Tarımın bel kemiği topraktır. Toprağın verimi ise büyük ölçüde doğru ve zamanında kullanılan gübreye bağlı. Ancak son yıllarda gübre fiyatlarında yaşanan dalgalanmalar, çiftçinin üretim planlamasını zorlaştırmasının yanında artan maliyetler yalnızca üreticiyi değil, soframıza gelen her ürünü doğrudan etkiliyor.
Gübre fiyatlarındaki yükseliş; döviz kurları, enerji maliyetleri ve küresel arz sorunlarıyla yakından ilişkili. Türkiye’nin hammadde açısından büyük ölçüde dışa bağımlı olması ise kırılganlığı artırıyor. Çiftçi gübreyi ya eksik kullanıyor ya da hiç kullanamıyor. Bunun sonucu olarak verim düşüyor, kalite geriliyor ve birim maliyet yükseliyor. Sonuçta kaybeden hem üretici hem tüketici oluyor.
Önlemler konusunda bazı adımlar atılmalı. İlk olarak gübrede yerli üretim kapasitesi artırılmalı. Gübre fabrikalarına yönelik teşvikler, enerji maliyetlerinde destek mekanizmaları ve hammadde tedarikinde uzun vadeli anlaşmalar devreye alınmalı.
Tüm bunların yanında destekleme politikaları sade, öngörülebilir ve zamanında olmalı. Çiftçi ekim döneminde maliyetini bilmeli ki planlama yapabilsin. Desteklerin hasat sonrasında değil, üretim öncesinde verilmeli.
Bir başka önemli konu ise bilinçli kullanım. Toprak analizine dayalı gübreleme yaygınlaştırılmalı. Hem maliyet düşer hem de çevresel etkiler azalır. Aksi halde hem cebimiz hem toprağımız zarar görmeye devam eder.
Tarımda sürdürülebilirlik için gübre konusunda gecikmeden kapsamlı bir strateji hayata geçirilmeli.
ADANA
15 saat önceADANA
19 saat önceGÜNCEL
19 saat önceADANA
2 gün önceADANA
2 gün önceADANA
2 gün önceADANA
2 gün önce