Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın CHP’den istifa ederek AK Parti’ye geçeceği iddiası, CHP Genel Merkezi’ni ve partiye yakın medya organlarını adeta ayağa kaldırdı.
“CHP’nin oylarıyla seçildin”,
“Oylarımızı iktidara taşıyorsun”,
“İhanet ettin”
çığlıkları havada uçuşuyor.
Yetmedi, bu ülkede neredeyse bir gelenek hâline geldiği üzere, istifa eden herkesin ardından –hangi partiden olursa olsun– bir anda “yolsuzluk” dosyaları açılmaya başlandı.
Ancak asıl sorulması gereken soru şu:
Mesut Özarslan’ın kim olduğu, CHP’den istifa edince mi aklınıza geldi?
Mesut Özarslan, CHP’den Keçiören Belediye Başkanı seçilmiş olabilir ama siyasi kimliği hiçbir zaman gizli değildi. Kendisi açıkça “Nizam-ı Âlem davasının mücahidi” olduğunu söyleyen, kendisini “ülkücü” olarak tanımlayan bir siyasetçi. CHP’ye katılmadan önce İyi Parti’nin kurucuları arasında yer almış, Ankara İl Başkanlığı yapmış bir isim.
Adaylık sürecini de herkes biliyor. Mansur Yavaş’ın ısrarla aday gösterilmesini istediği isimlerden biriydi. Önce Etimesgut için düşünüldü, CHP Genel Merkezi kamuoyunun “Behzat Ç.” olarak tanıdığı Erdal Beşikçioğlu’nu aday gösterince bu kez Keçiören için bastırıldı ve sonunda aday yapıldı.
Ankara siyasetini bilen herkes şunu da bilir:
Mansur Yavaş, Keçiören, Gölbaşı, Polatlı gibi birçok ilçede MHP’nin aday göstermediği siyasetçileri CHP listelerinden yarıştırdı. Seçimler; MHP’den gelen büyük oy desteği, AK Parti’den kopan sınırlı oylar ve DEVA, Gelecek gibi partilerin katkısıyla kazanıldı.
Yani kazanılan şey CHP’nin ideolojik gücü değil, aritmetik bir ittifaktı.
Mesut Özarslan, istifasının ardından katıldığı televizyon programında kullandığı dille aslında her şeyi açıkça söyledi. CHP ile arasında hiçbir organik bağ olmadığını gözler önüne serdi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel için kurduğu şu cümle ise zihniyetini net biçimde ortaya koyuyordu:
“Özel’de ne Allah yolu kalmış, ne vatan, ne de kutsal değer.”
Bu ifade, tipik bir siyasal İslamcı ya da Türk-İslam senteziyle yoğrulmuş bir siyasetçinin CHP’ye bakışını özetliyordu.
Şimdi soralım:
CHP yönetimi, Mesut Özarslan’ın bu siyasal anlayışını bilmiyor muydu?
Elbette biliyordu.
Ama “seçim kazanmak” uğruna her şey mubah sayıldı. Tam anlamıyla Makyavelist bir yaklaşım sergilendi. Üstelik bu anlayış yalnızca Mesut Özarslan’la sınırlı değildi.
En çarpıcı örnek ise Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’tır. Yavaş’ın MHP’den ayrılırken Devlet Bahçeli’ye yazdığı mektup, CHP’ye bakışını yıllar önce ortaya koymuştu. 2011’de yaptığı açıklamalarda MHP’nin “CHP’lileştiğini”, bunun büyük bir sorun olduğunu söylüyordu. Engin Alan’ın aday gösterilmesi üzerine Bahçeli’ye yazdığı mektupta ise, “maneviyattan uzaklaşmanın partiyi CHP’den farksız hâle getireceğini” savunuyordu.
“Maneviyatsız ülkücülüğün CHP’den farkı yok” diyen Mansur Yavaş ile
“Özel’de ne Allah yolu, ne vatan, ne kutsal değer kalmış” diyen Mesut Özarslan arasında zihniyet farkı yoktur.
CHP üst yönetimi ise “kimlerle kazandığımızın önemi yok” diyerek, Makyavel’e bile rahmet okutacak bir siyaset anlayışıyla bu gerçekleri görmezden geldi.
Şimdi Mesut Özarslan “özüne döndü” diye taşlanıyor.
Oysa o taşlar Mesut Özarslan’a değil, onu aday yapanlara atılmalıdır.
Çuvaldızı Mesut Özarslan’a batırmadan önce, iğneyi CHP üst yönetiminin kendisine batırması gerekir.
İyi Partiliyle, ülkücüyle seçim kazandınız da ne oldu?
Biri döndü.
Diğerlerinin dönmeyeceğinin garantisi mi var?
Bu tür adaylarla seçim kazanmak, aslında CHP seçmeninin oylarını adım adım siyasal iktidarın mahallesine taşımaktır. Ve bunun sorumlusu Mesut Özarslan değil, bu adayları “kazanırız” diyerek vitrine koyan CHP yönetimidir.
CHP, sağ kökenli adaylarla yerel seçimleri kazanırken, siyasal olarak aslında kaybetmiştir.
ADANA
1 gün önceADANA
3 gün önceADANA
3 gün önceADANA
3 gün önceADANA
3 gün önceADANA
3 gün önceEKONOMİ
3 gün önceVeri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.