web statisticsweb statistics
ÖZCAN ALADAĞ

ÖZCAN ALADAĞ

25 Şubat 2026 Çarşamba

BİLE BİLE LADES

BİLE BİLE LADES
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Her ferdin bizim gibi düşünmesini ve hareket etmesini beklemek elbette doğru olmaz. Bunu da beklemiyorum işin özünde. Ancak bilinen, geçmişi ile her yeri çıplak olan insanları da ‘uzak durması gerekenlere’ hatırlatınca sanki biz yanlış yapıyormuş gibi karşılık görüyoruz.
Üzülüyor muyuz?

Şahsım adına üzülmüyorum. Tencere kapak misali diyerek herkese notunu verip geçiyorum.

Geçtiğimiz günlerde Ankara’da bir iftar yemeği verildi. Verildi diyorum, iftar yemeğinin verildiğini de sosyal medyadaki paylaşımlardan öğrendim. Yoksa iftarla uzaktan ve yakından irtibatım yoktu.

Bu iftar yemeğine bir arkadaşım beni davet etmek için (sanırım) aradı.

Kendisinin o iftar yemeğini organize eden vakfın aktivitelerinde yer aldığını ve destek verdiğini daha söyler söylemez, arkadaşıma ‘Senin orada yer alman, o isimlerle hareket etmen züldür!’ diyerek dilim döndüğünce yaşanan olayları, kişilerin kimler olduklarını, bugüne kadar nelerle meşgul olup kişiliklerini de dilim döndüğünce anlatmaya başladım.

Arkadaşım benim bu yaklaşımım üzerine davet edemedi elbette beni…

Teşekkür ederek telefonu kapattı…

Ertesi gün Ankara’daki bu vakfın iftar yemeğine dair görüntüler ve konuşmalar sosyal medyada yer aldı. Adana’dan bazı gazeteci arkadaşlarımızı vakfın iftarına davet edip ulaşımlarını da sağlayarak götürmüşler.

Aman Allah’ım, benim arkadaşıma anlatmaya çalıştığım zatı muhteremler neler başarmışlar neler?

Uçmuşlar, kaçmışlar. Vatan kurtarmışlar. Bir bilen edası ile kürsüden haykıran ‘Sicili bozuk’ tamlamasını yapabileceğim bu zatı muhteremleri sosyal medyada izleyince işte o vakit ‘Tencere kapağını bulmuş’ diyerek yorumladım.

Adana Milletvekilleri de katılmış bu iftar yemeğine.

İki Adana Milletvekiline ulaşıp ‘kulaklarına kar suyu kaçırmak adına’ sicili bozuk kişilerle ilgili bilgileri paylaşıp ‘çok da iyi etmemişsiniz’ diyebildim.

Milletvekillerinden birisi ‘bilmiyordum, bu kadar insan da bilmiyor!’ diyerek konuya yaklaştı haklı olarak.

Diğer milletvekili ise ‘biliyorum, çok iyi tanırım’ diyerek o sicili bozukları ‘öyle kabul etmiş’ oldu!

Buradan varmak istediğim konuya gelip yazımı tamamlamak istiyorum.

‘Bu sicili bozuklar ile mi Adana lobisi oluşacak! Vallahi de, billahi de çuvalın ağzına fareyi bağlamışlar!’

Bile bile lades diye bunar denir.

Herkesi hayırlı ve uğurlu olsun…

 

Devamını Oku

BİZDE ÇOK SÖYLEDİK AMA DİNLEMEDİLER

BİZDE ÇOK SÖYLEDİK AMA DİNLEMEDİLER
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş, Çukurova Havaalanının yapılacağına dair ilk teşebbüse girilip konunun gündeme geldiği günden bugüne kadar söylediğimiz ‘Tarım arazilerinin üzerine havaalanı yapmayın’ uyarımızı havaalanı yapıldıktan sonra söyleyerek bir tespitte bulundu.

Sayın Baş, Çukurova gibi verimli toprakların üzerine havaalanının yapılmasının akıl karı olmadığını belirterek ‘Tarımı desteklemek ve tarım arazilerini korumak gerekirken bilerek ve isteyerek tarım arazilerini betona çevirdiler’ dedi.

Doğru söylüyor. Sadece havaalanının yapıldığı yerde değil, Adana’nın her yerinde tarım arazilerini konut alanına çeviriyorlar.

Yakın tarihte Sarıçam’ın Karaömerli mahallesindeki tarım arazisi ve SİT alanı konumunda olan 30 dönümlük araziyi konut alanına dönüştürdüler.

Ben Adana Büyükşehir Belediyesi’nin Meclisinde Karaömerli mahallesini imara açan meclis üyelerine sormak istiyorum. ‘Burasının Doktorlar Kooperatifine verilmesi söz konusu olmasa burasının konut alanına dönüşmesi adına eve oyu kullanır mısınız? Büyükşehir Belediyesinin yetkili konumundaki belediye başkanvekilimiz ve CHP’nin gurup başkanvekili arkadaşımız, alt yapısı olmayan, yolu dahi bulunmayan yerleri konut alanına çevirmek için belediye olarak imkânlarını seferber edecek durumda mısınız? Bu Doktorlar Kooperatifinde kimler üye? Ben şahsen 34 üyenin ismini biliyorum. Yakın zamanda onu da açıklayacağım. Allah aşkına, böyle bir maddeye onay vermekle vicdanen rahat mısınız?’

Bu soruların yanıtını alamayız. Alsak da yasak savma adına yanıtlar verilir.

Gelelim Hüseyin Baş Beyin konuyla ilgili olarak havaalanı değerlendirmesine…

Hüseyin Baş, Çukurova’nın tarımını bitirmeye yönelik olarak inşa edilen havaalanı ile ilgili olarak ‘Milletimiz hiç esnafa, üreticiye, çiftçiye suç bulmasın. Çukurova’nın göbeğine tarım yapılacağına havalimanı yapılıyorsa, ürünün fiyatının niye yüksek olduğunun cevabı oradadır. Sanki başka yer yokmuş gibi ve ihtiyaç varmış gibi. Niye Çukurova’nın göbeğine yapılıyor? Orada kaç bin hektar alan tarım yapılamayacak hâle geldi. Bir de havalimanı bir yere konumlandığı zaman ne olacak? Etrafında rant oluşacak, şehirleşme olacak; konut, otel, dükkân olacak; ticaret olacak, betonlaşma olacak. Koca Çukurova’nın tarımı bitiyor. Biz diyoruz ki ürün niye pahalı? Bundan pahalı. Başka sebep aramaya gerek yok.’ açıklamasını yaptı.

Diline sağlık Sayın Baş…

Lakin Hüseyin Baş’ın tespitleri arasında bana göre eksiklik var. Bu eksiklik nedir? Hemen cevap vermiş olayım. Çukurova Havaalanı yapılmamış olsa dahi ürün fiyatları yükseliyor. Burada doyumsuz olan aracılar, komisyoncular, satıcılar…

Sanırım buna da katılırsınız Sayın Baş…

Hüseyin Baş’ın bu tespitleri neye yarar? Yapılmış bir havaalanı için sadece değerlendirmeden öteye gidemez.

Lakin gündeme getirmesi, yeniden koşuluyor olması bile bir kazanım. Bizler bile konuyu gazetemizin manşetine taşıdık ve gördüğünüz üzere bu konuyla ilgili makaleler yazıyoruz.

Yazımın başlığı ‘Bizde çok söyledik ama dinlemediler’ idi. Bundan sonra da dinlemezler.

Herkes işine geldiğini yapıyor. Gerisi hikaye bu memlekette…

Devamını Oku

MEHMET GAZİOĞLU NEDEN SESSİZ?

MEHMET GAZİOĞLU NEDEN SESSİZ?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Seçim meydanlarında gençlerden oy isteyen, bu seçimin kaderini gençlerin belirleyeceğini söyleyen İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener Hanım’a bir önerimiz olması adına bu yazıyı kaleme alma ihtiyacı duydum.
Dikkate alırlar, almazlar bilemem. Ama alırlarsa kendi adlarına olumlu gelişmeler yaşarlar. Bunu da hatırlatmış olalım.

Pazar günü ön seçim yapacak İYİ Parti. Milletvekili aday adaylarına partililer oy verip, 15 kişilik Adana milletvekilliği listesinde yer almaları adına en az 8 kişiyi, en fazla 15 kişiyi tercih ederek işaretleyecekler.
Bu sayının altında ve üstünde işaretleme yaparsanız, aday adaylarına verdiğiniz oy geçersiz sayılacak.

Bu seçim Türkiye’nin bir anlamda kader seçimi. Bu sebepledir ki İYİ Parti’ye önemli görevler düşüyor. Tercihler yapılırken halkın nazarında Cumhurbaşkanı olacak kişinin Beştepe’de mi yoksa Çankaya’da mı oturmasına karar vereceksiniz? Demokratik parlamenter sisteme mi, Cumhurbaşkanlığı sistemine mi devam edeceksiniz? sorularına yanıt aranıp seçmen tercih yapacak.

Türkiye’nin toplam seçmen sayısı 62 milyon. Bu rakamın yaklaşık 7 milyonu genç seçmenlerden oluşuyor. Yani seçimin kaderi gençlerin elinde.

Adana’da da İYİ Parti, vekil adayları yanında genç isimlerle yola çıkmak zorunda. Yani gençlere imkân sağlanmalı, mecliste temsil edilme oranlarının artırılması gerekiyor.

Ülkemiz yıllarca kamplaşmalara, kutuplaşmalara maruz bırakıldı. Bunu bilerek, bu kamplaşmalara son verilmesi gerekiyor.

İYİ Parti’nin Türkiye’de merkez sağa hitap etme yolundaki gayretlerini yakından gördüğüm için, Siyaset Bilimci Mehmet Gazioğlu isimli genç politikacı arkadaşımızın sosyal medya hesabındaki şu paylaşımını görünce bir an düşündüm:

“Türk siyasi tarihinde merkez sağ, siyasal gerçekliğimizin hep ana omurgasını oluşturmuştur. Bu omurga, siyasetin ifade kalıplarındaki slogana dönüşen anlamsallığında her daim seçmende karşılık bulabilmiştir. Bugün bile ‘Yeter, söz milletindir’ söylemi hem iktidara hem de muhalefete politik bir meşruiyet zemini sağlamaktadır. Bize düşen öncelikli görev ise ivedilikle merkez sağın tarihsel sürecine zihnimizi açarak bugünün politik karmaşasına sağlıklı bir katkı sunma çabası içinde olmaktır.”

Bu sorunun yanıtı ne olabilir diye düşündüm. Soruyu sormuş Sayın Gazioğlu ama yanıtını vermemiş.

Bu ifadelerin karşılığında genç isimlere işaret etmek, gönderme yapmak mı var diye düşünürken; kendi adıma Mehmet Gazioğlu’nun sözlerinin yerli yerinde olduğuna katıldığımı da belirtmek isterim.

Siyaset genç isimlere ihtiyaç duyuyor.

Mehmet Gazioğlu gibi; Mehmet Ali Bilici’nin (eski milletvekili) oğlu Bilal Bilici, yine Kozanlı olan Dr. Burak Yiğenoğlu gibi isimleri vekil adayı olarak görüyorum. Genç isimler Akşener ile yol arkadaşlığı yaparak yeni yüzyılın genç beyinlerinin fikirleriyle yeni Türkiye’yi şekillendirmek adına “biz hazırız” dediklerini görüyorum.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ve DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan gözünü merkez sağ oylara dikmiş durumda. Bu partilerin yeni dönemin gözdesi olmasına ve aralarında tatlı bir rekabet yaşanmasına kesin gözüyle bakılıyor. Geçtiğimiz günlerde Adana’da Ali Babacan ile yemek yiyen Mehmet Gazioğlu’nun henüz sorusuna yanıt vermediğini biliyorum ama Bilici, Yiğenoğlu ve Gazioğlu gibi isimleri yan yana görmenin Adana’da bir heyecan oluşturacağını düşünüyorum.

Bu adreste bana göre İYİ Parti olmalıdır. Meral Hanım bu konuda ne düşünür bilemem ama gençlerle yol yürümeyen Akşener’in partisi Adana’da çok ama çok sıkıntı çeker.

Devamını Oku

TURİZM, TEMENNİ İLE CANLANMAZ

TURİZM, TEMENNİ İLE CANLANMAZ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Hafta sonunda Kozan’da belediye ile turizmin paydaşları bir araya gelerek şehrin turizm ile kalkındırılması adına bir dizi projeyi hayata geçirmek adına buluştular. Öncelikle ilçenin turizm ile kalkınması adına ne yapılabilir? Sorusuna yanıt arandı bu toplantıda.

Turist Rehberleri Odası yöneticileriyle buluştu kentin yöneticileri. Ortaya çıkan sonuç, ‘Turizm varlıklarımızı iyi pazarlayamıyoruz. Bu anlamda acil eylem planı çıkararak harekete geçelim’ olmuş.

Turizm, temenni ile canlanmaz. Şayet temenni ile canlanmış olsaydı, bugüne kadar canlanırdı. Ve böyle toplantılara ihtiyaç kalmazdı.

Yaratıcı projeleri hayata geçirmek, turizmi bölgesel anlamda harekete geçirmek adına pazarlama yöntemleri bulmak gerekiyor. En büyük eksiklik bu olsa gerekir.

Pozantı’nın eski belediye başkanı olan Sayın Mustafa Çay, Pozantı’yı gündemde tutan, Belemedik ve kış sporları merkezi haline getirilmesi düşünülen yeni vizyon projeleriyle şehrini temenniden uzak tutarak eyleme, kazanca dönüştürdü.
Yine Kozan eski Belediye Başkanı Kazım Özgan, Kozan Kalesi’nin, Arıkan Konağı’nın, Yukarı ve Aşağı Çarşı Projeleri ile Dağılcak Projeleriyle kent turizmini ayağa kaldırdı. Bunun pazarlamasını da yaparak Ankara’da, İstanbul’da kurulan stantlarla şehrini tanıttı.

Daha sizlere sayısız örnekler verebilirim.

Bu anlamda Kozan’da gerek merkezi yönetimin temsilcilerinin, gerekse yerel yönetim temsilcileri ile, Kent Konseyi, dernekler, odalar ve borsanın da üzerlerine düşen görevi layığı ile yapamadıklarını düşünüyorum.

Bizler basın mensupları olarak üzerlerine düşen görevi yapamayanlardan daha çok Kozan’a yararımızın dokunduğunu düşünüyorum.

Portakal Çiçeği Karnavalı’nı bir fırsat olarak gören yöneticilerin bu konuda neler yapabileceklerini de doğrusu merakla takip edeceğim.

Kozan tarih, turizm, ekoturizm ve doğal güzellikleriyle ön plana çıkan bir şehir ise ve bugün bu kentin yöneticileri ‘Neden bunları pazarlayamıyoruz?’ sorusuna yanıt arayacak noktaya gelmişlerse orada bir sorun var demektir.

Bence bu sorun da kentin akil insanlarının başkaca işlerle uğraşmaktan turizme vakit ayırmamalarından kaynaklanıyor. Bunca yıldır eksiklik var ise bu o kentin yöneticilerinindir. Eskisini, yenisini ayırt etmeden tüm yöneticilerindir.

O vakit bir yerden başlamak lazım.

Fırsat doğmuş, yol haritası belirlenmiş. O vakit elinizi çabuk tutarak harekete geçin. Bize de ne görev düşüyorsa yapmaya hazırız.

Devamını Oku

SORUMLULUĞU KİMSE ÜZERİNE ALMIYOR

SORUMLULUĞU KİMSE ÜZERİNE ALMIYOR
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Amir belli değil, memur belli değil bu şehirde…

Sorumluluğu maalesef kimse üzerine almıyor. Bir yerlere gelmek için el, etek öpenler bir yerleri işgal edince de kimseyi tanımıyor!

Gelinen nokta bu maalesef.

Hükümetin ‘PTT’yi ayağa kaldırıp daha fazla işlevsel hale gelmesi adına vermiş olduğu gayreti nedendir bilinmez beceriksiz yöneticileri adeta köreltmeye çalışıyor.

Geçen hafta içinde bizatihi tanıklık ederek başımıza gelen bir uygulama ile ilgili olarak PTT’nin Adana Başmüdürlüğü’nün görev ve sorumluluk alanına giren bir olayı gündeme getirdim.

Ben konuyu gündeme getirip ‘Bakın bu yönettiğiniz kurumlar vatandaşları mağdur ediyor’ diyerek yetkilileri uyarmak istememe rağmen, o yetkililer kulaklarının üzerine yatmayı tercih ettiler.

PTT’nin posta hizmetlerini yerine getirmediğinin bir örneğini yaşayınca bir yetkili bulabilir miyim diyerek aramadığım kimse kalmadı. İnat ettim, verilmeyen hizmetin sorumlusunu bulmak istedim.

Bulabildim mi?

Hayır…

Sorumluluğu kimse üzerine almadı. Sorumlu yine ‘VATANDAŞ’ oldu.

PTT’ye teslim edilen bir evrak, yerine ulaştırılmadan, sebebi açıklanmadan gerisin geri vatandaşa teslim edilir mi?

Adres yanlış olur. Adresinde böyle bir kişiye rastlanılmaz. Sebebi vardır. Anlarım.

Lakin sebepsiz yere insanlarla alay eder gibi, gerekçesi dahi izah edilmeden yapılan yanlışlığın sorumlusunu inanın bulmakta zorlanıyorsunuz.

PTT, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’na bağlı bir kuruluş. Sayın Bakan Abdulkadir Uraloğlu’nun elbette bu olup bitenden haberi olmaz. Ona ‘PTT, tıkır tıkır işliyor’ diyerek brifing verilir. O da sanır ki, her şey yolunda…

Öyle değil işte Sayın Uraloğlu…

Adana PTT teşkilatı iyi çalışmıyor…

Baş belli değil, sorumlu ortalıkta yok…

Kozan PTT Şefi Yakup Bozkurt ile Adana PTT İşleme Müdürü Numan Aydıner Beylere ulaşıp konuyu öğrenmek istedim. Ne onlar yanıt verebildiler yapılan yanlışlığın gerekçesini, ne de mağduriyeti giderebildiler.

Buradan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Sayın Uraloğlu’na bir çağrım olsun. PTT’nin kapısına kilit vurun. Olsun bitsin…

Hiç değilse uğraşmazsınız!

Devamını Oku
escort ankara - Türk Porno - Ankara Escort Ankara escort, eskort, escort bayan Ankara Escort Bayan arkadaş bulmak istediğiniz ve ihtiyacınız olduğu her zaman Ankara Escort Sitesi.