ÖZCAN ALADAĞ

ÖZCAN ALADAĞ

08 Ocak 2026 Perşembe

SÖYLEM BAŞKA, EYLEM BAŞKA!

SÖYLEM BAŞKA, EYLEM BAŞKA!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Adana gibi bir kentte gazetecilik yapmanın ne kadar zor olduğunu ancak yaşayan gazeteciler bilir. Söylem ile eylemlerin başkaca olduğu bir kenttir Adana…

Her el sıkmanın, el ense yaparak çekip öpmenin, hal ve hatır sormanın ‘siyaseten’ yapıldığı imajını veren siyasetçilerle aynı kulvarda yer alan insanlardır gazeteciler. Siyasiler gazetecilerden, gazeteciler de siyasetçilerden yoksun kalamazlar, ayrı kalamazlar.

Çünkü siyasetçinin gazeteciye ihtiyacı vardır. Gazetecinin de habere ve haber kaynağına ihtiyacı vardır. Bu ikili ilişki böyle sürüp gider.

Mesleki anlamda 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla siyasetçilerin akıllarına düştüğünde ihtiyaç duydukları, yılın diğer günlerinde ise ‘ne kadar uzak kalırsak o kadar iyi olur’ diye düşünüp bunu da belli etmeden hareket ettikleri tiplerdir siyasetçiler

Bunların varlığını bilerek nasıl hareket etmeliyiz?

Eldeki malzeme bu olunca hak edene hak ettiği kadar değer vererek hareket etmeyi tercih etmek en doğru olandır. Biz bunu yapmaya çalışıyoruz.

Söylem ve eylemlerin birbirini asla tutmadığı bir Adana siyaseti ortamında yerel siyaset yapanların genel siyaset yapanlardan hiç ama hiç farkları yok aslında. Hani bir reklam vardı ya, “Osmanlı Bankasıyız’ diye!

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla yerel siyaset yapanların biz gazetecilere bakış açılarını değerlendirip ‘bakış açılarını’ bir nebze de olsa ortaya koymaya çalışmışındır yıllar boyu…

Keserin ucunun hep kendilerine doğru yonttuğu bir şehir politikasında kimseyi üzmeyeceksin, kırmayacaksın. Elinize Komili yağını alıp sürekli yağlayacaksın. Allayacaksın, pullayacaksın

Ayaklarına basmayacaksın. Yanlışlarına yanlış demeyeceksin.

Hoşlarına giden haberler yaparsan, övgüler düzersen iyisin. Dokunursan senden kötüsü yok…

Hoş, insanların genelinde bu huy ve karakter vardır.

Biz de bunu bildiğimiz için kendi bildiğimiz yolda ilerliyoruz. Kimseye göbekten ve gönülden bağlanmadan, mesleğimizin gereğini yapıyoruz.

Bu nedenle başta merkezi yönetimin temsilcileri olmak üzere yerel yönetimde dokunan, soran ve sorgulayan gazetecileri ve gazeteleri sevmezler

Elbette kimseye yaranma ve sevilme gibi bir derdimiz yok. Herkes işini yapacak. Biz de onu yapıyoruz.

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla bizleri anan, hatırlayan, arayıp soran her kim var ise hepsine gönülden teşekkür…

Devamını Oku

ON NUMARA YÖNETİCİLİK

ON NUMARA YÖNETİCİLİK
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yöneticilik kolay olmayıp tabiri caizse ‘zor zanaattır’. Herkes yönetici olamaz. Elbette insanlar analarından doğunca yönetici olmuyorlar ancak yönetici olmak adına da büyük çaba sarf ederek oturdukları koltuğun hakkını vermeye çalışıyorlar.

On numara yönetici aramıyoruz ama karşılaştığımızda da inanın mutlu oluyoruz. Örnek teşkil etmesi adına var olan gerçeği de okuyucularımızla paylaşma ihtiyacı duyuyoruz.

Sağlık kuruluşlarının mevcut durumlarını, mevcut durumlarından önceki dönemlerini ve buradaki hasta-sağlık personeli ilişkilerini yıllarca bu şehirde gazetecilik yapan bir kişi olarak çok yakından biliyoruz, takip ediyoruz.

‘At sahibine göre kişner’ derler atalarımız. Yani ‘Kılıç kuşananındır’ ifadesinin tam karşılığı…

Yakın zamanda diş hastanelerine yolumuz düşmediği için diş hastanelerinin iş ve işlemleriyle karşı karşıya kalmamıştık. Sağlık nedeniyle diş hastanesiyle tanışınca şahsım adına hastaneyi daha yakından tanıma fırsatı buldum.

Yüreğir Karşıyaka Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nin düzen, tertip, intizam ile başlayan hizmetleriyle adım attığımda hastanenin içerisine, hastane personellerinin de hastalara ve hasta yakınlarına karşı güler yüzlü yaklaşımlarını da görünce ‘Keşke her hastane böyle olsa!’ diyerek geçirdim zihnimden.

Diş hekimlerinin mali açıdan hastalarını özel diş kliniklerine âdete ‘yoldurmamak’ adına ellerinden gelen gayretle en iyi hizmeti verip, hastaları sağlığına kavuşturma adına gayret gösterdiklerine de tanıklık ettim Yüreğir Karşıyaka Ağız ve Diş Hastanesi’nde.

En güzel olanı da buydu…

Elbette bu güzelliklerin yanında hastanenin temizliği de çok dikkatimi çekti. Personellerin hijyenik açıdan korunumlu olmaları, hastanenin tuvaletlerine varana değin beş yıldızlı otel temizliği içindeki yönetiliyor olması da şahsım adına gözlemlediklerim arasında yer aldı.

On numara yöneticilik yapan tüm idarecileri Sayın Başhekim Gözde Kılınç’ın şahsında tebrik etmek istiyorum. Fatma Kemal Temuçin Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi ile mukayese ettiğimde şahsım adına Yüreğir Karşıyaka Diş Hastanesi’nin bir adım önde olduğunu da belirtmiş olsam sanırım haksızlık etmemiş olurum.

Sağlık Bakanlığı’ndan ve Adana İl Sağlık Müdürlüğü’nden biz yerel gazetecilerin ve bu kentin yurttaşı olarak şunu bekliyoruz. ‘Makamının hakkını vererek temsil ettiği kurumu ayağa kaldırman, farkın fark edildiği bir yöneticilik ile teşkilatın yüz akı olacak konumda olan insanlar makam verin.’

Verin ki bu memnuniyet hem size bakanlığa yani kurumsal anlamda takdir olarak dönsün. Hem de bu resmi kurumlar işlevini yerine getiren birer kurum olarak karşılık bulsun.

Adana İl Sağlık Müdürü Dr. Halil Nacar Beyin özellikle bu son yeni dönemde kurumsal olarak atamalarının yapılmasına vesile olduğu birçok hastanenin yöneticilerinin önceki yıllardaki başarısızlığın üzerini kapatarak olumlu isimleri bulup, bu insanlarla yola devam ediyor olmasına kendi adıma seviniyorum.

Daha güzeli olabilir mi?

Olabilir…

İnşallah bunu da bir şekilde başarırlar.

On numara yöneticilik örneğine tanıklık ettiğimiz için Yüreğir Karşıyaka Ağız ve Diş Hastanesi’nden ayrılırken ‘Hakkı hak sahibine teslim etme adına’ bu yazıyı yazma ihtiyacı duydum. Emekleri geçenlere teşekkür ediyorum.

 

Devamını Oku

GECİKEN ADALETE ÇÖZÜM YOLU

GECİKEN ADALETE ÇÖZÜM YOLU
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Herkesin rahatsız olduğu konudur geciken adalet konusu. Söylendiği üzere ‘Geciken adalet adalet değildir’ diye.

İşte adaletin gecikmemesi, yargılamaların kısa zamanda bitirilmesi adına Hükümet yeni bir adım atıyor. Bence de doğru yapıyorlar. Mahkemelerin ilgili kurum ve kuruluşlardan yazılı olarak talep ettiği bilgi ve belgelere süresi içinde yanıt verilmemesi durumunda, yeni cezai yaptırımlar gündeme geliyor.

Yargılamaların daha hızlı tamamlanmasını hedefleyen bu düzenleme için önümüzdeki günlerde mevzuat değişikliğine gidilmesi planlanıyor.

İstenilen bilgi ve belgeleri zamanında göndermeyen kurum ve kuruluşlar artık yaptırım ile karşı karşıya kalacak.

Önümüzdeki dönemde hâkim ve savcı sayısının artırılması, yapay zekâ destekli uygulamaların yaygınlaştırılması ve tebligat sisteminde yapılacak değişikliklerle yargılama sürelerinin kısaltılması amaçlanıyor.

Mahkemelerin maddi gerçeğe ulaşabilmesi için dava konusu olan bilgi ve belgelere erişimin önündeki engellerin de kaldırılması hedefleniyor.

Bu kapsamda, kurumların mahkeme yazılarına zamanında cevap vermemesinin doğurduğu sorunlara karşı daha caydırıcı önlemler devreye sokulacak.

Şimdi yeni yapılacak düzenleme ile örneğin duruşma tarihine kadar eğer cevap vermezse sorumlulara cezai yaptırım uygulanması düşünülüyor Bu konuda bir suç tanımı yapılacak ve karşılığındaki cezalar belirlenecek.

Mahkemelerin yükünü artıran en önemli konulardan bir tanesi de adliyenin yapacağı iş ve işlemleri kolluk gücü marifeti ile yaptırmak olsa gerekir. Bu anlamda adliyelerin kendi soruşturmaların yapacağı kolluk güçlerinin olması gerekmez mi?

Adlı makamlar emniyete veya jandarmaya yıkmış yükün büyük bir kısmını. Bu yükün altından kalkmaya çalışan kolluk güçleri de tahkikatların uzun sürmesine bence aracılık ediyor. Bu konuda da bir iyileştirmenin yapılması gerektiğine inanıyorum.

Türk yargı sisteminin daha etkin çalışması adına yeni düzenlemelerin adliyeleri rahatlatacağını düşünüyorum. Her önüne gelen kişinin iki satır dilekçe vererek adliyenin iş yükünün artmasına neden olmasının da bence bir şekilde önü kesilmelidir.

Özellikle hakaret konusunda bir düzenlemenin yapılması gerekir. Kişilerin birbirlerine yönelik hakaret içerikli davalarının da bir ölçüsü, kıstası olmalı.

“Sen sosyal medyada bana hakaret ettin, bana sataşarak kötü sözler söyledin’ ile başlayan ve mahkemelerin bu şikayetlerde ‘Suç unsuru yoktur’ kanısına vardığı basit konularla adliyelerin meşgul edildiğine meslek hayatımızda oldukça sıklıkla rastlar olduk.

Bu anlamda yeni yargı paketinin içerisinin doldurulması sırasında konunun paydaşlarıyla da görüş alışverişinde bulunarak tıkanan her konunun çözümü adına hareket edilmesinin gerekliliğine inanıyorum.

Ümit ederim ki alınan kararlar adliyelerin işlerini kolaylaştırır.

Devamını Oku

ÖVERKEN ÜZME DİYE BUNA DENİR

ÖVERKEN ÜZME DİYE BUNA DENİR
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunursa birini överken başkalarını üzersin. Buna da dikkat etmen gerekir insan olarak…

Kendi adıma birisini üzmemek için, araştırmadan, bilgisine ve belgesine ulaşmadan ne haber yaparım. Ne de köşe yazısı yazarım.

Bakıyorum Türk medyasının kelli felli olduklarına inanılan, tabiri caizse ombusman gazeteci kimliği taşıyan arkadaşlar, birisini överken birilerini üzüyorlar. Hatta daha da ileriye giderek bilgi sahibi olmadıkları için övdükleri kişiye rant sağlar duruma düşüyorlar.

Akşam evde televizyon izlerken kanalları dolaştığımda Sözcü TV’de Yazar Yılmaz Özdil’e rastladım. Çok da merak ettiğim bir yazar değil ama konu ahlaksız davranışlardan dolayı cezaevinde olan Habertürk eski Genel Yayın Yönetmeni olunca Özdil’i dinlemeye koyuldum.

Yılmaz Özdil, Habertürk eski Genel Yayın Yönetmeni Mahmet Akif Ersoy’un ismine kurban olması gerektiğini, o ismi hak etmediğini belirtiyordu

Aynen katılıyorum bu cümlelerine…

Ve Yılmaz Özdil devam etti. “Ankara’da İstiklal Marşı’nın yazarı Mehmet Akif Ersoy adına bir dergi çıkarıyor bir grup yurtsever, milliyetçi, vatan için kalbi atan arkadaşlar. Bu arkadaşlar, her yıl Milli Şair Mehmet Akif Ersoy’un anısına bir dizi etkinlik düzenliyorlar. Bu etkinliğin ismi de Mehmet Akif Ersoy’u anma etkinliği. Lakin bu yıl ahlaksız davranıştan dolayı cezaevinde olan Mehmet Akif Ersoy ile aynı isim çakışmasın, sanki ahlaksız davranışın sahibi Mehmet Akif Ersoy için etkinlik düzenleniyor gibi algılanmasın diye bu dergi çıkaran vatansever, dürüst arkadaşlar etkinliğin ismini Mehmet Akif’i anma etkinliği olarak değiştirdiler’

Demek istiyordu ki Yılmaz Özdil, ‘Bu dergi çıkaranlar namuslu, cezaevindeki ise namussuz!’

Ben konuşmalarından bunu çıkardım.

Cezaevindeki Mehmet Akif Ersoy için söylediklerine itirazım yok Yılmaz Özdil’e. Lakin göklere çıkardığı Ankara’da dergi çıkaran vatansever, dürüst insanların içindeki bir isme itirazı var Yılmaz Özdil’e…

Bu isim benim ve Adana’nın çok iyi tanıdığı bir isimdir. Hakkında haberler yaptığım bir isimdir. O isim de kendisini çok yakından bilir. Yaptığım haberlere ve yazdığım yazılara itiraz dahi edememiş, yargının yolunu tutamamıştır.

Ne yazık ki Yılmaz Özdil’e de bu ismi iyi pazarlamışlar. O da araştırmacı gazetecilik örneği gösterin adamı pazarladıkça pazarladı…

Bunu yaparken Yılmaz Özdil, bu itirazım olan Ankara’da dergi çıkaran Fatih Bayhan isimli kişinin Adana’da ve başkaca illerde üzdüğü, mahkemelik olduğu kişileri de üzmüş oldu.

Hatta yetmedi, Yılmaz Özdil’in övdüğü bu isim, Adana’ya geldi. Valilik, Kaymakamlık, Belediye derken ‘Hocamız’ tamlamasını da alarak konferanslar verdi! Bir adet Pazar payını artırdı Yılmaz Özdil

Yılmaz Özdil’e ulaşmak istedim. Telefonunu buldum. Günlerce aradım. Telefonunu bakmadı. Twit atıp kendisini etiketledim. Maalesef ulaşamadım. Ulaşmış olsaydım bu göklere çıkardığı isimle ilgili daha önce yazdığım haberleri kendisine gönderip bir de bizden dinlemesini isteyecektim bu kişiyi…

Netice itibariyle, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayacaksınız.

Bu Özcan Aladağ olarak benim içinde geçerli, Yılmaz Özdil içinde geçerli. Yılmaz Özdil’i dinledikten sonra bir daha Yılmaz Özdil’i dinlememe kararı aldım. O ekrana çıkınca başka kanala geçiyorum. Kendi adıma hayatımda hiç bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmadım. Öğrenmek ayıp değil…

 

Devamını Oku

MİLLİ EĞİTİMDEKİ SORUŞTURMA YÖNTEMLERİ

MİLLİ EĞİTİMDEKİ SORUŞTURMA YÖNTEMLERİ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Mesleki hayatımda Milli Eğitim bünyesinde açılan soruşturmaların sağlıklı yapılmadığına dair sayısız örneklerle karşılaşmışımdır. Yaşanan örnekleri görünce, ‘Neden soruşturmalarda memurun korunup kollanması adına hareket edilir?’ sorusunu yöneltme ihtiyacı duymuşumdur.

Adana’ya atanan her milli eğitim müdürünün ilk el attığı, bir şeylerin düzgün gitmediğine inandığı birim olarak teftiş kurulu olmuştur ve bu kurulun değişikliği adına da aslında müdürlerin çok da başarılı olmadıklarına tanıklık etmişimdir.

Ümit ediyorum ki, en azından milli eğitimde yapılan teftişlerin daha olumlu olması adına 2026 milat kabul edilerek kanayan yaraya parmak basılır.

Bugünkü yazımda iki önemli bulduğum konuya parmak basmak istiyorum. Bu iki önemli konuda milli eğitim yetkililerinin hassasiyetlerini kendilerinden hassaten rica edeceğim.

Birinci konu, milli eğitim camiası içinde FETÖ terör örgütünün kalıntılarının silinip atılması konusudur. Hain darbe girişiminden sonra başları ezilen FETÖ kalıntılarının tamamı milli eğitim camiasından silinmiş midir? Ben kendi adıma bunu çok merak ediyorum.

Milli eğitim camiası içindeki milliyetçi, vatansever, laik, Atatürk ilke ve inkılaplarının yılmaz savunucu olan eğitim gönüllüleri ile sohbetlerimde, milli eğitim camiası içindeki FETÖ kalıntılarının hepsinin silinmediğini bana maalesef söylemek durumunda kalıyorlar.

Tavır ve hareketleriyle, geçmiş yıllardaki iyonik bağlarıyla bu hain örgütün sempatizanı olduklarını bildikleri veya hissettikleri kişilerin milli eğitim camiası içinde yer alabileceklerinden hareketle özellikle Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu konuda çalışmalarını sürdürüp hainlerin bu camiadan uzaklaştırılmaları adına çalışmaların aralıksız sürmesinin gerekliliğine vurgu yapıyorlar.

Haksız da değiller doğrusu…

İnşallah bu konuda bakanlık ve il müdürlükleri hassasiyet gösterirler.

İkinci konumuz ise açılan soruşturmalar konusu…

2024 yılının Eylül ayında Atatürk MTAL’deki bir öğretmenin sosyal medya hesabından Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan ile oğlu Bilal Erdoğan hakkında ima yoluyla yaptığı paylaşımlar, siyasi iktidara ima yoluyla yaptığı iddia edilen göndermeler konusuyla ilgili bir soruşturma açıldığı gerçeği ile karşı karşıya kalınılmış!

Öğretmen İ.B hakkında soruşturma açılması için İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü resmi yazı ile Seyhan Kaymakamlığından olur almış. Soruşturma Seyhan İlçe Milli Eğitim ile İl Milli Eğitim arasında gitmiş-gelmiş!

Yıl 2026… Hala soruşturma devam eder olmuş…

Bir muhakkik atanmış. Bu muhakkik bu kadar açık ve net olan konuyu bir türlü bitiremez mi? Bu tür soruşturmalar böyle topu birbirine atmakla uzatılır mı?

Garipsedim doğrusu…

Muhakkikler de okul müdürü olunca Şakirpaşa Mesleki Teknik Anadolu Lisesi’ndeki müdür bey sanırım bu işin içinden bir türlü çıkamamış.

15 aydır bir soruşturmayı tamamlayamazsınız o vakit orada bir sıkıntı var demektir.

Elbette ki soruşturmaların seyrini bilmiyoruz ama ortada da ‘ipe un serme’ gibi bir durum var gibi gözüküyor. Sanırım araya hatırlı kişiler girmiş gibi!…

Netice itibariyle Adana İl Milli Eğitimin yeni müdürü, bu gibi konulardaki hassasiyetini ortaya koyacak. Kendisinin kararlı duruşunun yöneticilik anlamında da kendini hissettireceğini, en azından teftiş mekanizmasının adına yaraşır şekilde hayata geçirilmesini sağlayacağını, FETÖ kalıntılarının araştırılması konusunda da ciddi anlamda eğilim göstereceğini düşünüyorum. Hatta bir adım ileriye giderek ifade edebilirim ki, Adana Milli Eğitimde ‘Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’ diyebilecek kadar Sayın Müdür Mehmet Nurettin Aras Beye de inanarak başarılar diliyorum.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.