İlçeleri ziyaret etmeyen il başkanı olur mu?

İlçeleri ziyaret etmeyen il başkanı olur mu?

ABONE OL
6 Temmuz 2025 19:10
İlçeleri ziyaret etmeyen il başkanı olur mu?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

ÖZCAN ALADAĞ
İlçeleri ziyaret etmeyen il başkanı olur mu?

Siyasetçiye güvenin her geçen gün azaldığı bir ortamdayız. Hal böyle iken siyasetçi, siyasetini kendilerine olan güvenin azaldığını bilmesine rağmen yapmaya devam ediyor.
Elbette siyaset yapan siyasetçi ‘kendi adına’ siyaset yaparak güvensizliğe rağmen ‘koltuk kapmanın’ mutluluğunu yaşamak istiyor.
Bir il başkanı düşünün. Seçimle il başkanı olmadan önce ‘sırtını dayadığı hatırlı bir siyasetçi’ sayesinde önce il başkanı olarak atanıyor. Kendisine ‘falanca kişinin adamı’ yakıştırılmasına hiç aldırış etmeden atandığı il başkanlığı koltuğuna oturuyor.
Koltuğa oturunca partiye karşı sorumluluğunu unutuyor!
Unuttukları arasında teşkilatları da yer alıyor. Düşünebiliyor musunuz, bir il başkanı Adana’nın 15 ilçesinden 4 tanesine hiç ama hiç ziyaret gerçekleştirmiyor!
İlçelerin teşkilatlarının kendisine yakın olmasını bekliyor. Kendisine il başkanlığını uygun gören siyasetçi, il başkanı olarak atanan bu isme güveniyor, inanıyor.
Matematik hesaplarıyla siyaset yaparken atandığı il başkanlığı koltuğuna bu kez karşısına aday çıkarılmayınca ‘seçilmiş il başkanı’ oluveriyor birden…
İşin özünde atanan bu il başkanı seçilmiş il başkanı dahi olsa ilerleyen süreçte, kendisine güvenen, inanan siyasetçinin de güvenine layık olamıyor işin özüne bakacak olursanız. Kredi açan hatırlı kişinin güvenini sarsan, aktif ve çalışkan olmasını beklerken beklentilere yanıt veremeyen bu önce atanmış, sonra seçilmiş olan siyasetçi bir süre sonra yalnızlaşıyor, güven kaybına uğruyor.
Arada bir Adana’nın genel siyaseti ve yerel dinamiklerinin uygulamalarına yönelik ‘yasak savar’ gibi açıklamalar yaparak işi götürüyor.
Gün geliyor ve çatıyor…
Seçim günü gelip sandık halkın önüne konulunca da o ilçeleri ziyaret etmeyen, haberi dahi olmayan ‘icazetle gelen il başkanı’ konumundaki siyasetçinin etekleri zil çalıyor.
Elinde yetki olmadığı içinde kimin nereden aday olacağına elbette kendisi karar veremiyor. Oradan buradan gelen telkinlerle seçim listesi yapmaya çalışıp seçim meydanlarında boy gösteriyor.
Ve seçim sonuçları…
Seçim sonuçları hüzün ve rezalet ile ifade edilecek sonuç olarak karşımıza çıkıyor. Bu kez ‘icazetle gelen il başkanı’ haklı sebepler bulmak için duvarları tırmalıyor.
Biliyor ki, koltuk elinden gidecek. Biliyor ki, başarısızlığın faturası kendisine kesilecek. Biliyor ki, kendisinden daha iyi siyaseti bilen, sevilen kişiler o koltuğa gelip oturacak…
Bu kez ekipçilik ruhuna teslim olarak ‘bana dokunmayın, ne yaparsınız yapın’ edasıyla hareket etmek istiyor.
İşte bütün bunlar Adana’da dün yaşandı, bugün de yaşanıyor. Yarın da yaşanacak. Bu tip il başkanları profili yüzünden Adana siyaseti güdük siyaset ile tanımlanmak zorunda kalıyor.
İktidar partisi içinde geçerli bu izah etmeye çalıştığım siyasetçi tiplemeleri, muhalefet partileri içinde geçerli…
Korkunun ecele faydasının olmadığı gibi ‘rüzgârla gelen siyasetçi, rüzgârla gideceği günü’ korku ve telaş içinde bekliyor bu kez…
Böyle mi olmalı il başkanları?
Hayır…
Hatırlı ve yetkili siyasetçilerden aldıkları krediyi tüketen bu tip siyasetçiler aslında yaptıkları hataların farkına varmış olsalar hem kendileri adına, hem de partileri adına kazanımlarını azıklarında biriktirmiş olurlar.
Siyasette etkin ve yetkin olan, güçlü siyaset figürlerinin güvenini kaybetmek yerine akıllı siyaset izlemiş olsalar daha iyi kazanımlar elde etmezler mi?
Peki, güven kaybına uğrayan siyasetçilerin yerine etkin, kalibresi yüksek, biat etmeden siyaset yapacak, arı gibi genç isimleri bulabilir misiniz?
Ararsanız bulursunuz Tabi ki ararsanız…
Netice itibariyle bir kez size güvenip siyasi erki size teslim eden duayenlerin güvenini bir kez kaybederseniz akıbetiniz de hüsran olur.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.