EDİBE GÜLNAR

EDİBE GÜLNAR

25 Ocak 2026 Pazar

YİNE KADIN CİNAYETİ

YİNE KADIN CİNAYETİ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bir kadın olarak kadın cinayetlerinin sona ermemesi adına utanıyorum. Bu ülkede kadın cinayetlerinin bir türlü önüne geçilememesi, önlenememesi, alınan onca tedbirlere rağmen hala kadın cinayetlerinin işlenmesinin biz kadınlara verdiği acıyı bir türlü kabullenemiyorum.

Dün yine İstanbul’da bir kadın cinayeti işlendi. Çöp konteynerinde kafası olmayan bir kadın cesedini kâğıt toplayanlar buldu. Kadının başı kesilmiş halde atıldığı görüldü.

İstanbul Başsavcılığı konuya ilişkin açıklama yaparak şahsın kimliğinin parmak izinden tespit edildiğini, şahsın yabancı uyruklu olduğunu bildirdi. Cinayete kurban giden kadının Özbekistan uyruklu Durdona Khokimova(37) olduğu belirlendi.

Ne kadar acı bir olay. Gün geçmiyor ki, bir kadın sokak ortasında öldürülmesin. Kocasından şiddet gören kadınları bir türlü koruyamıyoruz. Onların cinayete kurban gitmesini adeta oturup seyreder gibiyiz. Bu konuda ailelerin eğitilmesinden başlayarak alınan polisiye tedbirler dahi yeterli gelmiyor.

Adına ‘namus cinayeti’ diyerek olup biteni seyreden bir toplum olduk. Bir yıl içinde kadın cinayetlerine maruz kalan insanların sayısını istatistik olarak tutsak acımızın ne kadar derin olduğunu o vakit daha iyi anlarız. Aileden başlayarak yetişkin çağa gelmeden önce kadın cinayetlerinin önüne geçilmesi adına atılacak adımların, verilecek eğitimlerin, ülkenin genel sorunlarını çözerek aile birliğinin sağlanması adına yeterli olmadığını düşündüğüm çalışmaların daha da artırılması gerektiğine inanıyorum.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının ülke genelindeki çalışmalarını çok yakından izleyerek kadınlara, çocuklara ve ailenin bütünlüğünü korumaya yönelik çalışmalarının aslında anlamlı olduğunu da görüyorum. Bu anlamda bakanlığı da tebrik ederim. Ancak bir türlü ailedeki bu kopuklukların önüne geçemedik. Kadınların cinayete kurban gitmelerine dur diyemedik.

Bu konuda seferberlik başlatılıp yereli ve geneli olmak üzere tüm yönetim kademesinde bulunan yetkililerin daha kalıcı ve sorunu çözmeye yönelik çalışmalar yapmaları gerektiğine inanıyorum. En nihayetinde canlarımız gidiyor. Kadınlarımız genç yaşta toprağa düşüyor. Aileler yok oluyor. Çocuklar perişan vaziyette hayata tutunmak zorunda kalıyorlar.

Bu tür cinayetlerin son bulmasını ancak temenni olarak söyleyebilir duruma geldik. Ülke olarak hiç de doğru yola gitmiyoruz bu cinayetler anlamında. Ne olur kendimize gelelim.

Devamını Oku

HASİBE BAŞKANI MAHALLEYE DAVET ETTİLER

HASİBE BAŞKANI MAHALLEYE DAVET ETTİLER
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Oya Tekin Hanımın Silivri’de tutuklu olmasının ardından yapılan belediye başkan vekilliği seçimlerinde başkanlık koltuğuna oturan isim Hasibe Akkan Hanım oldu. Kendisine bu görevinde başarılar dilemiştim. Bugün de başarılarının devamın dilemiş olayım.

Seyhan’ın Mithatpaşa Mahallesi halkının öncelikle Başkan Hasibe Akkan’ı mahalleye davet ederek sorunları çözme adına bir adım atmasını istediklerini öncelikle buradan dile getirmek istiyorum.

Hasibe Hanımın mahalle turlarına çıkarak özellikle muhtarlarla yaptığı görüşmelerle mahalleye hangi hizmeti götüreceğine dair bir yol haritası belirlediğini basına yansıyan açıklamalarıyla görüyorum. Muhtarların da mahallelerin sıkıntılarını tam anlamıyla dile getirdiklerine kendi adına inanmıyorum.

Mithatpaşa mahallesinin en önemli sorunu kentsel dönüşüm sorunudur. Bu anlamda da Seyhan Belediyesi’nin mahalle halkının bu sorununu çözme adına başarılı olacağına kendi adıma inanmıyorum. Yıllardır Mithatpaşa ve Denizli Mahallerinde kentsel dönüşüm yapılmasına dair getirilen öneriler, yapılan çalışmalar maalesef amacına ulaşamadı.

Özellikle uyuşturucunun merkezi halinde olan bir mahalle konumuna düşen Mithatpaşa Mahallesi’nin Seyhan Belediyesi’nden alacağı hizmetleri de kısa zamanda belirleyerek bunu da eyleme geçirmenin gerekliliğini bu mahallede yaşayan bir kişi olarak yaşayarak görüyorum.

Temizlik konusunda mahallenin yeterli hizmeti aldığına maalesef tanıklık edemiyorum. Mahallenin cadde ve sokaklarının Suriye’nin şehirlerini andıran bir konuma geldiğini de görünce, merkezi yönetim ile yerel yönetimlerin el birliği yaparak bu sıkıntılara merhem olmaları gerektiğini kendi adına istiyorum.

Bizim istememiz yetmiyor elbette. Yetkili olanların istemesi lazım.

Biz sadece sıkıntıları dile getirebiliriz. Gerisini çözmek yetkililere kalıyor. Bu anlamda Seyhan Belediyesi’nden ve Başkan Vekili Hasibe Akkan’dan mahallelere dokunuşları anlamında ümitliyim.

Kendilerine başarılar diliyorum.

Devamını Oku

CHP’NİN MECLİS EYLEMİ

CHP’NİN MECLİS EYLEMİ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerinin emeklilerin maaşlarına yapılan komik zamma tepki gösterip 13 gündür mecliste devam eden en düşük emekli maaşının artırılması amacıyla yapılan eylemi kendi adıma önemli buluyorum.

Eylem, tüm emeklilerin sesini duyurma adına yapılan bir eylemdir. Tepkinin ortaya konulmasıdır. Milletin vekilinin millet adına mecliste eylemde olması kadar doğal ne olabilir? CHP gibi, MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli Beyde emeklilerin sorununu gündeme getirip ‘Bu kadar da olmaz!’ diyebilmişti.

Sayın Bahçeli’nin bu açıklamasının MHP’li milletvekilleri üzerinde ne kadar bağlayıcı olduğunu, Bahçeli’nin ne kadar samimi olduğunu aslında Türk halkı test edecek. Meclise getirilecek olan komisyon geçen ‘en düşük emekli maaşı 20 bin lira olmalı’ teklifinin görüşmeleri sırasında MHP’li milletvekilinin Bahçeli’nin sözünün arkasında durup durmayacaklarını da Türk milleti test edecek.

Emeklinin hakkı olan 19 bin liraya bin lira eklemek sadaka vermek gibi bir şey…

Türkiye genelinde 16 milyonun üzerinde emekli var. Bu sayıya sahip olan emekliler bir parti kursalar, birlik olsalar Türkiye’de kurdukları parti iktidar olur. Ancak emekliler ne parti kurup birlik olurlar. Ne de birlikte hareket ederek tepkilerini ortaya koyabilirler. Yarın sandık halkın önüne gelse, bugün dertlenen emekli koşarak sandığa gider. Yoksulluk maaşının altındaki emekli maaşının azlığını da unuturlar.

Bu da olayın başka bir boyutu olsa gerek.

CHP’li eylemci milletvekillerine kulp takmanın da doğru olmadığını düşünerek emeklinin hakkını savunan her kim ise ona teşekkür etmek gerekir.
Genel kurula AK Parti Hükümetinin getireceği teklif sırasında meclisteki partilerin nasıl davranacaklarını da hep birlikte izleyip göreceğiz. Ondan sonra da herkesin notunu millet olarak vereceğiz.

Lütfen emeklinin haykırışını duyun…

 

Devamını Oku

ÇİFTÇİ DEĞİLİM AMA

ÇİFTÇİ DEĞİLİM AMA
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Ülkede sıkıntı çekmeyen insan yok gibi. Halinden memnun olan da sanırım nüfusun yüzde 5’ini bulan mutlu azınlıktır. Geri kalan yüzde 95 insan ülkede mutsuz.

Çiftçi değilim ama etrafımızda o kadar çok çiftçi aile var ki, adım atacak halleri kalmamış. Nefes alacak durumları yok adeta.

Bir önceki yıl ektiklerini yeniden ekmeyerek adeta çiftçiliği bırakma noktasına geldiler. Tarlalarını, bahçelerini kiraya vermeye başladılar. Kira ücretleri de hiç artış göstermiyor. Bir önceki yıl 3 bin lira olan 1 dönüm tarlanın kira parası bu yıl 3 bin 500 liradan gidiyor. Bu enflasyon altında kira artışı bu mu olmalı?

Çiftçinin sıkıntısını sanırım siyasi iktidar ötelemiş, ertelemiş! Kimsenin umurunda değil gibi davranılıyor ülkede.

Dün çiftçi bir ailenin konuğu oldum. Çiftçi olarak Bağ-Kur prim borçlarını daha ödeyemediklerini, bu borç nedeniyle de kredi kullanamadıklarını, para olmayınca da ekip biçemediklerini belirttiler. Bakar mısınız ne hallere düştük?

Çiftçi aile, Ziraat Bankası veya Tarım Kredi Kooperatifi’ne gidip sübvansiyonlu kredi talebinde bulunduklarında “borcu yoktur” yazısı istendiğini, borcu ödeyemedikleri için de bu yazıyı alamadıklarını belirtiyorlar. Borç para temin ederek tarlayı ekip biçeceksiniz. Bu borç alınan paranın faizini ödeyerek de kar edeceksiniz.

Varın hesap edin ülkenin halini…

Bankadan kredi kullanarak, tarım krediden borcu ve faizli olarak gübre alarak tarlayı ekeceksiniz. Bu faizlerin gölgesinde bir de kar edeceksiniz. Bizi bu hallere getirenler acaba bu gelişmelerden haberdar mıdırlar?

Size bir örnek vereyim. Karpuz fidesini peşin alacak olursanız tanesi 25 lira. Vadeli alırsanız 40 lira…

Kredi kullanarak peşin karpuz pidesi alacak olsanız kredinin faizi ile birlikte 35 liraya geliyor. Böyle bir matematik içinde nasıl üreticilik yapacaksınız.

Narenciye ekenler dertli. Pamuk eken, buğday eken dertli. Dertli olmayan kalmadı ülkede. Ne olacak bu halimiz diye bana sordular?

Ben ise yanıt veremez duruma gelince, ‘Allah yardımcımız olsun’ diyerek işin içinden çıkmak zorunda kaldım. Mazot, ilaç, gübre durduğu yerde her gün artış gösteren çiftçinin girdi maliyetleri arasında yerini alıyor. Ürün tarlada kalıyor. Çiftçi borç batağında. Ülkenin tarım politikası ise kaldığı yerden devam ediyor!

Tarım Bakanlığı’na sorsanız her şey süt liman…

Çiftçi, ‘Ekmek mi? Üretim mi?’ sorusunu sormak zorunda kalıyor kendine. Evine ekmek götürmek daha önceliği elbette. O vakit üretimi de tehir etmek zorunda kalıyor. İktidarın bu konuda neler yapması gerektiğini oturup bir hesap etmesi gerekiyor artık.

Bugün özellikle çiftçi kardeşlerimizin durumunu ortaya koymak istedim. Şunu diyebilirsiniz. Memlekette kim halinden memnun?

Evet, bu ülkede sahi kim halinden mennun?

 

Devamını Oku

EMEKLİ VE EMEKÇİ PERİŞAN

EMEKLİ VE EMEKÇİ PERİŞAN
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yeni yıl yeni umutlar getirsin diyerek temennilerle girdik 2026’ya. Lakin bir türlü yeni yıl yeni umutlar, mutluluklar getirmedi.

TÜİK, enflasyon rakamlarını açıkladı. Milyonlarca insan TÜİK’in açıklayacağı rakama göre asgari ücret alacaktı, emekliler ise buna göre maaşlarında artış görecekti.

Emekli aylıklarının büyük bir bölümü yine açlık sınırının altında kaldı.

Asgari ücretteki kayıp ise 7 bin liraya dayandı. Ocak itibariyle asgari ücrete gelen zam gecen yılın kaybını karşılamaya bile yetmedi. Çalışanlar da emekliler de ek zam istiyor.

Zam istiyorlar ama duyan yok!

Bir de böyle bir durumla karşılaştık yeni yılda. Hükümetin bu kadar insanın sesini duymaması ilginç gelmiyor mu sizlere?

Feryat eden halkının sesini siyasi iktidar neden duymaz? Bunu da inanın anlamış değilim.

Dul ve yetim aylıkları alanların halleri daha da rezil!

Memurlar da eylem yaparak tepkilerini gösterir oldular. Kuru soğan ekmek ile, tencerede taş kaynatma eylemleriyle sokaklarda olan memur ve memur emeklilerinin de durumu çok kötü.

Hükümete yakın Memur-Sen ise basın toplantılarını sıcak klimalı odalarda yaparak sendika olmanın özelliği gereğince sokaklara çıkıp temsil ettiği memurlar adına hak aramıyorlar, açıklama ve eylem yapmıyorlar.

Memur-Sen’in yaptığı hesaplamaya göre, en düşük memur emeklisi aylığı da 27 bin 772 liraya yükseldi. Aralık itibariyle açlık sınırı 30 bin 143 liraya çıkmıştı. Asgari ücrette 28 bin 75 lira olmuştu. En düşük memur emeklisi aylığı gerek asgari ücretin gerekse de açlık sınırının altında kaldı.

Milyonlarca işçi ve Bağ-Kur emeklisi ise 6 aylık enflasyon oranında yani yüzde 12.19 oranında zam alacak. En düşük emekli aylığı (tarım ve esnaf Bağ-Kur) halen 16 bin 881 lira. Yaklaşık 4 milyon emeklinin bu aylığı aldığı tahmin ediliyor. Kök aylığı bu rakamın altında olan emeklilerin aylıkları aradaki fark Hazine tarafından karşılanarak bu seviyeye çıkarılıyor. Hükümet bir süredir işçi ve Bağ-Kur emeklilerine yapılan zammı en düşük emekli aylığına da yansıtıyor. Bu durumda halen 16 bin 881 lira olan en düşük emekli aylığının yüzde 12.19 artışla 18 bin 939 liraya çıkması bekleniyor.

Bozdur bozdur harca…

Sahi, bizim yurttaş olarak halimizi kim görecek? Biz kime derdimizi anlatacağız? Bilen var mı?

 

Devamını Oku
escort ankara - Türk Porno - Ankara Escort Ankara escort, eskort, escort bayan Ankara Escort Bayan arkadaş bulmak istediğiniz ve ihtiyacınız olduğu her zaman Ankara Escort Sitesi.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.