanlara ne kadar benziyor değil mi? Şunun altını çizelim: kesintilerin sürekliliği, bir teknik sorundan daha çok iletişim eksikliği/ sorumluluk boşluğu/ sistem bozukluğudur! Bunu böyle bilelim artık!
ADANA
21 dakika önceADANA
1 gün önceADANA
1 gün önceADANA
1 gün önceADANA
1 gün önceADANA
2 gün önceGÜNCEL
3 gün önceVeri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.