Türkiye’de son dönemde gündeme gelen, üzerinde çok tartışılması gereken başlıklardan biri de “yurttaşlık maaşı”… “İktidar”, bu düzenlemeyle gelir düzeyi asgari ücretin altında kalanlara düzenli ödeme yapılacağını duyurdu. Amaç, kira, gıda, ısınma gibi temel giderlerin karşılanmasına katkı sunmak… 2026’da deneme süreciyle başlayacak belirtilen sistemin, Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Modeli kapsamında yürütüleceği üzerinde durulurken, oluşturuluş biçimi kaygıyı sürdürüyor.
Öyle ki; araştırmalar, açlık sınırının 30 bin lirayı, yoksulluk sınırının 90 bin lirayı geçtiğini gösteriyor. Buna karşılık 2026 için net asgari ücret 28 bin lira olarak açıklandı, bilindiği gibi… Bu tablo, “yurttaşlık maaşının” halkın beklentisini karşılayıp karşılamayacağı sorusunu gündeme getiriyor. Bu nedenle alınacak yol rakamlarla sınırlı değil elbette; sosyal devletin yurttaşına nasıl baktığının da göstergesi. Halkın beklentisi yardım değil, emeğinin karşılığını almak.
***
“Yurttaşlık maaşı” ilk ülkemizde denenmek istenen bir sistem değil; benzeri düzenlemeler, gelişmiş ülkelerde kendi yapılarına uygun biçimlerde denendi. Finlandiya’da 2017–2018 arasında 2.000 işsize aylık 560 € ödeme yapıldı. Bu destek koşulsuzdu; yurttaşın başka geliri olsa da kesilmedi. Ödemeler doğrudan banka hesabına yatırıldı, kimse kuyrukta bekletilmedi, kalabalık toplanmalar olmadı!
Kanada’nın Ontario eyaletinde 2017’de başlatılan pilot uygulamada 4.000 kişiye üç yıl boyunca düzenli ödeme yapılması planlandı. Katılımcılar kira, gıda gibi giderlerini daha rahat karşıladı, ödemeler doğrudan hesaplara aktarıldı. Dolayısıyla yardım kuyrukları oluşmadı. Ancak proje 2019’da siyasi kararlarla erken sonlandırıldı.
Almanya’da ise “Mein Grundeinkommen” adlı girişim, bağışlarla finanse edilip kura ile seçilen kişilere aylık 1.200 € ödedi. Burada da ödemeler doğrudan hesaplara yatırıldı, herhangi bir kuyruk ya da bürokratik bekleme olmadı. Ağustos 2023’te girişim ayrıca, vergilerle finanse edilen Almanya’daki her yetişkin için aylık 1.200 € tutarında evrensel bir temel gelirin verilebileceğini belirtti. Bu modelin yetişkinlerin %80’inin durumunu iyileştireceği öngörüldü…
***
Türkiye’de “yurttaşlık maaşı” tartışması, iktidarın “destek” söylemiyle sunulmakla kalmayıp, bir de gereksinenlerin sayısı arttıkça bundan yararlanılıyor gibi bir hava esiyor! Kim/ kime/ neden el açmalı ya da “destek” alacak denli “zorda” olduğunu gösterir ki? Halkın belleğinde bu tür yardımlar çoğu zaman kuyruklarla anılmakla da kalmıyor, “gariban” sınıfı olarak bile gösteriliyor! Ucuz et için bekleyenler, kira yardımı için sıraya girenler, gıda paketleri için kalabalıkta dizilenler… Bu görüntüler, yurttaşın insanca yaşam beklentisiyle örtüşmüyor.
Finlandiya, Kanada, Almanya örneklerinde ödemeler doğrudan yurttaşın hesabına yatırıldığını, orada yaşayan bildik/ tanıdıklarınızdan da sorabilirsiniz… Kimse kuyrukta bekletilmeden, bürokrasiyle oyalanmadan… İnsanlar banka hesaplarına yatan tutarı kullanarak yaşamlarını sürdürüyor. Bu yöntem hem onur korumada hem de güven duygusunu pekişmesinde ne anlama geliyor düşünün… Bizde ise “destek” adıyla sunulan düzenlemeler çoğu zaman halkı bekletme aracına dönüşüyor. Kuyrukta saatlerce bekleyen yurttaş, yardım değil emeğinin karşılığını almak istiyor.
***
“Temel gelir” ya da “yurttaşlık geliri”, bir devletin tüm yurttaşlarına düzenli, diğer gelirlerinden bağımsız olarak, yalnızca toplumun bir bireyi olmaları nedeniyle sağlanan gelir biçimi olarak tanımlanıyor. Bu yaklaşım, sosyal güvenlik kuramının en yalın anlatımı… Finlandiya, Kanada, Almanya örneklerinde görüldüğü gibi, ödemeler doğrudan hesaplara yatırıldığında kuyruklar ortadan kalkıyor, yurttaşın onuru korunuyor, güven duygusu pekişiyor.
Türkiye’de ise “yardım/ destek” söylemiyle yürütülüyor. Bu söylem, yurttaşı “yardım alan” konumuna indiriyor, emeğinin karşılığını isteyen insanı “gariban” sınıfına sıkıştırıyor. Oysa “yurttaşlık maaşı”, yaşamla/ temel gereksinmelerle sınanmalı. Ödeme biçimi doğrudan, kuyruksuz, bürokrasisiz olmalı. Halkın insanca yaşam beklentisiyle buluştuğu noktada toplumcu çözüm ortaya çıkar. Hakça bölüşüm, yurttaşın güvenini büyütür, sosyal devletin gerçek anlamını anımsatır. Yoksa, adı ne olursa olsun, yalnızca geçici bir oyalama olarak kalır… 169226
ADANA
7 saat önceADANA
7 saat önceADANA
7 saat önceADANA
7 saat önceADANA
7 saat önceADANA
7 saat önceEKONOMİ
5 gün önceVeri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.