web statisticsweb statistics
Gerçekten İttihat ve Terakki mi?

Gerçekten İttihat ve Terakki mi?

ABONE OL
22 Temmuz 2025 10:34
Gerçekten İttihat ve Terakki mi?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

2 Temmuz’da siyaset sahnesine yeni bir parti daha eklendi.

Türkiye’de siyaset sahnesi hiçbir zaman boş kalmaz. 2 Temmuz itibarıyla siyasal partiler kervanına bir yenisi daha katıldı: Birlik ve İlerleme Partisi.

İlk bakışta sıradan bir parti adı gibi gelebilir ama tarih bilenler için bu ad oldukça yüklü bir anlam taşıyor. Zira Türkiye siyasal tarihinde önemli bir yeri olan İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin, bugünkü Türkçeye çevrilmiş hali tam da bu: Birlik ve İlerleme.

Hal böyle olunca insan ister istemez kulak kesiliyor, dikkat kesiliyor. Acaba bu yeni kurulan parti, adını aldığı o köklü hareketin bir devamı olma iddiasında mı? Yoksa sadece nostaljik bir çağrışım mı yaratmak istiyor?

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın verilerine göre partinin resmi başkanı henüz belli değil. Üye sayısı sıfır. Ama medyada parti genel başkanı ve genel başkan yardımcısının adlarına yer verilen bazı haberler yer aldı. Bu da işin bir diğer ilginç boyutu. Hani ciddi bir siyasal parti kurulsa, hele ki bu isimle, arkasında ciddi bir örgütlenme, açık bir vizyon, net bir söylem olurdu beklentisi doğuyor.

Bu isim daha önce de gündeme gelmişti. Sanırım 1990’lı yılların ortalarında ya da 2000’li yılların başında benzer bir deneme yapılmış ama sessiz sedasız tarihin tozlu raflarına kaldırılmıştı. Bu girişim de aynı akıbete mi uğrayacak, zaman gösterecek.

Diğer yandan Türkiye’de İttihat ve Terakki ruhunu yaşatmak adına kurulmuş bazı dernekler ve yayınlar var. Bunların başında İttihat ve Terakki Cemiyeti ile Birlik ve İlerleme Düşünce Derneği geliyor. Hatta İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin çıkardığı İttihat adlı bir dergi de var. Ancak dikkat çekici bir durum var: Ne derneklerden ne de dergiden yeni kurulan Birlik ve İlerleme Partisi hakkında tek satır haber, kutlama mesajı ya da destek açıklaması yapılmış değil.

Bu sessizlik, kuşkuyu daha da derinleştiriyor.

Eğer gerçekten İttihat ve Terakki’nin günümüzdeki siyasal yansıması olarak ortaya çıktıysa, bu büyük bir iddiadır. Ciddi bir kadro, vizyon ve program gerekir. O zaman desteği hak eder. Ama eğer sadece dikkat çekmek adına seçilmiş bir isimse, o zaman bu bir yanıltmacadır. Ve bizim görevimiz de bu tür yanıltmaları teşhir etmek olur.

İttihat ve Terakki adı, sıradan bir siyasal ad değil; bu toprakların kaderine yön vermiş bir hareketin adıdır. Bu ismi taşımak, sadece siyasal bir tercih değil; tarihsel bir sorumluluk da gerektirir.

Yeni kurulan parti, bu sorumluluğun, adının ağırlığının ne kadar farkında? Bekleyip göreceğiz.

 

**

183 Partili Türkiye: Demokrasi mi, Siyasi Dağınıklık mı?

Türkiye, siyasal partiler açısından adeta bir enflasyon sürecinden geçiyor. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın verilerine göre, Temmuz 2025 itibarıyla ülkede kayıtlı siyasi parti sayısı 183’e ulaşmış durumda. Bu sayı, birçok Avrupa ülkesindeki toplam parti sayısının birkaç katına denk geliyor. Bu tablo ister istemez şu soruyu beraberinde getiriyor: Bu partileşme bir demokrasinin güçlendiğine mi, yoksa siyasal sistemin parçalandığına mı işaret ediyor?

Siyasi partiler, demokratik rejimlerin temel aktörleridir. Ancak bu sayıdaki bir artış, sadece çoğulculuğu değil, sistemin tıkanmışlığını da gösterebilir. Nitekim Türkiye’de siyasete duyulan toplumsal güvensizlik, mevcut partilerin seçmen taleplerine yeterince cevap verememesi ve kişisel siyasal hırsların ön plana çıkması, her yıl onlarca yeni partinin doğmasına neden oluyor. Bu partilerin büyük çoğunluğu yerel örgütlenmesini tamamlamadan, kamuoyunda görünürlük kazanmadan, yalnızca hukuken var olmanın ötesine geçemiyor.

2025 yılında kurulan partiler arasında Birlik ve İlerleme Partisi, Zirve Yolu Partisi, Üreten Türkiye Partisi, Toprak Partisi, Kızıl Parti gibi çok çeşitli ideolojik ve retorik temalara sahip oluşumlar bulunuyor. Ancak bu çeşitlilik, siyasal temsilin geliştiğini değil, merkezî temsiliyetin parçalandığını gösteriyor. Siyasal sistemin kapsayıcı olamaması, farklı grupların kendi seslerini duyurmak için bağımsız parti kurma yoluna gitmesi, çoğu zaman sonuçsuz bir çaba oluyor. Bu tür partilerin büyük bölümü seçimlere katılamadan veya birkaç bin oydan öteye geçemeden siyasi arenadan çekiliyor.

Diğer yandan, bu tablo Türkiye’de siyasi partilerin kurumsallaşma sorununun da bir göstergesi. Kalıcı ideolojik temellere, sağlam kadrolara ve sürdürülebilir bir siyasal programa dayanmayan partiler, kısa ömürlü oluyor. Parti kurmak kolay, ama toplumsal bir taban yaratmak zor. Parti sayısının artması, bir sistemin sağlıklı çalıştığını değil, sistemin dağılmaya yüz tuttuğunu gösterebilir.

Sonuç olarak, 183 partili Türkiye tablosu bize şunu söylüyor: Demokrasiyi sadece “çoğulculuk” olarak anlamak yetersizdir. Demokrasi, sadece çok sayıda partinin varlığı değil; partilerin etkili işleyişi, seçmenle sağlıklı bağ kurabilmesi ve sistem içinde çözüm üretme kapasitesiyle ölçülür. Aksi hâlde elimizde kalan şey, oy pusulalarında yer arayan ama toplumsal karşılığı olmayan tabela partileriyle dolu bir siyasal müze olur.

Konuyu yarın bir başka açıdan el alıp, değerlendirmede bulunalım.

**

MEVLÜT ABİ’NİN NOT DEFTERİ

“Oyum Nerede, Pusulam Nerede?”

Geçen sabah apartmanın önünde kahvemi yudumlarken Komşu Ömer Alpdoğan geldi. Elinde klasör, gözünde büyüteç… Dedim “Hayırdır Ömer Abi, Sherlock Holmes misin, yoksa apartman aidat kaçakçılığı mı araştırıyorsun?”

Meğer adam Yargıtay kayıtlarını karıştırmış, tam 183 siyasi parti bulmuş. Vallahi dedim, “ekonomik enflasyon halt etmiş, bizdeki parti enflasyonu Elon Musk’ın roket hızına ulaşmış!” Jet mi? Jet yavaş kalır! Bizimkiler F16 gibi; sabah biri kuruluyor, akşam genel başkanı Instagram’dan canlı yayın açıyor.

Ama asıl düşündüren şey ne biliyor musun? Ya bu 183 parti birden seçime girerse? Hadi bakalım, buyur cenaze namazına. Pusula değil bu, adeta rulo haline gelmiş apartman yönetim defteri!

Boyuna 3 metre, enine 1 metre… Bildiğin piknik örtüsü gibi. Vatandaş oy kullanmaya değil, çadır kurmaya geliyor sanki. Yanında kamp sandalyesi, termos, Google Maps lazım — “pusulada partimi bul” uygulaması indiriyorsun. “Aramak için Ctrl+F tuşuna basın” diyesin geliyor.

Bir de düşün, mührü basmak var… Aman dikkat, yanlışlıkla 45. sıradaki “Teyze ve Komşular Dayanışma Partisi”ne basarsan, bir sene boyunca apartmanda kimse sana selam vermez.

Mühürü bastın diyelim… Eee? Şimdi katla bakalım. Katlamaya başlıyorsun, pusula hâlâ katlanıyor… Katla katla bitmiyor. Origami kursu gibi. Bir de zarfa sokma faslı var ki… o tam bir mühendislik projesi. Kağıt katlanınca bildiğin yaylanıyor, direnir gibi. Zarfa girmemek için çırpınıyor. En son vatandaş “zarfa sokamıyorum, origami kuşu yapıp bırakıyorum sandığa” diyor.

Bu esnada arkadaki kuyruk okuldan çıkmış, mahalle bakkalına dayanmış. Hatta bakkal sıradaki vatandaşa “bi yandan da ekmek alsana” diyor. Oy vermek için sabah giriyorsun, akşam çıkıyorsun, dışarda seçim sonuçları açıklanmış oluyor sen hâlâ pusulanın ucunu zarfa itekliyorsun.

Bir sonraki seçimde belki Yüksek Seçim Kurulu şöyle bir kural getirir:
“Pusula taşınabilir boyutlarda olacak, en fazla 25 parti girer, gerisi kura ile Survivor’a katılır.”

Ne diyelim, Allah hepimize sabır, zarfımıza da genişlik versin..

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP
escort ankara - Türk Porno - Ankara Escort Ankara escort, eskort, escort bayan Ankara Escort Bayan arkadaş bulmak istediğiniz ve ihtiyacınız olduğu her zaman Ankara Escort Sitesi.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.