Milenyum kuşağından ekranlara…

Milenyum kuşağından ekranlara…

ABONE OL
28 Aralık 2025 10:26
Milenyum kuşağından ekranlara…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Milenyum kuşağı birçok şeyden yoksun… Öncelikle gelecek hayali kurmakta zorlanıyor! Bitirdiği üniversitenin sunduğu bilgileri/ donanımları özgürce kullanamıyor! Dokunarak sevmekten bile çoğu uzak; sanal dünyanın akışına kaptırmış durumda kendini! Bunlar olunca da “yaşamı” olduğu gibi ne tanıyabiliyor ne de tanımlayabiliyor! Birçoğu “emeğin” rengini/ biçimini/ duruşunu yaşam içinde bilmiyor! Beton yapıların egemenliğinden toprağın kokusunu unuttu birçoğu…

Dahası da var… Bir konuyu tartışacak ortamdan da yoksun çoğu… Konuşarak, tartışarak, yorumlayarak, sorgulayarak iyiye/ güzele/ erdeme ulaşmanın yollarını da aramıyor çokları! Her şey hazır! Emek harcamadan ulaşılan sonuçlar, çabalamadan gidilen yollar, üretmeden tüketmeler öyle yoğun yaşamlarının içinde ki; bir telefonla her şey kapısına geliyor!

***

En son bizim kuşak mıydı, yoksa bir kuşak sonramız da mı “bizim” gibi emeğin, çabanın içindeydi? Liseli yıllarımızı anımsıyorum; verilen okul ödevleri ansiklopedilerden bulunur/ okunur/ beyaz kağıda yazılırdı! Hiçbir şey bilmeyen bile, okurken/ yazarken bir şeyler öğrenirdi! Bir ödevi bir başkasının yazma olanağı da yoktu; aynı elden çıkan yazıları öğretmen tanıyacağından, girişimde bulunulmazdı bile! Öğrencinin “el yazısı” neyse, öyle yazılmalıydı!

Tamam, özel televizyonlar daha yaşamımıza girmemişti, yine de bir/ iki kanallı televizyonların tartışma izlenceleri günler öncesinden duyurulurdu! Tartışmaya çağrılan politikacılar, karşısındaki her düşünceden gazetecilerin sorduğu soruları yanıtlardı! Politikacıların, gazetecilerden ne kaçacak yerleri vardı ne de sorulan soruları yüzeysel geçiştirmeleri olasıydı… Televizyon karşısındaki partililer, bir gün sonra izlencede konuşulanları tartışırdı! Kimi zaman “kendi” partisinin genel başkanına kızardı kaçamak yanıtlar verildiğinde, kimi zaman da “karşısındaki genel başkanı susturdu” diyerek sözlerini yinelerdi günlerce…

***

İşte bunlardan milenyum gençliği yoksun sürdürüyor yaşamını bugün… Şu an kaç televizyon kanalı var, bilinmesi zor! Bir o kadar da YouTube kanalı var! Birçok genel başkan televizyon karşısına çıkmıyor, çıksa “soruları kendi verip” izlenceyi tamamlıyor! Bırakalım genel başkanları, milletvekilleri bile kendine yakın kanallarda/ kendini zorlamayacak gazetecilerin olduğu izlencelerin konuğu oluyor! Çay/ pasta eşliğinde, birbirini üzmeyen, yurttaşın sorunlarına dokunmayan, “seçilmiş/ güçlüler” olduklarını benimseyen kimse onlarla olmayı yeğliyor…

***

Geçtiğimiz gün, AKP’li Şamil Tayyar’ın “dün hükümete sövüyordu, bugün övgüler düzüyor, yarın ne yapacağı belli değil” diye tanımladığı Ahmet Hakan, köşesinde özellikle “iktidara” yakın olan milletvekilleri için “iktidarı savunmak, gazetecilere bırakılamayacak kadar ciddi bir iştir” diye yazınca, arkası geldi! Hakan’a destek aynı gazetenin yazarı Hande Fırat’tan geldi. Fırat, “Şimdi iğneyi batırma zamanı” başlıklı yazısında siyasetçilerin tartışma izlencelerine çıkmadığını, bunun yerine gazetecilerin “vekalet” yayınları yaptığını belirtirken “gazeteci siyasi parti sözcüsüne dönüyor, hepimiz çizgiyi aştık” sözlerine yer verdi.

Fırat, “iğneyi batırma zamanı” derken, sanki karşısına çıkan “iktidara” yakın isimlere rahatça soru soruyormuş gibi bir izlenim oluşturmaya çalışsa da; bunu yurtiçi/ yurtdışı gezilerinden duymayan yok! Sorulacak sorular önce veriliyor, onaylanıyor, sonra soruluyor; ne güzel, ne uyumlu, ne gerçekçi ama değil mi? Günümüz kuşağının tanık olduğu gerçeklikler…

***

Öyle ya; hangi kanalı açsanız belki birkaç “muhalefet” vekillerine denk geliyorsunuz da, “iktidara” yakın olanına rastlamakta zorlanıyorsunuz! Ekranların “kadrolu” isimleri, gündemde ne varsa konuşuyor, tartışıyor! Anlamadıkları hiçbir konu da yok! Salgın sürecinde “sağlık” bileni olmuştu hepsi, yüzyılın yıkımı depremde hepsi yerkabuğu bileni oldu, on günde üç insansız hava aracının düşmesiyle strateji uzmanı, ama en çok da politikacı/ ekonomist/ dış ilişkiler bileni…

Tüm bu konuların sorulacağı, bilgi alınacağı, yurttaşın kafasındaki düğümleri çözeceği “iktidar” vekilleri nerede; yoklar mı? Tamam anlıyoruz pazara çıkamıyorlar, esnafı gezemiyorlar, açık alanda toplantı yapamıyorlar da; ekrana çıkmaktan da mı uzak durmaları gerekiyor, neden?

***

Tüm bu yaşananlarda yalnız “iktidarı” suçladığım düşünülmesin; çeyrek yüzyıldır/ her seçimde çoğalarak büyüyen “iktidarın” karşısında, daha işin başında kol/ kanat olan, yurttaşın karşısına “inandırıcı” olmayan, “yenileşmeden” uzak duran, “tabuları” kendine yol edinen “muhalefet” de sorumludur!

İşte, milenyum gençliği, bilmediği/ tanımadığı/ duygudaşlık kuramadığı politikacılardan her gün daha da uzaklaşırken, doğduğu topraklarda doymamanın acısını da yaşıyor! İktidar da muhalefet de gençliği yalnız; sonuç ortada! Hoşnut musunuz?

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP
escort ankara - Türk Porno - Ankara Escort Ankara escort, eskort, escort bayan Ankara Escort Bayan arkadaş bulmak istediğiniz ve ihtiyacınız olduğu her zaman Ankara Escort Sitesi.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.