01 Şubat 2026 Pazar
Âdem aleyhisselam kırkbin evladını gördü.
Vefatına yakın oğlu Şit aleyhisselamı çağırdı huzuruna
Ya Şit!
Buyur baba.
Sana beş vasiyetim var.
Emret babacığım!
Bir, dünyaya gönül bağlama!
İki, bir iş yaparken, sonunun nereye varacağını düşün!
Üç, kadın sözüyle hareket etme! Çünkü onlar hissi davranırlar.
Dört, bir işe başladığında, kalbine sıkıntı gelirse o işi yapma! Beşincisi ve en mühimi, alnında parlayan “Nur”, ahir zaman Peygamberi Muhammed Mustafa’nın “sallallahü aleyhi ve sellem” nurudur.
Bu Nuru iyi muhafaza et!
Oğlu Şit aleyhisselam;
Baş üstüne babacığım! dedi. Ve sordu peşinden:
Babacığım! Muhammed aleyhisselamdan çok bahsediyorsun. Allah katında sen mi kıymetlisin, O mu?
O kıymetli evladım.
Neden babacığım?
Çünkü Cenâb-ı Hak, bana vermediği altı fazileti
Onun ümmetine verdi oğlum.
Şit aleyhisselam merak etti:
Onlar nedir babacığım?
Birincisi, Hak teâlâ bir hatamdan dolayı beni Cennetten çıkardı. Onun ümmeti çok günah yapsalar da yine Cennetine alır.
İkincisi, benim hatamı, bütün yer ve gök ehli duydu.
O ümmetin binlerce günahını örter, göstermez.
Üçüncüsü, beni, bir hatam sebebiyle Havva’dan ayırdı.
Onun ümmetini, binlerce günahları olsa da, eşlerinden ayırmaz.
Dördüncüsü, ben üç yüz yıl ağladıktan sonra tövbem kabul olundu. Onlar ise sadece pişman olsalar, af olurlar.
Beşincisi, ben bir hata işlemekle, üzerimden Cennet elbisesi alındı. Onlar, nice günahlar işlese de elbiseleri alınmaz.
Altıncısı, bana, tövbem kabul olunması için Arafat’a gitmem emrolundu.
Onlar ise gönülden pişman olup,
“Affet ya Rabbi!” deseler, Hak teâlâ; “Affettim!” buyurur.
Son olarak; – Ey evladım! Ecelim yaklaştı.
Benden sonra halifem ol! buyurdu. Ve ruhunu teslim etti. Vefat ettiğinde “bin” yaşındaydı.
(Mekâsıdu’t Tâlibiyn)
Allah bizi hz Muhammede layık ümmet eylesin…
***
Emekli olunca iş yerinden alınan toplu paranın (ikramiye-kıdem tazminatı vb) zekâtı gerekir mi? Hemen elimize geçince mi yoksa bir yıl sonra mı vermeliyiz?
Tabi ki gerekir. Ama zekât için bazı şartların yerine gelmesi gerekir.
Eğer bu toplu alınan paradan başka 80.18 gram altını veya bu kıymet ve üzeri mal varlığı varsa bu mala eklenir. Önceki nisaba ulaşmış mal varlığının üzerinden 354 gün (zekât kameri ay hesabıyla ödenir) ne zaman bitiyorsa, alınan toplu para da buna eklenir, hepsinin zekâtı verilir. Ayrıca toplu alınan paranın üzerinden 354 gün geçmesi beklenmez.
Yok, eğer toplu para ele geçmeden önce nisap miktarı mal varlığı yoksa işte o zaman emeklilik için alınan bu toplu paranın üzerinden 354 gün geçecek ki, kırkta birini zekât vermesi farz olsun. Tabi borçlar bu paradan çıkarılır. 10-20 yıl vadeye yayılmış borçların sadece bir yılı düşülerek zekât hesab edilir.
***
Abdest alırken tam ayaklarımı yıkadığım esnada burnumdan kan geldi. Abdestimi yeni baştan mı almalıyım, ayaklarımı yıkayarak abdeste devam mı etmeliyim?
Abdest bozulur. Yeniden abdest almak gerekir. Tabii akıcı kan durduysa abdest yenilenir. Eğer kan akmaya devam ediyorsa ve namaz kılmak için zaman da müsait ise, kanın kesilmesini beklemek lazımdır. Kan durduğu gibi abdest alınıp namaz eda edilir. Yok, eğer vakit abdest alıp namaz kılacak kadar daralmışsa, kan akıyor olsa dahi hemen abdesti alıp namazı kılmak gerekir. Kazaya bırakılmaz.
***
Sabah namazının son rekâtında imama yetişsem, sünneti nasıl kılarım?
Burada iki durum söz konusudur; Eğer İmama son rekât, ya da tahiyyatta selam vermeden önce yetişebileceğinize kanaat getiriyorsanız, *önce sünneti kılar sonra imama uyarsınız.*
Yok, eğer sünnet kılarsanız cemaate yetişemeyeceğiniz kanaati güçlü ise, hemen imama uyarak cemaatle birlikte sabah namazının farzını tamamlamalısınız.* Farzı imamla beraber kıldıktan sonra namazı bitirirsiniz. *Sabah namazının sünnetini terk edersiniz, farzdan sonra kılmazsınız.
***
Bir aile büyüğü ölmeden önce “akrabalardan felan felanla görüşmenizi istemiyorum. Vasiyetim olsun“ şeklinde vasiyet ederse bu vasiyeti tutulur mu?
Hayır, bu gibi vasiyetler geçersizdir. Akrabalar arası bağlantıları koparacak ve sıla-i rahimi kesecek olan vasiyetleri yerine getirmek caiz değildir. İslam Dini aile bağlarını kuvvetlendirmeyi ve sıla-i rahimi yerine getirmeyi emreder. Bu gibi konularda dinin emirlerine uyulmalı, geride kalanlara sıkıntı, eziyet verebilecek vasiyetlerde bulunulmamalıdır. Aksi takdirde akrabalar arasında derin yaralar ve kırgınlıklar meydana gelir.