Neden böyle olduk ki? Sabah haberini doğrulamak için bile üç ayrı kaynağa bakmaya gerek duyuyoruz! İnsanlar ne günün her saati karşısında olanların dediklerine güvenebiliyor, ne yıllardır sokağında komşuluk yaptığına, ne piyango sonucuna, ne etiket fiyatına, ne de açıklanan sınav sonuçlarına… Seçim yapılır, sandıktan değil sosyal medya paylaşımlarından öğrenilir ne olduğunu…
Bir sınav sonucu açıklandığında ya da bir haber duyulduğunda ilk tepki, “gerçek mi bu?” sorusu abanıyor… Bir ürünün fiyatı değiştiğinde, sorulan ilk soru “etiket ne zaman değişti” oluyor! Şans oyunlarında kazanma olasılığı değil, çekilişin doğru/ dürüst olup olmadığı sorgulanıyor. Baştan başlayan bir dağınıklık, baştan başlayan bir umursamazlık, baştan başlayan bir birbirine güvensizlik…
***
Güvensizlik, öğretilmiş bir alışkanlık gibi… Büyüklerin çocuklarının kulağına fısıldadığı söz “kimseye güvenme, sormadan/ araştırmadan benimseme” üzerine kurulu sanki! Doğrulanmış bilgi bile kuşkuyla karşılanıyor. Market rafındaki bir etiket kasada başkalaşabiliyor, girişte konuşulan çıkışta bam başka yerlere savrulabiliyor!Tamam, “doğru” değişkendir; herkesin “doğruları” yaşamın bıraktığı izlerle anlaşılır da, “kuşkuculuk” bambaşka bir şey! Bir bakıma toplumsal paranoya travması; buna kimin hakkı var ki?
Kuşkuculuk, bireysel bir refleks değil başta bunu ortaya koyalım; kültürel bir yabancılaşma sistemine dönüşmüş durumda. Bir/ bir daha iki ettiğini bilmenize, verdiğiniz yanıtın doğruluğuna inanmanıza karşın “sonucun” sizi bir yere taşımayacağınız kuşkusu üzerinize abanmış durumda! Bunu “Kps mülakatlarında” duymayan yok kanımca! Geçmiş, güveni kıran öyle örneklerle dolu ki…
***
Kuşku, yaşamın her yerinde! Kasaptan aldığınız ete, marketten aldığınız peynire/ sucuğa/ zeytin yağına, akaryakıt istasyonundan aldığınız benzine/ mazota kuşkuyla yaklaşıyorsunuz! Alışveriş mağazalarının yüzde elli/ altmış/ yetmiş indirim duyurularından kuşkulusunuz! İlk kez girdiğiniz ehliyet sınavından da; bu toplumsal travmanın tanımını nasıl yaparsanız yapın! “İnsan çiğ süt emmiş” mi dersiniz, “bal tutan parmağını yalar” mı dersiniz, “güçlü olan güçsüz olanı hep ezer/ küçük balık büyük balığı hep yutar” mı dersiniz; ucu açık!
***
İki gün önce LGS sınav sonuçları açıklandı. Bir milyon dolayında, yaşamlarının ilkyazlarındaki sekizinci sınıfı bitiren öğrenciler yarıştı; iki saatlik sınav süresinde verdikleri yanıtla bundan sonra okuyacakları liseler belli olacaktı! Yediyüzondokuz kişinin tam puan aldığı açıklandı! Konu meclise taşındı, İYİP Grup Başkanvekili ve Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez “bu sınavda 719 öğrencinin 500 tam puan aldığı bilgisi doğru mudur” sorusunu yöneltti!
CHP’li Muharrem İnce, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımında kuşkusunu dile getirerek “MEB’in yaptığı LGS’den pis kokular geliyor. Son 5 yılın en zor sınavı olduğu söylenen sınavdan rekor sayıda, 719 birinci çıkmış. MEB’in derhal açıklama yapmasını bekliyoruz. Bu birinciler hangi illerden ve hangi okullardan” diye sordu!
Bakanlıktan yapılan açıklamada da “Sınav, sözel ve sayısal olmak üzere iki oturum hâlinde uygulanmış olup sorular, 8. sınıf öğretim programlarında yer alan kazanımlar esas alınarak akademisyen, alan uzmanları ve deneyimli öğretmenler tarafından hazırlanmıştır… Milli Eğitim Bakanlığı olarak altını bir kez daha çizerek belirtmek isteriz ki LGS dâhil bütün sınavların her aşaması büyük bir titizlik ve özenle yürütülmüştür…Kamuoyunu yanıltıcı bu tür iddiaları ortaya atanlar hakkında Bakanlığımızca suç duyurusunda bulunulduğunu da paylaşmak isteriz. Sürece ilişkin olarak öğretmenlerimizin, eğitim çalışanlarımızın ve öğrencilerimizin alın terine ve başarılarına gölge düşürecek yanlış bilgi ve yorumlara itibar edilmemesini önemle rica ediyoruz” sözlerine yer verildi!
***
LGS konusunda konuşanlara bakanlık “soruşturma” açarak her şeyi bitirecek mi? Ne zaman bu tür yaklaşımlar yararlı oldu? “İktidar” şimdi önüne gelen “muhalife” soruşturma açıyor, kimilerini “itirafçı” açıklamalarıyla tutukluyor; ülke erince kavuşuyor mu, hayır! Alanlar daha çok doluyor, suçlananlara daha çok toplumsal destek oluşuyor, yeni/ bölgesel liderler ortaya çıkarılıyor…
Şunu bilelim:LGS için de bir şeyler oldu mu, haksızlık var mı gibi soruların meclis çatısı altında konuşulup sonuca bağlanması, insanların yüreklerinin serinletilmesi, onüç/ ondört yaşlarında sınava giren öğrencilerin “kuşku” duymadan yaşamlarını sürdürmeleri için önemli bir olgu bu! Toplumun her katmanında gözlemlenen “kuşkuculuk” yorgunluktan başka bir şey vermiyor!
ADANA
13 saat önceGÜNDEM
19 saat önceADANA
19 saat önceADANA
1 gün önceADANA
2 gün önceGÜNDEM
3 gün önceGÜNDEM
3 gün önceVeri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.