web statisticsweb statistics
BAŞKAN VEKİLLİĞİ SEÇİMİNDE SİYASAL ETİK SINAVI

BAŞKAN VEKİLLİĞİ SEÇİMİNDE SİYASAL ETİK SINAVI

ABONE OL
18 Temmuz 2025 09:33
BAŞKAN VEKİLLİĞİ SEÇİMİNDE SİYASAL ETİK SINAVI
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın, bir “itirafçının” sözleri üzerine tutuklanmasının ardından İçişleri Bakanlığı tarafından görevinden geçici olarak uzaklaştırılması, sadece yerel yönetimde değil, siyasal etik açısından da ciddi bir sınavı beraberinde getirdi.

CHP’nin Adana’da açık ara kazandığı Büyükşehir Belediye Başkanlığı makamına, Karalar’ın geçici yokluğunda kimin vekalet edeceği sorusu, yalnızca bir yasal zorunluluk değil, aynı zamanda siyasi ahlakın da turnusol kağıdı olacak nitelikte.

Merakla beklenen tarih belli oldu: 18 Temmuz Cuma günü, Adana Büyükşehir Belediye Meclisi yeni başkan vekilini seçecek. Kulisler oldukça hareketli. CHP içinde dahi isim üzerinde bir uzlaşı sağlanamadığı, Zeydan Karalar’ın bir ismi, Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut’un başka bir ismi desteklediği, Genel Başkan Özgür Özel’in de Bulut’un önerdiği ismi desteklemek üzere Silivri’ye gidip Karalar’la görüşeceği iddiaları konuşuluyor.

Ancak tüm bu iç tartışmaların ötesinde, asıl dikkat çekici konu Cumhur İttifakı’nın, özellikle de MHP’nin bu süreçte nasıl bir tutum sergileyeceğidir.

Ortada çok net bir gerçek var: Adana halkı, 31 Mart seçimlerinde Büyükşehir Belediyesi’ni açık farkla CHP’ye emanet etti. Dolayısıyla, Zeydan Karalar’ın yerine geçici süreyle vekalet edecek kişinin CHP’li bir meclis üyesi olması, sadece siyasal etik açısından değil, halk iradesine saygı gereği de böyledir. Bu demokratik bir gerekliliktir.

Ancak kulislerde MHP’nin başkan vekilliği için aday çıkaracağı konuşuluyor. Bu, teknik olarak mümkün olsa da siyasal olarak oldukça tartışmalıdır. Çünkü mecliste sayısal üstünlük CHP’de olmasa da, seçimin siyasi meşruiyeti halkın iradesine dayanır.

MHP’nin geçmişte bu konuda örnek teşkil eden tutumları olmuştu. 1980 öncesi TBMM’de, Meclis Başkanı seçimi tıkanmıştı. O dönem TBMM’de en fazla milletvekiline sahip parti CHP idi. Merhum Alparslan Türkeş’in liderliğindeki MHP, siyasal nezaket göstererek, “birinci partinin hakkı birinci olana verilir” diyerek CHP’nin gösterdiği adayın seçilmesinin önünü açmış, böylece Meclis Başkanlığı krizi çözülmüştü. Bu örnek, o dönemin zor siyasi koşullarında bile MHP’nin demokrasiye duyduğu saygının somut bir göstergesidir.

Aynı anlayışın bugün de sürmesini beklemek hakkımızdır. Bugün ne tanklar ne sokak çatışmaları var ama siyaset üzerindeki yargı gölgesi ve toplumsal kutuplaşma, o günleri aratmayacak derecede yoğun.

MHP’nin, halkın iradesini gözeterek CHP’nin göstereceği adaya destek vermesi, sadece Adana’da değil, Türkiye genelinde siyasetin normalleşmesine katkı sağlayacaktır. Aksi bir durumda, başkan vekili adayı çıkarmak yalnızca sayısal dengelerle mümkün olmayacak ve siyasi etik açısından büyük bir tartışmayı da beraberinde getirecektir.

Sonuç olarak, Adana Büyükşehir Belediyesi’ni kim yönetecek sorusu, sadece belediye meclisinin değil, Türkiye siyasetinin gelecekte hangi normlar üzerine inşa edileceğine dair de önemli bir mesaj taşıyor. Siyasetin bir intikam aracı değil, halkın iradesini yansıtan bir mekanizma olduğu unutulmamalı.

Unutmayalım: Demokrasilerde seçim kazanan partinin hakkı, geçici durumlarla gasp edilmemeli. Aksi halde kaybeden sadece bir parti ya da kişi değil, tüm toplum olur.

 

**

Bu Çığlığa Kulak Verin!

 

Canan Aksu’nun çağrısı hepimize.

Bir ülkenin geleceği yalnızca ekonomisiyle değil, doğasıyla, tarihiyle, kültürüyle ve ortak yaşam alanlarıyla da şekillenir. Ancak Türkiye’de uzun zamandır bu temel değerlere yönelik sistematik bir tehdit söz konusu. Son olarak TBMM gündemine getirilen ve kamuoyunda “torba yasa” olarak bilinen düzenleme, maden, enerji ve inşaat yatırımlarını “kamu yararı” kisvesi altında doğanın, kültürel mirasın ve yaşam alanlarının önüne koyuyor.

TMMOB Mimarlar Odası Adana Şube Başkanı Canan Aksu’nun sesi işte tam da bu noktada yankılandı. Bu sadece bir açıklama değil, bir çığlık. Hem de hepimiz adına atılan bir çığlık… “Bu çığlığa kulak verin” derken sadece milletvekillerine değil, toplumun tüm kesimlerine sesleniyor Aksu. Çünkü bu mesele yalnızca doğa savunucularının ya da mimarların meselesi değil, hepimizin meselesi.

Aksu’nun açıklamaları içinde net ve haklı bir isyan barındırıyor. Bu yasa teklifi, açıkça kamu yararına aykırıdır. Türkiye’nin dört bir yanında yer alan sit alanları, doğal koruma bölgeleri, milli parklar ve kadim kültürel dokular; rantın, betonun, santral ve madenlerin saldırısı altına alınmak isteniyor.

Bugün bu yasa teklifine “evet” diyecek olanlar, yarın Artvin’in ormanlarını, Kazdağları’nı, Hasankeyf’i, Munzur’u, Adana’nın narenciye kokan ovalarını savunamaz. Bugün “hayır” diyebilenler ise bu ülkenin gerçek yurtseverleridir. Canan Aksu’nun da dediği gibi, bu oylama sadece bir yasa için değil; aynı zamanda kimin gerçekten çevreci, milliyetçi, halkçı, vatansever ve sorumlu bir temsilci olduğunu ortaya koyacak turnusol kağıdıdır.

Bu yasa geçerse, çocuklarımız sadece beton kulelerin gölgesinde büyüyecek. Bu yasa geçerse, artık “koruma” kelimesinin hiçbir anlamı kalmayacak. Bu yasa geçerse, çevre felaketlerine davetiye çıkarılacak.

Peki umut var mı?

Aksu’nun da işaret ettiği gibi, iklim yasasına “evet” diyenlerin bu torba yasaya da evet demeleri kaçınılmaz gibi görünüyor. Çünkü ne yazık ki Türkiye’de çevrecilik söylemde kaldı; uygulamada ise doğaya karşı açılmış bir savaşın tarafı oldu çoğu zaman.

Ama yine de susmamak gerek. Bu çığlığa biz de ses olmalıyız. Çünkü bu sadece bir yasanın değil, bir ülkenin vicdanının oylaması olacak.

Bir kez daha soralım: Bu çığlığa kulak verecek misiniz, sayın milletvekilleri?

**

Mevlüt Abinin Not Defteri

“Dron Görür, Ceza Yazar”

Vallahi ne yalan söyleyeyim, son zamanlarda jandarmaya büyük saygım arttı. Artık denetimleri dronla yapıyorlar! Evet evet, yanlış duymadınız, dron! Eskiden bir radar korkumuz vardı, şimdi yukarıdan da izleniyoruz. Hız yapan, şerit değiştiren, drift atan… Hepsi enseleniyor, hem de tepeden!

Geçen gün kahvede anlattım, millet kahkahayı bastı ama ben gayet ciddiyim. “Artık gökten ceza yağıyor arkadaşlar” dedim. Güldüler ama düşününce haksız mıyım?

Keşke bu güzel uygulamayı her yere, her denetime yayabilsek. Mesela bizim bu Tuleklioğlu Caddesi var ya, orası apayrı bir dünya! Gündüz sakin ama gece… Aman aman! Arabasını çekip kenara, bangır bangır müzik açanlar mı dersin, arabada disco yapanlar mı? Camları kapatmış ama ses dışarıdan daha net geliyor. Sanki müzik sisteminin kolonları dışa monte!

Bir de içenler var… İçmek serbest, karşı değiliz de kaldırımda şişe kırmak nedir? Kırıyorlar, sonra sabah kaldırımda yürürken cam kesmesin diye hoplaya zıplaya yürüyorsun. Ayakkabı değil, cambaz terliği giymek lazım.

Toroslar EDAŞ da sağ olsun, o caddeye aydınlatma sistemi kurmayı hâlâ akıl edemedi. Gece karanlık… Bildiğin “görünmez kaza”ya zemin hazırlanmış. Ama olsun! Dron gece görüşlü değil mi? Hatta geceleyin o caddeye dron gönderelim, şampiyonlar ligi gibi hareketli: bir yanda yarış yapan motosikletler, diğer yanda far kapatıp gizli gizli yarışa çıkan otomobiller. Bir aksiyon, bir heyecan… Michael Bay filmi gibi!

Yani sevgili yetkililer, bu dron işi güzel. Bırakın tepemizde uçsunlar, yeter ki kural tanımayanlar da başlarını kaldırsın. Belki biraz utanırlar. Gerçi bazıları drona el de sallar, poz da verir ama olsun… Yine de caydırıcı olur.

Sonuç?
Göklerden gelen bir karar vardır…
Ve o karar ceza makbuzudur!

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP
escort ankara - Türk Porno - Ankara Escort Ankara escort, eskort, escort bayan Ankara Escort Bayan arkadaş bulmak istediğiniz ve ihtiyacınız olduğu her zaman Ankara Escort Sitesi.