Esnafın yükü her geçen gün ağırlaşıyor. Ekonomik kriz, pandemi ve deprem gibi ardı ardına gelen süreçlerin birikimi, bugün küçük işletmelerin omuzlarına taşınamayacak bir yük olarak dönmüş durumda. Özellikle e-haciz uygulamalarıyla birlikte esnafın hem bankadaki parasına hem de gayrimenkullerine aynı anda el konulması, borcunu ödemek isteyenleri bile ödemez hale getiriyor.
Buradaki temel sorun “ödememek” değil, “ödeyememek”. Esnafın talebi açık: Vergi affı değil, faiz silinmesi değil; sadece yapılandırma ve taksitlendirme. Çünkü mevcut tabloda işletmelerin nakit akışı tamamen kilitlenmiş durumda. Oysa geçmişte yapılan yapılandırmaların devlete ciddi gelir sağladığı da ortada. Son düzenlemede elde edilen 156 milyar TL’lik tahsilat bunun en somut örneği.
Yapılandırma yalnızca esnafı rahatlatmaz; piyasayı da hareketlendirir. Borcunu taksitlendiren işletme ayakta kalır, üretmeye devam eder, istihdam yaratır. Aksi durumda ise zincirleme bir daralma kaçınılmaz olur. Bugün birçok esnaf, borcunu kapatmak için yeni borç arayışına girmiş durumda. Bu sürdürülebilir bir model değil.
Üstelik sorun sadece ticaretle sınırlı değil. Sosyal güvenlik borçları nedeniyle sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan sıkıntılar, eczaneden ilaç alamayan vatandaşlar… Bunlar ekonomik krizin sosyal boyutunu da gözler önüne seriyor.
Sonuç olarak, piyasaların yeniden canlanması ve esnafın ayakta kalabilmesi için yapılandırma artık bir tercih değil, zorunluluk haline gelmiş durumda. Bu bir af değil; aksine borcun ödenebilir hale getirilmesidir. Aksi halde hem esnaf kaybedecek hem piyasa daha da derin bir durgunluğa sürüklenecek.
ADANA
Az önceADANA
Az önceADANA
Az önceADANA
Az önceADANA
Az önceADANA
Az önceADANA
Az önceVeri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.