2026’dan itibaren yürürlüğe girecek yeni düzenleme, özellikle büyükşehirlerde faaliyet gösteren binlerce küçük esnaf için ciddi bir dönüm noktası olacak. Berberinden taksicisine, tamircisinden kahveciye kadar bugüne kadar basit usulde vergilendirilen birçok esnaf, artık gerçek usule geçecek; defter tutacak, gelir-gider hesabı yapacak, beyanname süreçleriyle daha yakından tanışacak.
Kağıt üzerinde bakıldığında amaç net: Vergi sisteminde adalet, kayıt dışılığın azaltılması ve mali disiplin. Ancak sahaya indiğimizde karşımıza çıkan tablo, bu dönüşümün sanıldığı kadar kolay olmayacağını gösteriyor.
Sorulması gereken asıl soru şu: Esnaf buna hazır mı? Bugün birçok küçük esnaf, günlük kazancını bile net olarak hesaplayamazken; amortisman, gider yazma, işletme hesabı, beyan dönemi gibi kavramlarla nasıl baş edecek? Defter tutmanın yalnızca bir muhasebeciye evrak bırakmaktan ibaret olmadığını bilen esnaf sayısı ne kadar?
Bir diğer önemli konu ise maliyet. Gerçek usule geçiş, sadece daha fazla bürokrasi değil; aynı zamanda artan muhasebe ücretleri, olası vergi yükü ve ceza riskleri anlamına geliyor. Zaten yükselen kira, enerji, personel ve hammadde maliyetleriyle ayakta durmaya çalışan küçük esnaf için bu yük, ciddi bir baskı oluşturabilir.
Daha da önemlisi, birçok esnaf henüz neyin değişeceğinin farkında bile değil. Ne nasıl yapılacak, hangi belge tutulacak, hangi gider yazılabilecek, hangi hatanın cezası ne olacak… Bu soruların çoğu yanıtsız. Hazırlık süreci yeterince anlatılmaz, destek mekanizmaları kurulmazsa, bu dönüşüm esnafı kayıt altına almak yerine kepenk kapatmaya zorlayabilir.
Elbette ki sistem değişebilir, değişmeli de. Ancak bu değişim, sahadaki gerçeklik göz ardı edilerek yapılmamalı. Eğitimler, rehberlik hizmetleri, geçiş sürecinde esneklik ve belki de kademeli uygulamalar şart. Aksi halde “gerçek usul”, küçük esnaf için sadece daha gerçek bir sorun haline gelir.
GÜNDEM
14 saat önceADANA
19 saat önceADANA
20 saat önceADANA
20 saat önceGÜNDEM
20 saat önceADANA
20 saat önceADANA
20 saat önce