Kim ister ki “sevdikleriyle” uğraşılmasını? Ellerinin/ kollarının bağlanmasını, sevdiklerinden ayrı bırakılmasını, kanıt bulunamayan nedenlerle içeride tutulmasını… Kimse istemez! Üstelik “bunları” yapanlar/ kimlerse toplumsal nefreti üstlerine çekerler! İnsan değil miyiz? Erich Fromm, “Sevme Sanatı” adlı yapıtında “insanı yaşama bağlayan sevmeleridir” der! “Haksızsın” diyen olmadı şu ana değin! İnsanın sevdikleriyle uğraşın, yetmedi değerlerini yok sayın, yetmedi açlık sınayın, yetmedi emeğinin karşılığını almasına engel olun, yetmedi haksızlıklara tepki gösteren gençleri tutuklayın…
Nereye dek sürecek, nereye dek “güneş balçıkla sıvalı” tutulacak? Sokağa çıktığınızda soruyor musunuz bilmiyorum; Adana’da Anakent Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın neden içeride tutulduğu bilinmemekle birlikte, hangi partili olursa/ olsun başını sallamakla yetiniyor! Suçu bir yana bırakın, Adana’da on yılı aşkın süre önce yaşandığı ileri sürülen “suçun” duruşması/ tutukluluğu, neden Adana’da değil de Silivri’de yapıldığı da soruluyor; yanıt yok!
***
Karalar’ın avukatları, tutukluluk sürecine ilişkin “itiraz” dilekçesi sundu, geçtiğimiz günlerde! 9 Aralık 2025 tarihli incelemede mahkeme; aralarında Zeydan Karalar’ın da bulunduğu otuzdört kişi için “tutukluluğun sürdürülmesi” yönünde görüş bildirmişti! Mahkeme bu kararını ses kayıtları, bilirkişi raporları, mali incelemeler ile iletişim kayıtlarından oluşan kanıt durumuna dayandırmıştı…
Ancak, avukatlar verdikleri dilekçede, mahkemenin “tutukluluğun sürdürülmesi” konusunda ileri sürülen etmenler için şunları söylüyordu: “Tarafımızca UYAP sistemi ve fiziki dosyalar üzerinde yapılan incelemelerde; müvekkil Zeydan Karalar’ın yargılandığı dosyaya ilişkin (iddianame 61. olay) herhangi bir TAPE kaydı, bilirkişi raporu ya da MASAK raporu tespit edilemediği gibi doğrudan müvekkil ile ilgili ve/veya müvekkile ait aleyhe bir HTS kaydına da rastlanılmamıştır.” Dilekçede şu sözlere yer veriliyordu: “müvekkil hakkındaki TAPE kaydı, bilirkişi raporu, MASAK raporu ile doğrudan müvekkil ile ilgili ve müvekkil aleyhine HTS kayıtlarının birer örneğinin tarafımızla paylaşılmasını saygılarımızla arz ve talep ederiz.”
***
Bu sözleri yalnız avukatların “itiraz” dilekçesinde görmedik; Karalar’ın sosyal medya paylaşımlarında da gördük! Karalar, mahkemenin açıklamasına tepki gösterdi haklı olarak! Sözü edilen kanıtların dosyada olmadığını belirtirken “Tutukluluğumun devamına dair kararda ‘tape kayıtları, bilirkişi raporu, HTS kayıtları, Masak raporu’ kuvvetli suç şüphesi delili olarak gösterildi. Oysa dosyada benimle ilgili tape kaydı yok, bilirkişi raporu yok, Masak raporu yok, benimle ilgili ve aleyhe HTS kaydı da yok. Karara gerekçe gösterilen bu kayıtları mahkemeye sunduğumuz dilekçe ile talep ettiysek de henüz yanıt alamadık. Kamuoyunun takdirine bırakıyorum” dedi.
AKP’li Şamil Tayyar bile “haksızlığın” boyutunu anlamış, sormuş/ soruşturmuş/ öğrenmiş ki “delil karartma, kaçma şüphesi olmayan, suçu görece hafif, mücadelesini hukuk zemininde sürdüren Karalar gibi sanıklara tutuksuz yargılama yolunun açılması gerektiğini düşünüyorum” deme gereği duymuştu! “Aklın yolu bir” denilen sözün anlamı da bu olmalı…
***
Adanalı Zeydan Karalar’ı sever; Karalar’da Adanalıyı… Onun için içeride tutuklu olduğu günden bu yana birçok buluşma gerçekleşti, benzeri olmayan binikiyüz kilometrelik Adana/ Silivri arası yürüyüşe tanık oldu Türkiye… Gerek Adana’daki buluşmalar gerekse Silivri’ye değin süren yürüyüş “sevme” denilen olgunun ürünüdür! Bunu durduk yerde kimseye yaptıramazsınız, durduk yere üçgün bilemediniz beş gün bir araya getirirsiniz kalabalığı aylarca sürdüremezsiniz! Özgür Özel’in haftada iki kez yurdun dörtbir yanında düzenlediği miting/ eylemler de öyle değil mi? Yaz sıcağında “olmaz” denilen kalabalığı, kış soğuğunda “dolamaz” denilen alanları işte bu “sevme” duygusu dolduruyor; bilin isterseniz!
Dosyada “olmayan kanıtlardan” söz ediyor Karalar’ın avukatları… “Olmayan kanıtlardan” dolayı içeride tutuluyor Karalar! Bu olgu Adanalının Karalar’ı sevmesinin önüne mi geçecek, yoksa o “sevme” daha da mı büyüyecek? Adanalının yapmak istediği “suçluyu” korumak değil, “suçlu” gösterilen Karalar’ın “kanıt” ortaya koyulmadan içeride tutulmasına tepkisidir! Dün yazmıştım; önceki gün yılın “en uzun gecesi” de yaşandı, “Narduga” gerçekleştir; “güneşin doğuşu” demek bu, balçık tutmaz bilin bunu!
ADANA
2 saat önceADANA
3 saat önceADANA
3 gün önceADANA
3 gün önceADANA
3 gün önceGÜNDEM
4 gün önceADANA
4 gün önceVeri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.