web statisticsweb statistics
Türkçülüğün Efendi Sesi: Hayrani Ilgar’a Veda

Türkçülüğün Efendi Sesi: Hayrani Ilgar’a Veda

ABONE OL
16 Temmuz 2025 08:20
Türkçülüğün Efendi Sesi: Hayrani Ilgar’a Veda
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkçülük bir bayraktır, o bayrağı her nesilde omuzlayan seçkin insanlar vardır.
İşte o isimlerden biri daha uçmağa vardı:
Hayrani Ilgar.
İzmir Türkçüler Derneği’nin kurucularından, demiryolcu bir emektar, 100 yaşını geride bırakmış, ömrünü Türkçülüğe adamış bir fikir eri…

Hayrani Bey sadece bir yazar değil, bir kültür aktarıcısı, bir fikir taşıyıcısıydı.
Orkun, Millî Yol, ve en çok da Atsız’ın son çıkardığı Ötüken dergisinde yazdı.
Tavizsizdi.
Anadoluculuk rüzgârları eserken, o Turancılığı savundu.
Türk birliği hayali onun için bir ütopya değil, bir ülküydü.

Romanlarla Fikir Taşıdı

Hayrani Ilgar aynı zamanda bir romancıydı.
Tarihe hayrandı, efsanelere tutkuluydu.
Romanlarını yalnızca anlatmak için değil, bir nesle Türk tarihini sevdirmek için kaleme aldı.
Alp Er Tonga’dan Mete Han’a, Mihrali Bey’den Kıbrıs mücahitlerine kadar birçok Türk kahramanı onun satırlarında yeniden can buldu.

Ve bir kadın kahramanı:
Süyün Bike.
Kazan Hanlığı’nın onurlu hükümdarı.
Rus yayılmacılığına karşı dimdik duran bir direniş sembolü.
Hayrani Ilgar, bu romanıyla sadece geçmişi değil, gelecek kuşaklara direnişin ruhunu da armağan etti.

Türkçülüğün Son Elli Yılı

Ahmet BicanErcilasun Hoca’nın da dediği gibi, Türkçülüğün son 50-60 yılı yeterince incelenmedi.
Masalsı anlatımlarla değil, akademik bir ciddiyetle, fikir hareketi olarak ele alınmalı.
Bu mücadelenin içinde yer alanlardan biri de Hayrani Ilgar’dı.
Efendi kişiliğiyle, çalışkanlığıyla, kimseyle kavga etmeden fikir üretmeyi bilen nadide bir dava adamıydı.

1950 sonrası Türkçü nesillerin belleğinde özel bir yeri vardı.
Hayrani Bey’i tanıyanlar onun vakarını, tevazusunu ve adanmışlığını hiç unutmayacaktır.

Tanrı Dağı’nda Buluşanlar

Ve şimdi o da sonsuzluğa karıştı.
Uçmağa vardı.
Umarız ki Tanrı katında yeri Ulu Türklerin, Türk büyüklerinin yanıdır:
Oğuz Kağan, Bilge Kağan, Tonyukuk, İlteriş Kağan, Cengiz Han, Hülagu Han…
Ve elbette Atsız Bey.

Oğuz Kağan’la, Bilge Kağan’la, İlteriş’le, Tonyukuk’laCengiz Kağan’la, Hülagu Han’la. Abaka Han’la ve nihayet Atsız Bey’le.

Onlar bu çağdan önce gittiler.
Hayrani Ilgar da şimdi onların yanına, ruh kardeşlerinin arasına katıldı.
Bayrağı yere düşürmeden taşıdı.
Şimdi o bayrağı devralacak yeni nesillere, sessiz ama sağlam bir miras bıraktı.

Tini erinç bulsun.

**

 

 

Mevlüt Abi’nin Not Defteri

Taş Yerinde Ağırdır, Mandal Yerinde Durur!

Atalar boşuna dememiş:
“Taş yerinde ağırdır.”
Bazı siyasetçiler var ki taşı alıp başka yere koyuyor, sonra da “ağır” olduğunu sanıyor.
Yani taş değil, köpük taşı…

Geçen gün bir siyasetçi evladımızı izledim.
Hani şu İngilizce’yi Amerikan aksanıyla konuşan, Türkçe’yi altyazısız anlayamayan gençlerden biri…
Yeni bir partiye geçmiş.
Geçmekle de kalmamış, geçmiş olduğu partiye “baba ocağım” deyivermiş.
Ne baba kalmış, ne ocak gardaş!
Görüntülere baktım…
Vallahi o “baba ocağında” kapının mandalı gibi durmuş çocuk.
Ne biri koluna girmiş, ne biri laf vermiş.
Toplantılarda öyle bir kenarda, “aaaa bu da mı buradaymış?” dedirten bir sessizlik hâli…

Açık konuşayım:
Üzülmüyorum, hiç de üzülmüyorum.
Tam tersine, partinin kadrolarını kutluyorum!
Ne güzel yapmışlar, dış kapının mandalı gibi yerleştirmişler kenara.
Demişler ki:
“Evlat, sen bedeniyle transfer edilenlerdensin. Burada gönül transferi makbuldür.”

Bak şimdi, geçmişte neoliberalin önde gideni olan bu genç, şimdilerde birden bire “sosyal demokrat” oluverdi.
Sanki sabah kahvaltısında mısır gevreğiyle birlikte ideoloji de değiştirilmiş.
Bugün neoliberalsin, yarın sosyal demokrat, öbür gün belki çevreci olursun — neden olmasın?

Ah evlat…
Sana sadece şunu söylemek isterim:
Taş yerinde ağırdır.
Sen kendi ağırlığını koymadın hiçbir yere.
Zamanında babanın gölgesinde güneşlendiğin için biraz siyaset yaptın,
şimdi gölge çekilince duvara yaslanıp gölge etmeye çalışıyorsun.

Bir tavsiye de benden sana:
Siyasette her yer baba ocağı değildir.
Baba ocağı, çorba dumanı tüten, kapısı açık ama eşiği sağlam yer demektir.
Sen o eşiği geçememişsin, hâlâ kapının mandalısın.

Mevlüt Abi der ki:
“Yol olur da yürünür, ama evlat her yolun sonu baba ocağı sanma. Bazen dönersin de, kimse seni içeri almaz.”

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP
escort ankara - Türk Porno - Ankara Escort Ankara escort, eskort, escort bayan Ankara Escort Bayan arkadaş bulmak istediğiniz ve ihtiyacınız olduğu her zaman Ankara Escort Sitesi.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.