web statisticsweb statistics
“Yüz yıllık narkoz” nedir?

“Yüz yıllık narkoz” nedir?

ABONE OL
31 Mart 2026 14:04
“Yüz yıllık narkoz” nedir?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Memur-Sen Genel Başkanı’nın geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamasında yer alan “yüz yıllık narkoz” söylemi, toplumun birçok katmanının tepkisini çekti haklı olarak… “Yüz yıllık narkoz” neydi? Atatürk mü, Atatürk’ün ilkelerinin yaşam bulması mı, hilafetin yıkılıp cumhuriyetin kurulması mı, halkın okumakta/ yazmakta zorlandığı harflerin yerine Latin harflerinin getirilmesi mi, kadınlara verilen haklar mı, insanın kulluktan kurtulup yurttaş olması mı, ülkenin üretmesi mi, dünya devletlerinin Atatürk’ün başarılarını görebilmesi mi?

Yiğit düştüğü yerden kalkar, derler. Anadolu, yüz yıllık narkozdan çıkıyor. Yeni bir diriliş, yeni bir uyanış hamlesi yaşıyoruz. İradesi örselenmiş, tarihiyle bağı kesilen Eski Türkiye yok artık. Yüklerinden kurtulan bir Türkiye var” diyor, Memur-Sen başkanı açıklamasında… Buradan ne çıkarırsınız? “On yıl” denilmiyor, öyle olsa 15 Temmuz akla gelirdi örneğin…  “Yirmibeş yıl” da denilmiyor, “kırk yıl” denilmiyor, “elli/ altmış yıl” denilmiyor… Çok partili sisteme geçişten bu yana yaşanan her şey düşünülebilirdi o zaman… “Yüz yıl” deniliyor, akla da cumhuriyetin kuruluşundan sonraki süreç, özellikle de Kurtuluş Savaşı öncesi/ sonrası gerçekleşen devrimler, yurdun dörtbir yanında yerli işbirlikçilerin gerçekleştirdiği isyanlara karşı gösterilen çabalar akla geliyor…

***

“Yüz yıllık narkoz” benzetmesi, ilk bakışta toplumun “yüz yılda” istencinin uyuşturulduğunu, tarihle bağının koparıldığını anlamak olası… Ancak bu söz, Cumhuriyetin kuruluşundan bugüne dek geçen yüzyılı göz önüne serdiği için tartışmalı bir anlam taşıyor. Çünkü bu yüzyıl, bir “uyku” dönemi değil; tersine kazanımlarla dolu bir süreçtir. Bu kazanımları “narkoz” diye nitelemek, Cumhuriyetin değerlerini küçümseyen bir yaklaşım olarak okunuyor haklı olarak.

Ayrıca “diriliş” ile “uyanış” sözleri, bugünkü siyasal söylemin ideolojik tabanıyla örtüştüğü gibi, Atatürk devrimlerini hiçe sayanların son zamanlarda ortaya koyduğu yaklaşımlarla da uyuşuyor. Yüz yılın birikimini yok sayarak yeni bir “Türkiye” tanımlamak, toplumsal belleği zedeleyen bir dil oluşturuyor. Bu nedenle benzetme, bir metaforun ötesinde; Cumhuriyetin yüz yıllık yolculuğunu çarpıtan bir siyasal söylem olarak karşımızda duruyor.

***

Memur-Sen başkanının “yüz yıllık narkoz” söyleminin, bir metaforla sınırlı olmadığını anlıyoruz. Toplumun farklı katmanlarından gelen ortak tepkiler de aynı biçimde… Akademisyenler, siyasetçiler, sendikalar, yurttaşlar, bu sözlerin Cumhuriyetin yüz yıllık kazanımlarını küçümseyen bir yaklaşım içerdiğini dile getirirken, sendikanın yaptığı son açıklamada sözlerin saptırıldığından, düşünce bağnazlığıyla “niyet” okunduğundan söz edildi. Tarihsel gerçeklerin üzerine “zihinlerdeki zehrin” saçıldığı, Atatürk sömürüsü/ ulusun duyarlılığı hiçe sayıldığı öne sürüldü.

Bu tür açıklamaları kaypaklık/ omurgasızlık olarak düşünenlerdenim… Sanki “yüz yıllık narkoz” diyenler kendileri değillermiş, “yeni bir diriliş, yeni bir uyanış” atağından söz edenler başkalarıymış gibi… Açıklamanın tepkileri için “saptırma” yapıldığını söylemeleri kendilerini maskelemekten başka bir anlam taşımamaktadır! Sözü edilen; bu yüzyıllık süreçte üretim ataklarının yapıldığını, eğitimde/ kültürde büyük adımların atıldığını yadsımak, bu kazanımları “narkoz” olarak nitelemek değil de nedir?

***

Sonuçta görüyoruz ki “yüz yıllık narkoz” söylemi, Cumhuriyetin yüz yıllık yolculuğunu küçümseyen bir dilin ürünü olarak karşımızda duruyor. Oysa bu yüz yıl, halkın kulluktan yurttaşlığa geçtiği, kadınların haklarını kazandığı, üretim ataklarının yapıldığı, eğitimde/ kültürde büyük adımların atıldığı bir dönemdir. Bu kazanımları yok saymak, toplumsal belleği silmeye çalışmak anlamına gelir. Cumhuriyetin yüz yıllık birikimini “narkoz” diye niteleyenler, aslında kendi siyasal söylemlerini güçlendirmek için tarihi çarpıtmaktadır. Ancak toplumun farklı katmanlarından gelen tepkiler, bu çarpıtmanın karşısında durmayı bildi…

Cumhuriyetin değerleri, geçmişin olduğunca, geleceğin de güvencesidir. Bugün yapılması gereken, yüz yıllık kazanımları küçümsemek değil, onları daha ileriye taşımaktır. Yazıyı ulu önderin sözüyle bitirelim: “Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız, hissediyorsanız bu yeterlidir.”

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP
escort ankara - Türk Porno - Ankara Escort Ankara escort, eskort, escort bayan Ankara Escort Bayan arkadaş bulmak istediğiniz ve ihtiyacınız olduğu her zaman Ankara Escort Sitesi.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.