Yeniçağ gazetesinde günlük yazılar kaleme alan Ahmet Takan’ın yazılarını bir süredir düzenli takip eden herkesin fark edeceği bir durum var: Neredeyse her yol Devlet Bahçeli’ye, her başlık MHP’ye çıkıyor.
Suriye’de bir gelişme mi yaşandı? Suçlu Bahçeli.
Nusaybin’de bir bayrak provokasyonu mu oldu? Bahçeli suçlu.
DEM Parti Diyarbakır’da miting mi yapacak? Bahçeli izin verdi mi, pazarlık mı yaptı?
Hükümet mitingi yasaklamadıysa, nedeni yine Bahçeli.
Bahçeli DEM Parti’yi eleştirdiğinde “neden eleştirdi?”
Eleştirmediğinde ise “neden susuyor, gizli mesaj mı veriyor?”
Bahçeli sert konuşsa suç, yumuşak konuşsa suç.
ABD’ye, Trump’a yönelik sert çıkış yapsa “Erdoğan’la rol paylaşımı”,
Orta tonda konuşsa “Erdoğan’ın sesi”.
Kısacası Ahmet Takan’ın yazılarında Devlet Bahçeli, Türkiye’de ve Ortadoğu’da olan biten her şeyin baş sorumlusu.
Bu kadar yoğun bir ilgi ister istemez şu soruyu sorduruyor:
Ahmet Takan neden Bahçeli ve MHP’ye bu kadar takmış durumda?
Yanıt, geçmişte gizli.
Meğer Bahçeli karşıtlığında tavan yapan Ahmet Takan, bir dönem AK Parti’nin 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün danışmanlığını yapmış. Anımsayalım: Abdullah Gül ve çevresi, AK Parti’nin MHP ile kurduğu Cumhur İttifakı’na açık biçimde karşı çıkmış, bu ittifak nedeniyle hem AK Parti’yi hem MHP’yi sert biçimde eleştirmişti.
İttifak sonrası AK Parti’nin hoşlarına gitmeyen hemen her icraatın faturası MHP’ye kesiliyordu. Siyasi pozisyon buydu.
Görünen o ki Ahmet Takan, o dönemde edindiği Bahçeli ve MHP karşıtlığını bugün köşesine taşımaya devam ediyor. Türkiye’de, bölgede, hatta Avrupa’da yaşanan her gelişmeyi zorlayarak Bahçeli’ye bağlama çabası da buradan kaynaklanıyor.
Ancak Ahmet Takan’ın yazılarını okurken sadece niyet değil, geçmiş yazıları da anımsanmalı.
Çünkü Takan’ın “kesin” diyerek yazdığı birçok iddia zaman içinde asparagas çıktı:
Bu kısa liste bile Ahmet Takan’ın “net bilgi” diye sunduğu birçok yazının gerçekle bağının zayıf olduğunu göstermeye yetiyor.
Üstelik bir de resmî yalanlama var.
Hakkari Valiliği’nin 25 Ekim 2015’te yaptığı açıklama, durumu özetler nitelikteydi. Valilik, Ahmet Takan’ın köşe yazısında yer alan iddiaların gerçeği yansıtmadığını, kamuoyunu yanlış bilgilendirdiğini açıkça duyurmuştu. Yazıda iddia edilen “Özel Harekât polisinin kolunun kopması” gibi vahim bir olayın tamamen asılsız olduğu resmen ilan edilmişti.
Bugün Ahmet Takan’ın;
DEM Parti mitinglerinde Bahçeli onayı arayan,
Nusaybin’deki provokasyonu Bahçeli’ye bağlayan,
Suriye’deki gelişmeleri MHP’ye fatura eden yazılarını okurken,
bu geçmişi ve resmî yalanlamaları göz önüne fayda var.
Eleştiri elbette yapılır.
Ama her olayı tek bir aktöre bağlamak, olmayan ilişkiler üretmek, söylenmeyen sözlerden anlam çıkarmak; gazetecilikten çok takıntının alanına girer.
Ahmet Takan’ın yazılarını okurken mesele Bahçeli mi, yoksa geçmişten taşınan bir siyasi hesap mı, okurun bunu ayırt etmesi gerekiyor.
GÜNDEM
46 dakika önceADANA
6 saat önceADANA
6 saat önceADANA
6 saat önceGÜNDEM
6 saat önceADANA
6 saat önceADANA
6 saat önce