Günleri birbirinden ayıran “güzellik” dinlenebilirliği olsa gerek! O gün dinlenemiyorsanız, kendinizi daha özgür düşünemiyorsanız, daha iyi doyamıyorsanız, daha iyi sevemiyorsanız, daha iyi acıyı/ tatlıyı üleşemiyorsanız günün pazar, pazartesi, salı, çarşamba, perşembe, cuma, cumartesi olmasının ne önemi var ki? “O gün” diye sarıp kucaklayalım mı; baktığınızda açlıktan, baktığınızdan hırstan/ nefretten, baktığınızda insansı duyguların yittiğinden, baktığınızda duygudaşlık adına hiçbir şey görmemekten başka bir şey yoksa ne önemi kalıyor ki günlerin? Oysa her gün sevmeli, doymalı, sarılmalı, gülebilmeli insan!
Cumartesi, uyuyormuş gibi yapıyorum da uyumuyorum aslında; saat daha sekiz! Eşimin “duydun mu” sesiyle irkildim! Daha “neyi” demeden, “Zeydan Karalar’ı da gözaltına almışlar, hem de Gebze’de” dedi! Sabahın ilk saatinde duyduğum “şeye” bakın! Garipsedim! Kime olursa/ olsun hoşuma gitmiyor bunlar! Bunlar “çağrı” yapılarak olmayacak şeyler mi? O “güven” duygusu olmalı insanda; bunlara tanık olurken önemi kalıyor mu bir arada yaşamanın, solumanın, sabaha uyanmanın? Ayrıca, Chp bu denli mi kirlendi de haberimiz olmadı mı bizim? Bu size de garip gelmiyor mu? Her taşın altından Chp çıkıyor/ çıkarılıyor! Baklava kutusundan da çıktı bir gün önce! Diğer partilere nasıl olmuşsa hiç bulaşmamış, hiç yanlarından geçmemiş… “Şu itirafçı” işin daha çoğunu Akp’ye yakın isimlerle yapmasına karşın “hiçbir şey” olmamış; garip değil mi?
***
Bakınız,teknolojiyi bilirsiniz! Renkli televizyon gibi, cep telefonu gibi, tam otomatik çamaşır makinesi gibi, internet gibi… Bunlardan ne denli uzak kalmaya çalışırsanız çalışın olmaz! Bir yerden bağlanırsınız! Bunlardan uzak olmanın tek yolu terk edilmiş bir adada, adanın olanaklarıyla yaşamaktır! Öyle bir şey düşünebilir misiniz! Artık insanlar hava durumunu da, nöbetçi eczaneyi de, gideceği yerin nerede olduğunu da internet aracılığıyla akıllı telefonlarından istedikleri anda öğrenebiliyor! Bulaşıcı hastalık gibidir teknoloji, üstelik bir kez bulaştığı zaman da “daha ilerisi” bulunana dek terk etmez!
Bir virüs gibi… Teknoloji de yozlaşma da, önce kolaylık/umut diye gelir; sonra yaşamın dokusuna siner, alışkanlığa dönüşür.İçeri girdi mi her yeri sarar! “İçinde ben yokum” diyen yalan söyler! Denir ya “ahlaksızın, hırsızın, arsızın, insan bilmezin partisi olmaz!” Eğer kokuşma bir kapıdan içeri girmişse, ev içinde bulunanları büyük oranda etkiler! Bunun için “hakça” bir temizliğe gereksinim olduğu unutulmamalıdır! “Ben bu işin içinde değilim” diyen kim varsa/ ondan başlanmadıkça “temizlik” yapılmış sayılmaz! Birini halının altına süpürerek, birini kanatlar altında koruyarak, bir diğerini gözünün önünde tutarak “temizlik” yapılmaz; “kirliliği” özendirir, o kadar!
***
Çaldığınız her Chp kapısında yolsuzluklarla karşılaştığınızı söyler, yirmiüç yıldır ülkeyi yönetenleri dışarıda tutarsanız bu işin içinde çıkılmaz! Bunun topluma ağrı salacak yanı vardır! Eski bir Akp milletvekili Hüseyin Kocabıyıkilginç bir açıklama yaptı bu konuda. Açıklamasında şunları söylüyordu: “Sorun bakalım vicdanlarınıza dürüstçe, şu olanlar Türkiye’nin iyiliğine mi? Birisi ak partiyi tasfiye edecek şartları hazırlıyor.”
Kocabıyık, bir adım daha ileri giderek “Ekrem İmamoğlu operasyonunun maliyetinin milyarlarca dolar olduğu söyleniyor. Bu işleri yapanların niyetini sorgulasın herkes. Türkiye’nin tüm savunma refleksleri çökertiliyor, herkes seyrediyor” diyordu!Son üç/ dört aydan bu yana yapılan operasyonların verdiği böyle bir yitikte var! Yüzelli/ ikiyüz milyar vdolardan söz ediliyor! Halkın yaşadığı yoksulluğun/ umarsızlığın/ doyumsuzluğun nedeni olarak gösterilmesi hasız da değil!
***
Dünden “cumanız güzel olsun” dilekleri gönderenler, cumartesi için böylesine savruk/ böylesine “baş ağrılı” bir gün olmasını istemediler kanımca! Adana’da Zeydan Karalar, Antalya’da Muhuttin Böcek, Adıyaman’da Abdurrahman Tutdere’nin gözaltına alınması yaşanan tüm açlığı/ yoksulluğu/ haksızlığı/ umursamazlığı geride bıraktı! İstediğiniz oldu mu?
Gelecek için çok önem taşıyan İklim Yasası’nı konuşacaktık oysa, dün açıklanan emekli aylıklarıyla “insanca” yaşamanın olanaksızlığını konuşacaktık, PKK’nın silah bırakma sürecine ilişkin açıklamaları değerlendirecektik! Gözaltıları, tutuklamaları konuşuyoruz şimdi; istenen de buydu değil mi?
ADANA
1 gün önceADANA
2 gün önceADANA
3 gün önceGÜNDEM
3 gün önceADANA
3 gün önceADANA
4 gün önceADANA
4 gün önce