Konakkuran’a ulaşmak olası, iletişim kurmak olanaksız…/ 3

Konakkuran’a ulaşmak olası, iletişim kurmak olanaksız…/ 3

ABONE OL
13 Kasım 2025 08:28
Konakkuran’a ulaşmak olası, iletişim kurmak olanaksız…/ 3
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yürüyerek yola inmemkolay olmadı; dağlar, dağların ağaçları, ağaçların görkemi hep birbirine benziyor! Bir yoldaydım da; neresiydi anlamam zor! Bir gelene/ gidene rastlamak istiyorum aslında! “Neredeyim” diye de sormak istiyorum! Biliyorum, içlerinde bir gülme başlayacak ama; yine de soracağım… Yürümekten yorulmayı değil de, Erdal’ı yitirişimi düşünüyorum; ararsa bulamayacağını, bir haber vermenin yollarını düşünüyorum…

Telefona baktım yeniden; kullandığım operatör Vodafone, Erdal Turkcellkullanıyor! İnsanlar zorda kalsa, Konakkuran’a ulaşmak kadar kolay değil iletişim kurmak, karşı tepede baz istasyonu olmasına karşın! Köylüler, biriyle iletişime geçecekleri zaman, varsa araçlarına atlayıp telefonun çektiği yere dek gidiyormuş! Konakkuran’da biriyle genelde iletişim kurmak olanaksızmış! Üç ay, yaz ayları böyle geçmiş! Birçok kapı çalmalarına, söz de vermelerine karşın baz istasyonunda arıza çözülmemiş!

***

Bu denli inişli/ çıkışlı yürümemiştim uzun süredir; bacak kaslarımdaki sevimli zorlanmayı seviyorum. Yolun altında bir ev vardı, orada da bir yaş almış adam, selamlayıp adama yaklaşırken biri daha çıktı içeriden, küçük bir tanışmanın ardından da çay dolu bardağı önüme getirdi. Anadolu insanı kentte yaşayanlara benzemez, konuk ağırladıkça/ konağa yedirdikçe sevinir; bitince ikinci bardak çayı da getirdi… Nereden geldiğimi, neler yaşadığımı, kimle geldiğimi anlatıyorum. O da parmağıyla gösteriyor “şu evde yattınız, aşağıdaki dedesinin evinde geç zamana dek oturdunuz” derken, gösterdiği eve baktım; kaldığımız Erdal’ın anne/ babasının evinin önünden geçmişim demek…

Ev sahibinin telefonu Türk Telekom’muş; burada hiçbir telefonun çekmediğini, köylülerin zor anlar yaşadıklarını, burada yaylacı olduğunu/ yakın zamanda da İmamoğlu’na gideceğini, iletişim konusunda sorunlarının büyük olduğunu söyledi. Beni arabaya çağırdı, bindik, üç/ beş kilometre gittik, birine rastlayınca durdu, telefonunu sordu, Turkcell’miş, önce kontrol etti “iki diş var” dedi, benden Erdal’ın numarasını sordu, aradı, ulaşılmıyordu, kendi kendine söylendi, eve döndük… Biraz uzanmak istiyordum aslında, teşekkür ettim ilgisine/ konukseverliğine, gösterdiği eve yöneldim…

***

İnce ağaç dallarından yapılmış bahçe kapısından ya da gasbalıktan girip, eve çıktım… Evin girişinin önü açıktı, üç sedir vardı, birine uzandım… Her yerimde hoşuma giden bir ağrı vardı da; burada olduğumu Erdal’a ya da diğerlerinden birine ulaştırmam gerekirdi. Yarım saat geçmiş olmalı aradan, çardağın altından ses geldi; seslendim, Erdal’ın babasının sesi… Bir poşet mantarla geldi, durumu anlattım. Telefonu Turkcell… Telefonu elinde, çardağın etrafında dönüyor, bir yandan da telefonun çekmeyişine söyleniyor, “üç aydan bu yana bunu yaşıyoruz, aranmadık yer kalmadı, söz verdiler düzeltmediler, burada yaşayanlar insan değil sanki” derken “tamam, iki diş var burada” dedi… önce Erdal’ı aradı, “çalıyor düşmüyor” dedi, sonra birkaç yeri daha aradı, eşi oradaymış, durumu anlattı. “Erdal oradan bu yana gelir, onlar söyler ya da dağdaki başkalarına ulaşmaya çalışırlar” dedi.

***

Anlamakta zorlandığım durum şu; bizden önce, Konakkuran’da “mantar hasat şenliği” düzenlenmişti. Köylüye mantar toplama sırasında yapılan yanlışlar anlatılmıştı, mantarın geleceği için neler yapmaları/ nelere özen göstermeleri konusunda bilgiler verilmişti. Feke Belediye Başkanı Cömert Özen, “bilinçsiz toplama, mantarın geleceğini tehlikeye atıyor, sizden ricamız, küçük mantarları toplamamaları, mantar yerlerini kazmamalarıdır” uyarısında da bulunmuş, ancak iletişim konusunda köylünün yaşadığı zorlukları bilmesine karşın çözüm aramamıştı… Medyada yer alan habere göre AKP Adana İl Başkanı Tamer Dağlı ile Kozan Ticaret Odası Başkanı Mustafa Kandemir’de etkinlikte bulunmuşlar, Konakkuran’da telefonların çekmediğini/ baz istasyonunun işlevsizliğini/ köylünün iletişim zorluğunu orada oldukları süre içinde mutlaka yaşamış olmalılar; ya sonuç?

***

Erdal, annesi ile teyzesi birlikte geldiler. Neler olduğunu sordular bana; olanları anlattım. Kimi zaman gülüşmeler, kimi zaman iletişimin bu denli yoksunluğu, dağda geçen zaman, kurak geçen ayların verimsizliği… Çardağın ortasına serdikleri bir sofranın içine toplanan mantarları ayrı ayrı döktüler, “yenecek” olanları ayırdılar, bazılarını poşetlere doldurdular, bir yandan da kavrulmuş mantar koydular sofranın bir yanına, ardından çaylar geldi… Onbeş yılsonra güzel, sevimli, hoşuma giden bir gündü, akşam olmadan yola koyulduk; Feke, Kozan, sonra Adana yolları…

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.