İDDİANAMELERİ BASIN ARTIK!

İDDİANAMELERİ BASIN ARTIK!

ABONE OL
4 Aralık 2025 08:47
İDDİANAMELERİ BASIN ARTIK!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Adana Büyükşehir Belediyesi’nin önünde neredeyse her gün aynı manzara: Başkan Zeydan Karalar’ın tutukluluğunu protesto eden kalabalık bir grup…
Önceki gün de öyleydi. “Murtçular” ve ASKİ çalışanları alanı doldurdu, sloganlar atıldı, pankartlar açıldı. Görünen o ki, bu eylemler CHP Adana İl Örgütü tarafından da destekleniyor ve konu gündemde tutulmaya çalışılıyor.

CHP İl Başkanı Anıl Tanburoğlu’nun sosyal medyada paylaştığı, “Adana gibi Başkan Zeydan Başkan 160 gündür tutuklu” görseli binlerce kişi tarafından paylaşıldı. Takdir ediyorum. Hakikaten sosyal medya dilini fena kullanmıyorlar. Ama yetmez! Hatta hiç yetmez…

Çünkü mesele artık yalnızca “gündemde kalmak” meselesi değil.
Adana’nın seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanı, beraber çalıştığı Oya Tekşin ve Kadir Aydar hakkında ortaya atılan iddialar, tutuklamayla sonuçlanan bir sürecin merkezinde duruyor. Bu iddiaların her biri ağır. Bu sürecin her satırı tartışmalı.

E peki o zaman ne yapacağız?
Sosyal medyada iki paylaşım, meydanda üç eylem, yanına da birkaç açıklama ekle… Bu stratejiyle kamuoyunu ikna edebilir misiniz?
Hayır.

Çözüm çok basit.
Ama bir o kadar da etkili: İddianameleri tıpkıbasım olarak basacaksınız.

Evet, yanlış duymadınız.
Başta Zeydan Karalar olmak üzere, Oya Tekşin ve Kadir Aydar’ın hakkında hazırlanan iddianameleri—tek bir virgülüne bile dokunmadan—bastıracaksınız.

Koyacaksınız önümüze.
Adanalı da okuyacak, gazetecisi de okuyacak, esnafı da, üniversitelisi de…
CHP’ye oy veren de okuyacak, vermeyen de…
Meclis üyesi de okuyacak, sokaktaki yurttaş da…

Bununla da bitmeyecek.
Hukukçular tarafından hazırlanacak ikinci bir kitapçık olacak. Bu kitapçıkta iddiaların neden çöktüğü, hangi maddelerin nasıl çelişkili olduğu, hangi delillerin tartışmalı olduğu tane tane anlatılacak.
İddianame bir yanda, hukuki karşılığı diğer yanda.
İki kitapçık tek bir paket halinde dağıtılacak.

Ne mi olur böylece?

Adana’da sis dağılır.
Siyasi manipülasyonun önü kesilir.
“Herkes istediği yerden okur, kendi kararını verir.” denir.
Ve en önemlisi: Zeydan Karalar’ın, Oya Tekşin’in ve Kadir Aydar’ın hukuksal mücadelesine gerçek, etkili, somut bir destek verilmiş olur.

Buradan CHP İl Başkanı Anıl Tanburoğlu’na sesleniyorum:

Başkan, yaptıkların iyi… Ama yetmez.
Adana’nın beklediği yalnızca sosyal medya grafikleri değil.
Adana’nın beklediği gerçek bilgi…
Gerçek belge…
Gerçek şeffaflık…

Haydi, gelin şu iddianameleri bastırın.
Yanına da hukuki yanıtları koyun.
Şeffaflığı paket yapıp Adana halkına dağıtın.

İşte o zaman bu mücadele sadece “gündemde kalmaz”, hak ettiği ciddiyetle kazanılır.

 

**

GEBZE KATLİAMI ARTIK ANAYASA MAHKEMESİ’NDE

 

Türkiye’de bir süredir sokak hayvanlarına dair yürütülen tartışmaların, vicdan ile yönetim anlayışı arasında sıkışıp kaldığını hepimiz görüyoruz. Fakat bazı olaylar vardır ki, tartışmanın ötesine geçer; insanlığın turnusol kâğıdı olur. Gebze’de belediye ekiplerinin canlı köpekleri çöp torbalarına koyup konteynerlere atması da işte böyle bir olaydı. Bu topraklarda “utanç” kelimesinin hakkını veren, hafızalara kazınan bir kara leke…

O gün hayvanseverlerin nefes alan köpekleri torbalardan çıkarırken yaşadığı şok, öfke ve acı hâlâ ülkenin zihninde yer ediyor. Çünkü ortada sadece idari bir hata ya da “yanlış uygulama” yoktu; en temel yaşam hakkının göz göre göre hiçe sayılması vardı.

Ne var ki, tüm görüntülere, fotoğraflara, tanıklara rağmen olayın üzerine bir sis perdesi çekilmeye çalışıldı. Valilik 6 ay boyunca karar vermedi, yetki Gebze Kaymakamlığı’na devredildi ve kaymakamlık, kamu vicdanını daha da yaralayan bir kararla “suç unsuru yoktur” dedi. Böylece soruşturmanın önü kapatıldı. İdare mahkemesi de temyiz yolu kapalı bir kararla bu tutumu onadı.

Yani bir anlamda denildi ki: “Bu canların hesabı sorulmayacak.”

Ama Türkiye’de hâlâ direnen bir topluluk var: Hayatı, sesi çıkmayanların sesi olmayı kendine görev bilen hayvan hakları savunucuları. Kocaeli Doğa ve Hayvan Dostları Derneği (KOHAYDER) de o direnişin simgelerinden biri. KOHAYDER Başkanı Semra Çelikkaya’nın büyük emekle yürüttüğü sürecin sonunda dosya Anayasa Mahkemesi’ne taşındı. Üstelik iki ayrı başvuru ile: Hem derneğin tüzel kişiliği adına hem de yıllardır hayvanlar için mücadele eden Erman Gelici tarafından bireysel başvuru şeklinde.

Bu sadece hukuk yolunda atılmış bir adım değil; aynı zamanda Türkiye’nin sokak hayvanları konusundaki vicdan sınavında “Biz buradayız!” deme çabasıdır.

Çelikkaya’nın dediği gibi:
“Bu dava sadece Gebze’de öldürülen canların değil, Türkiye’de yok edilen tüm sokak hayvanlarının adalet mücadelesidir.”

Bu mücadele, dosyaların kapatıldığı, soruşturma izinlerinin verilmediği, sorumluların görünmez kılındığı karanlığa karşı açılmış bir gediktir. Bu yüzden bu süreç sadece hukuki değil, toplumsal hafızayı diri tutmak açısından da önemlidir.

Hayvanseverlere yapılan çağrı nettir:
“Bu süreci paylaşın, sahiplenin, unutturmayın.”

Ben de kendi adıma Semra Çelikkaya’yı, KOHAYDER’in tüm yönetimini ve üyelerini yürekten kutluyorum. Bu ülkede hâlâ “adalet” diye bir kavram arıyorsak, onu işte bu insanların çabasında buluyoruz.

Ve bir not da Osmaniye’ye olsun: Orada yaşanan katliamın da kaderi Gebze’ninki gibi olmamalı. Osmaniyeli doğa ve hayvan dostlarının bu davayı örnek alarak benzer şekilde hukuki süreci takip etmesi gerekiyor. Çünkü bir yerde hesap sorulmazsa, başka hiçbir yerde adalet bekleyemeyiz.

Unutmayalım:
Hiçbir canın hesabı kapatılmaz.
Kapatılmasına izin verirsek, vicdanımız da kapanır.

 

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.