Tarihsel bellekte bazı günler vardır ki sadece bir zaferin, bir antlaşmanın ya da bir liderin değil, bizzat bir milletin doğuşunu simgeler.İşte 20 Ağustos, Macaristan için tam da böyle bir gündür.
Macar dostlarımız bugün, bin yıllık bir devlet geleneğinin temel taşı olan Kral Aziz István’ı (Aziz Stephen) anıyor. 20 Ağustos, Macaristan’ın resmen doğduğu, Avrupa’nın kalbinde bağımsız bir devlet olarak tarih sahnesine çıktığı gün olarak kabul edilir. Aziz István, yalnızca bir kral değil; aynı zamanda Hristiyanlığı devletin resmi dini yaparak, Macar halkını Avrupa’nın merkezî değerleriyle bütünleştiren vizyoner bir liderdi.
Kral mı, Azîz mi?
Aziz István’ın sadece siyasi değil, aynı zamanda dini bir figür olarak da yüceltilmesi, bu günü bir ulusal bayramdan öteye taşır. 1083 yılında aziz ilan edilen István, hem Katolik dünyasında hem de Macar halkının kolektif hafızasında özel bir yere sahiptir. Bu nedenle 20 Ağustos, dini törenlerle, kutlamalarla ve görkemli havai fişek gösterileriyle adeta bir ulusal şölen havasında geçer.
Türkiye’den Macaristan’a Gönül Köprüsü
Biz Türkler için Macaristan sadece bir Avrupa ülkesi değil; tarihsel bağlarımız, kültürel etkileşimlerimiz ve dostluğumuzun temelleri çok derinlere uzanır. Osmanlı döneminden günümüze kadar süregelen bu ilişkinin bir nişanesi olarak, bugün Macar kardeşlerimizin doğum gününü gönülden kutluyoruz.
Bugün Türkiye’den bakınca, sadece Budapeşte’nin zarif köprülerini ya da Tuna’nın görkemini değil, aynı zamanda halkının geçmişine duyduğu saygıyı da görüyoruz.Bir milletin geçmişine sahip çıkması, geleceğini sağlam temeller üzerine kurabilmesinin en güzel göstergesidir.
Macaristan’a Bir Mesaj:
Doğum günün kutlu olsun Macaristan!
Boldog születésnapot, Magyarország!
Bir milletin bin yıllık serüveninde nice 20 Ağustos’lar görmek dileğiyle…
**
Bankamatik Memurları
Türkiye’de kamu istihdamı, yıllardır kangren olmuş bir mesele. Hangi iktidar gelirse gelsin değişmeyen bir alışkanlık var: Devletin kadroları liyakatle değil, sadakatle dolduruluyor. Dün “siyasal kadrolaşma” diye bağıranlar, bugün aynı düzenin parçası olunca sus pus oluyor.
Bu döngünün bedelini ise çalışan değil, çalışmayan ödüyor mu sanıyorsunuz? Hayır. Bedeli, her sabah evinden çıkıp işe giden, vergisini veren, emeğiyle geçinmeye çalışan milyonlar ödüyor. Çünkü kamu bütçesinden maaş alan ama işe uğramayan bir grup var: “Bankamatik memurları”.
Son açıklamalara göre, kamuda 175 bin kişi hiçbir işe gitmeden, çalışmadan, sadece ay sonunda ATM başına giderek maaşını alıyor. Evet, yanlış okumadınız.Bu insanlar resmi olarak istihdamda gözüküyor ama fiilen yoklar. Ne bir masa başında, ne bir ofiste, ne sahada…
Peki bu devasa sayıdaki bankamatik memurunun kaç tanesi Adana’da? Sayıyı net olarak bilmiyoruz ama vatandaş olarak merak etmek hakkımız. Adana gibi büyük şehirlerde kamu kadroları geniştir. Belediyeler, il müdürlükleri, iştirak şirketleri… Sormak lazım: Bu kurumlardaki personel listesinde yer alıp da ayda bir bankaya uğrayanlar kimler?
Üstelik mesele sadece maaş değil.Bu kişilerin sigortası işliyor, yıllık izinleri birikiyor, sosyal hakları tanımlanıyor.Yani gerçekten çalışan bir memurla aynı statüdeler. Aradaki fark şu: Biri sabah 08:30’da mesaiye başlarken, diğeri belki hâlâ uykudadır.
Bu durum artık sadece etik bir sorun değil, ekonomik bir yüktür.Vergi verenlerin sırtına yüklenen milyonlarca liralık bir yükten söz ediyoruz. Ve daha acısı şu: Bu düzeni bozmaya niyetli kimse yok. Çünkü herkes kendi “torpillisini” bir yerlere yerleştirmiş durumda.Sistemi bozmak, kendi çıkarını bozmak anlamına geliyor.
Şunu açıkça söylemek gerekir: Bankamatik memurluğu, organize bir kamu israfıdır. Adana’da da Türkiye’nin her yerinde olduğu gibi, halkın vergileriyle maaş alan ama halk için tek bir hizmet üretmeyen binlerce insan olabilir. Bunu sorgulamak, sadece gazetecilerin ya da siyasetçilerin değil, hepimizin görevidir.
Artık şu soruyu yüksek sesle sorma zamanı: Bu insanlar kim? Ne iş yapıyorlar? Nerede çalışıyorlar? Ya da daha doğrusu çalışıyorlar mı?
Çünkü bu ülkede işe gitmeden maaş alanların varlığı, işe gidip maaşını zor alanların geleceğini çalıyor.
Benim merak ettiğim ise, 175 bankamataik memurundan Adana’da hiç var mı? Varsa kaç kişi?
Merak işte!..
**
Mevlüt Abinin Not Defteri
Hattı Unutan Otobüs Şoförü ve Macera Dolu Perşembe Sabahı
Perşembe sabahı… Saat 08.10. Güya her zamanki gibi sıradan bir iş günü. Ama evdeki hesap, şoförün güzergahına uymadı!
Geldim son durağa.İş yerine gitmek için bineceğim 110 numaralı otobüs yol kenarında usulca bekliyordu. “Oh, tam zamanında geldim” dedim içimden. 5-10 metre ötedeki durağa yürüdüm.Benim gibi dört kişi daha otobüsün kalkmasını bekliyordu.Her şey olağan. Henüz gariplik başlamamıştı…
Derken sarı saçlı sürücü hanım geldi, otobüse bindi.Bekliyoruz ki doğru yöne gitsin. Ama ne mümkün! Otobüs bir anda ters yöne hareket etmeye başladı. Hepimiz bir an şaşkınlıkla bakakaldık. Meğer sürücü hanım, kendini 151 numaralı hatta sanmış, bizim 110 numaralı hatla ilgiyi kesmiş.
Hemen 151’in sürücüsünün yanına koştum. “Bacım, bizim otobüs kayıplara karıştı!” dedim. Sağ olsun, o da durumu anladı, bir yerleri aradı:
– “Şimdi yoldan çevirirler, geri gelir,” dedi.
Bu sırada ben de Büyükşehir’in meşhur 153 hattını aradım.
Dedim: “Otobüs farklı yola saptı, yönünü şaşırdı. Lütfen geri çevirin.”
Görevli sakin: “Bizde bir sıkıntı görünmüyor ama isterseniz ‘yanlış hatta girdi’ diye şikayet oluşturabilirim.”
– “Gerek yok,” dedim. “Zaten kadıncağızın da sabah sabah başı dönmüş.”
Derken… 3-5 dakika sonra aynı otobüs, dolu bir şekilde geri döndü. Hepimizi aldı. “Tamam,” dedik, “şimdi normale döndük.” Ama nerdeee!
Yolda bir yolcu, sürücüye sordu:
– “Acemi misin abla?”
Sürücü hanım sert bir sesle cevapladı:
– “Acemi değilim!”
Ama tuhaflıklar devam etti… Butona basıldığı halde duraklarda durmadı. Ancak “abla, burası durak” diye bağırınca anca durdu. İçimden “ya daha uykusu açılmadı, ya da sabah ilacını fazla kaçırdı” diye düşündüm. Allah’tan iş yerine sağ salim vardık da, günümü gerçek anlamda bir ‘yolculuk’ ruhuyla karşıladım.
Bir Küçük Tavsiye
Büyükşehir Otobüs İşletmesine nacizane önerimdir:
Şoförleri, görevlendirildiği hattın güzergahına bir gün önceden küçük bir hatırlatma mesajıyla bilgilendirin. En azından sabah sabah “Ben kimim, neredeyim, hangi hatta çalışıyorum?” krizleri yaşanmaz.
Sabahın köründe yönünü şaşıran otobüsle, hayatın sürprizlerine karşı esnekliğimi de test etmiş oldum.
Kısacası…
Bir sabah otobüsü, bir Mevlüt Abi, bir doz sürücü şaşkınlığı = Şehir içi macera dolu bir sabah!
ADANA
Az önceADANA
Az önceADANA
Az önceADANA
Az önceADANA
Az önceADANA
Az önceEKONOMİ
18 saat önceVeri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.