“Umut yoksulun ekmeği /ye emek ye…”

“Umut yoksulun ekmeği /ye emek ye…”

ABONE OL
11 Ocak 2026 14:23
“Umut yoksulun ekmeği /ye emek ye…”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Kimin ilgisine geçti, kimi biraz olsun “duygudaşlık” kurmayı denetecek, kim “dilek” beklentilerinin yine “dileyenlerce” erteletildiğini kanıksayacak bilmiyorum; ama yeni öğrendiğim bir gerçeğin bilinmesi için yazmak zorundayım. Okuyup/ duyup geçmek olmuyor, “iktidarın”, insanları “aptallaştıran” tutumu karşısında susarak olmuyor görüyorsunuz!

Yanında durmakla da olmuyor; hani ayrı tutulan var mı gösterin! Emeğinle kazanıyorsan, emek vererek yol alıyorsan, çalmayı/ çırpmayı/ yolmayı “yol” saymıyorsan, çalışmaktan yılmıyorsan, tek yürek/ tek güç/ tek ses olmaktan ödün vermiyorsan durum ortada… Herkesi aynı kazanda tutuyorlar, destekleyen/ desteklemeyen herkese aynısını yaşatıyorlar! Açıkça da dolduracakları bütçeden, bütçeye olabilecek yükten, işverenin güçlenmesinden söz etmediler mi? Ettiler; bunları bir yana yazın…

***

Bizde Asgari Ücret Saptama Komisyonu nasıl oluyor, anımsayalım; işçi, işveren, hükümet “iktidar” kanadından beşer, toplam onbeş kişiden oluşur, Çalışma-sosyal güvenlik Bakanlığı temsilcisi başkanlığında toplanılır! Çay/ pasta tüketme toplantılarında “İktidar” kanadı hiçbir zaman çalışanın yanında değil/ hep işverenin yanında durmayı yeğler! Bunu da açıkça söylerken “çalışanın daha çok alması önemli de, işverenimizi de sıkıntıya sürüklemeyecek bir rakam” diyerek, “iktidara” çalışan Tüik’in verilerini göz önünde bulundurularak son karar verilir!

Biliyorsunuz, geçtiğimiz yıl komisyonun belirlediği bedeli az bulduğu gerekçesiyle çalışanların temsilcisi “bu koşullarda bir daha toplantılara katılmayacağız” demiş çıkmıştı! Bu yıl toplantıda yoktu, ancak “asgari ücret önerisi” vardı, onu da göz önünde bulunduracağı belirtilmiş olsa da dinleyen/ duyan olmadı! İşçi temsilcileri olmadan, işveren/ iktidar temsilcileri bir araya gelerek, bu yurdun tarihinde ilk kez, “açlık sınırının” altında kalan “asgari ücreti” açıklarken hem çok çalıştıklarını söylediler hem de “her zaman olduğu gibi yine enflasyon altında” ezdirmediklerini bayram kutlaması sayarak yinelediler! “Dünya döndükçe /umut yoksulun ekmeği /ye Memet ye ye Memet ye” der Orhan Seyfi Orhon. Nazım’da ona “yok öyle umutları yitirip karanlıkta savrulmak/ unutma/ aynı gökyüzü altında/ bir direniştir yaşamak” diye yanıt verir. Evet, “yaşamak direniştir…”

***

Yavru Vatan Kıbrıs, “ses” kadar yakın bize… Yaşamlarını sürdürmek için birçok temel gereksinmelerini dışalımla sağlamak zorunda; suyu bile… Duymuşsunuzdur; yineleyeyim… geçtiğimiz günlerde Asgari Ücret Saptama Komisyonu bir araya gelmiş. 2026 için “tavsiye” kararını da belirlemişler. Yeni düzenlemeye göre asgari ücret saatlik 349,71 TL, günlük 2 bin 797,75 TL, haftalık 13 bin 988,76 TL, aylık brüt 60 bin 618 TL, net 52 bin 738 TL olarak uygulanacağı Resmi Gazetede yayımlanıp, on günlük “itiraz süresi” başlatılmış…

Peki, Asgari Ücret Saptama Komisyonu nasıl oluşuyormuş onu da açayım; üye sayısı toplam onbeş kişiden oluşuyormuş… Bizdeki gibi işçi, işveren, hükümet temsilcileri… Komisyonu’ nun beş üyesini/ biri Çalışma İşlerinden Sorumlu Bakan ya da onun temsilcisi olma koşuluyla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu atıyor, beş üyesini/ en çok işçiyi temsil eden en üst derecedeki işçi sendikası değişik iş kollarından, beş üyesini de en çok işvereni temsil eden…

***

Kuzey Kıbrıs’taki tablo, insanca yaşamın “istenirse” nasıl olanaklı kılındığını gösteriyor. Bizde ise tam tersi; üretimden koparılan çiftçi, tarlasını terk eden köylü, fabrikada alın teri döken işçi aynı cenderede sıkışıyor. Bakın, aynı dili konuşuyor, aynı denizi paylaşıyoruz Kıbrıs’la; iş bölüşümüne gelince araya uçurumlar giriyor. Oradaki “iktidar”/ işveren temsilcileri daha mı çok olanaklar üzerindeler, bu yurdun “iktidarı”/ işvereni daha mı ayrıcalıklı, daha mı bulunmazlar?

Toprağını eken üreticinin mazotuna/ gübresine göz dikenler, işçinin sofrasındaki ekmeği dilim dilim azaltarak varlıklarını sürdüren “doymazlar” bizde nedense! “İktidarın” içinden gelen “bu aldığınıza şükredin” sesleri de bir başka, “bütçeye zarar vermemek” bir başka…Üretici korunmadan, emekçinin karnı doymadan bu topraklar özgürleşebilir sanki. Kendi insanını açlık sınırının altında yaşamaya zorlayan anlayış, geleceği tutu altına almıyor sanki. Yaşamın direniş olduğu bu coğrafyada, emeğin hakkı yerine “işverenin hakkı” denilmiyor sanki… Kıbrıs’taki rakamlara bakarken içimizdeki sömürü çarklarını durduracak dayanışma bilincini düşünmeli; başka da yolu yok bunun…

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP
escort ankara - Türk Porno - Ankara Escort Ankara escort, eskort, escort bayan Ankara Escort Bayan arkadaş bulmak istediğiniz ve ihtiyacınız olduğu her zaman Ankara Escort Sitesi.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.