web statisticsweb statistics
Siyasal partiler amip gibi

Siyasal partiler amip gibi

ABONE OL
5 Eylül 2025 07:37
Siyasal partiler amip gibi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Ülkemizde “parti” kelimesi öyle bir hücre bölünmesine uğramış durumda ki… İçinde “Milli Ulusal Parti” gibi duygusallığı dorukta yaşayan isimleri görünce insan ister istemez “ciddi misiniz?” diye soruyor! “Milli” Arapça, “Ulusal” Türkçe, ama ikisi de aynı anlama mı geliyor, yoksa yaratıcı bir dilde göç mü yapıyor, kim bilir?

Öte yandan, Yargıtay’ın kayıtlarına göre Temmuz 2025 itibarıyla Türkiye’de tam 180 siyasi parti faaliyette duruma geçti. Kabul edelim, bu sayı tıpkı o karmaşık aile fotoğrafları gibi; farklı ideolojilere sahip ama bazen tamamen adamakıllı birbirinin kopyası olan partilerle dolu.

Kimler var bu “kara leke” dediğimiz listede?

  • AK Parti, yandaşlarıyla birlikte tam 10.878.733 üyeyle zirvede
  • CHP ise 1.903.432 üyeyle hala güçlü
  • TBMM’de grup kuran diğer partiler:
    • MHP: 497.428
    • İYİ Parti: 392.803
    • DEM Parti: 15.912
    • Saadet Partisi: 246.842
  • Diğer bilinen partiler:
    • Yeniden Refah: 650.073
    • Demokrat Parti: 315.786
    • DEVA: 129.112
    • Büyük Birlik: 111.034
    • HDP: 13.970 (Anayasa Mahkemesi’nde kapatılma davası devam ediyor)

Ayrıca daha küçük ama ismi komik gelmese de aslında mantıklı gözüken partiler de var:

  • Anahtar Parti: 42.851
  • Anavatan Parti: 22.895
  • Gelecek Parti: 62.243
  • Memleket Parti: 50.140
  • Türkiye İşçi Partisi: 36.044
  • Türkiye Komünist Partisi: 6.882
  • Vatan Partisi: 12.343
  • Zafer Partisi: 72.423
  • DSP: 23.010
  • Hür Dava: 15.374
  • BTP (Bağımsız Türkiye Partisi): 13.908

Yani evet, “parti” kelimesi öyle “kuruş” seviyesine düşmüş ki… Kimi partinin üye sayısı sıfır bile görünüyor olmalı—adı var kendi yok hâliyle; “mecburi isim” gibi bir hava estiriyor.

Neden bu kadar çok parti? Neden ve niçin?

Tek kelimeyle: siyasete yönelik açgözlülük. Yeni bir hat, yeni bir siyasi mühürle kolayca kuruluyor. Üstelik bazı partiler sadece kağıt üzerinde var. Yargıtay listesinde üye sayısı sıfır olan partiler bile yer alabiliyor—bu da bazı parti kurucularının, “Parti kurdum, yasal boşluktan faydalanıyorum,” diye gülmesine yol açıyor

Reddit’te bir kullanıcı da nokta atışı yapıyor:

“Bazı partilerin üye sayıları sıfır görünüyor”
“Polis arama yapılamaz, burası parti binası diye millete meydan okuyorlar.”

Bu satırlar hem trajikomik hem de dokunaklı: Siyasi parti kurmanın ciddiyeti, bazıları için sadece yasadan yararlanmanın bir yolu olarak kullanılıyor gibi.

Sonuç: Siyasi “amipleşme” neden sürdü?

Yasal boşluklar, siyasi çeşitliliğe değil, kaotik çoğalmaya yol açıyor.

Parti kurmak mevzuat gereği oldukça kolay; ama ideolojik anlam sağlamayan parti sayısının artması demokratik olgunluğa değil, kaosa işaret ediyor.

“Milli Ulusal” gibi isimler hem samimi hem de ironik: iki dilde aynı anlama vurgu, görünmez ideoloji. Gülünecek kadar trajikomik!

Parti İsimleri: “Milli mi, Ulusal mı, Evrensel mi?”

Bazı siyasi partilerin isimleri, yalnızca ideolojik mesaj taşımıyor; adeta birer dil bilmecesi gibi. Hadi gelin birlikte birkaçını inceleyelim:

Milli Ulusal Parti

Açıklama: “Milli” zaten “ulusal” demek. Biri Arapça kökenli, diğeri Türkçe. Aynı anlama gelen iki kelimeyi üst üste koyarak kurulmuş bir parti ismi.

Yorum: Bu partide hem Osmanlıcılık hem Atatürkçülük bir arada mı acaba?

Yüce Diriliş Partisi

Açıklama: Zaten “diriliş” başlı başına yüceliği anlatıyor. “Yüce diriliş” biraz fazla iddialı bir isim gibi.

Yorum: Bu kadar yüksekten başlamak, sonra sıfır üye ile kalmak biraz ironik değil mi?

İnsan ve Özgürlük Partisi

Açıklama: Başlık etkileyici ama “insan” ve “özgürlük” neredeyse bütün partilerin temel iddiaları.

Yorum: Slogan gibi bir isimle parti kurmak moda oldu.

Adalet, Kalkınma ve Hak Partisi (AKHAK)

Açıklama: Hem “AK Parti”ye benziyor hem “Hak” kelimesiyle dini bir gönderme yapıyor.

Yorum: Kopya mı, parodi mi, bilemedik.

oplumsal Uzlaşma Reform ve Kalkınma Partisi (TURK-P)

Açıklama: “TURK-P” diye kısaltmaları da var. İngilizce gibi duruyor ama aslında değil.

Yorum: Kısaltma uğruna cümle kurmuş gibiler.

Sevgi ve Kardeşlik Partisi

Açıklama: Sanki bir çocuk kulübü ya da sosyal sorumluluk projesi.

Yorum: Mecliste yumruklar konuşurken bu isimle barış mı getirecekler?

Kadın Partisi

Açıklama: Cinsiyet temelli bir isim, iddiası net. Ama üye sayısı düşük.

Yorum: Kadın haklarını savunmak için var, ama kadınlar bu partiye neden sahip çıkmıyor?

Devrimci Sosyalist İşçi Partisi / Emekçi Hareket Partisi / Emek Partisi / Türkiye Komünist Hareketi

Açıklama: Tüm bu partiler sol ideolojiyi temsil ediyor ama ayrı ayrı kurulmuş.

Yorum: Sol birlik derken, parça pinçik olmuşlar. “Amip gibi çoğalmak” tanımı burada da geçerli.

Milli Mücadele Partisi / Milli Yol Partisi / Milli Diriliş Partisi / Milli Birlik Partisi

Açıklama: “Milli” kelimesi neredeyse her sağ partide var. Ama hepsi ayrı yapılar.

Yorum: “Milli” olmadan sağda siyaset yapmak imkânsız gibi.

Vatan ve Hürriyet Partisi

Açıklama: 1900’lerin başındaki örgüt isimlerine benziyor.

Yorum: Abdülhamit’e muhalefet etmek için mi kuruldular?

Bağımsız Cumhuriyet Partisi

Açıklama: Cumhuriyet zaten bağımsızlık temelinde kuruldu, ekstra vurgunun nedeni ne?

Yorum: Fazla net olmak bazen kafa karıştırıcı olabilir.

Ekstra Gözlem:

Bazı parti isimlerinde ortak bir “kutsal değerleri tekrar etme” eğilimi var:

Milli, Vatan, Birlik, Hak, Adalet, Kalkınma, Diriliş, Özgürlük, Sevgi, Hürriyet

Hepsi tek tek değerli kavramlar, ama bir araya geldiklerinde bazen içi boşaltılmış sloganlara dönüşüyorlar. Herkesin “vatanını çok sevdiği” bu kadar partinin olduğu bir ülkede neden hâlâ birlik olamıyoruz, o da ayrı bir siyasi mizah konusu.

 

**

Mevlüt Abinin Not Defteri

“Parklar park değil, kafe mübarek!”

Dün canım sıkıldı, dedim ki şöyle bir parka gideyim… Hem gölgelenirim, hem kafamı dağıtırım, hem de kaderin bana lütfettiği estetik zevki kullanarak gelip geçen güzellere bir iki artistik bakış atarım. Heves ettik ama… Etmez olaydık!

Önce Taşköprü civarına uğradım. Dedim, biraz tarih soluyayım, Seyhan Nehri’ni izleyip iç huzurumu bulayım. Mürüvvet Kekilli Parkı var orada, bilen bilir. Eskiden çimlere oturur, çekirdek çıtlatırdık. Şimdi? Park gitmiş, yerine “Bici Bici Kafesi” çöreklenmiş. Park mı? Tabelada yazıyor sadece, “Mürüveet Kekilli Parkı” diye… Gerçek yaşamda gören yok.

Merkez Park’a yöneldim bu sefer. Meğer ben Merkez Park’a değil, Ortadoğu zirvesine gitmişim de haberim yok! Her yer Arapça, duman altı, kebap üstü… Kimin kucağında nargile, kimin elinde dürüm! “Şam’ın meydanı” derler ya, al sana canlı örneği.

Dedim bari uzaklara kaçayım, Sarıçam’ın serin yellerine vurayım kendimi. Belediye otobüsüne bindim, Kozan Yolu’na düştüm. Aman Allahım! Eskiden büfe olan bir yer vardı, şimdi mini AVM’ye dönmüş. Büfenin dört katı büyüklüğünde kapalı alan, yanına oyun parkı, biraz ötesine masa-sandalye dizmişler. Bir bakmışsın yürüyüş yolunun 500-600 metrekaresi “açık hava kafe” olmuş. Hani yürüyorduk biz bu yolda? Şimdi yürüyenler garsona çarpmasın diye zigzag yapıyor!

İlerledim, dedim belki sakinlik vardır… Bu sefer karşıma bir dernek binası çıktı. Yanında yine bir büfe, onun da yanında bankamatik. E bankamatiğin önüne bile masa koymuşlar ya hu! Millet para çekemeden önce çay siparişi vermek zorunda kalıyor neredeyse! İşgali kamufle etmek için de Türk bayraklarını sarmışlar her yere. Vallahi zabıta yıkmaya kalksa “Vatan millet” diye üzerlerine yürürler, o derece.

Dedim son bir umut Bayraklı Park! Hani şu Sarıçam Belediyesi’nin gözbebeği… Baktım üç tabela, üç masa, üç semaver… Hangi ara özel işletme olmuş bu park? Banklara sandalye koymuşlar, halk oturmasın diye. E kardeşim, burası park değil mi? Yoksa parkı “VIP localara” mı çevirdiniz haberimiz yok?

İçimden dedim ki… Bizim çiçeği burnunda Büyükşehir Başkan Vekilimiz Güngör Bey herhalde bu yoldan hiç geçmedi. Yoksa bu işgalleri görür, “Yeter beyler, halka park bırakın!” diye isyan ederdi. Sarıçam Belediye Başkanı Bilal Bey desen… Adam her gün makamına gidip gelirken buradan geçiyor. Ya gözünde perde var ya da yolda giderken gözlerini “açık hava kafe menüsü”ne dikmiş, vatandaşı görmüyor.

Sonuç?
Parka gittim, park bulamadım.
Yürüyüşe çıktım, masa-sandalyeye çarptım.
Sessizlik aradım, nargile fokurtusu buldum.
Şu halde ben ne yapayım? En iyisi balkonuma masa atayım, üstüne de bir tabela asayım:
“MEVLÜT ABİNİN PARKI — Masa 5 boş, buyurun oturun!”

 

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP
escort ankara - Türk Porno - Ankara Escort Ankara escort, eskort, escort bayan Ankara Escort Bayan arkadaş bulmak istediğiniz ve ihtiyacınız olduğu her zaman Ankara Escort Sitesi.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.