İlginç ve denenmesi gereken bir öneri

İlginç ve denenmesi gereken bir öneri

ABONE OL
25 Ocak 2026 11:16
İlginç ve denenmesi gereken bir öneri
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Malum olduğu üzere, ABD ve Fransa, Almanya, Rusya, Yunanistan gibi ülkeler, ülkemizin güney sınırları boyunca bir “Kürdistan” devleti kurmak istiyorlar. Tabi, bu devletin, ileride Türkiye’nin güneydoğusunu da içine alması da planlarının içinde bulunuyor.

Osmanlı’nın son dönemleri ve erken Cumhuriyet dönemindeki Kürt ayaklanmalarını da bu nedenle sürekli desteklemişlerdir. Son yıllarda ise emperyalist ülkeler Irak’ta Barzani ailesini ile birlikte Irak ve Suriye’deki PKK yapılanmalarına da büyük mali ve silah desteği sağlamışlardır. Fransa, Almanya, Belçika, İsveç gibi batı ülkeleri ,Türkiye’den giden PKK yanlılarına sorgusuz” sualsiz kapılarının açmış, jet hızıyla otuma izinleri vermiştir.

Son dönemlerde özellikle Suriye’de YPG ve onun da içinde bulunduğu SGD eliyle Türkiye sınırı boyunca Irak sınırından Akdeniz’e uzanan bir hatta tampon bir Kürdistan yaratılmaya çalışıldığını da artık tüm dünya biliyor. Türkiye Cumhuriyeti yetkilileri de bu gerçeği her fırsatta dile getirirken, devlet olarak da çeşitli önlemeler almakta.

İşta bu konuda, sosyal medyada, “Türk Tarih Otağı” adlı sayfa, emperyalizmin Suriye, Irak ve şimdilerde yine İran’da Türk kentlerinde Kürdistan oluşturma çabalarına karşı ilginç bir öneri getirdi. Türkiye’nin güney sınırı boyunca, Türkmeneli tampon bölgesi oluşturulmasının önerdi.

Bugün Kürdistan diye kabul ettirilmeye çalışılan Musul Kerkük, Erbil, Telaferi içine alan bölge ile Suriye’nin kuzeyi zaten Türkmeneli’dir. Türkmeneli’nin bir kısmı ABD desteğiyle Kürt gruplar tarafından fiilen işgal edilmiş, bir kısmı da kağıt üzerinde Kürdistan olarak gösterilmektedir.

Mevcut Türkmeneli gerçeğini düşününce,  Türk Tarih Otağı’nın önerisi hiç de yabana atılacak ve gerçekleşmeyecek bir öneri değil. Mevcut Türkmeneli’nin işgalden kurtarılmasını da, Türkiye’nin güvenliğini de sağlayacak bir öneri.

İşte o öneri:

“Türkiye’nin güney sınır hattı, son on yılda yalnızca bir sınır olmaktan çıkmış, bölgesel ve küresel güçlerin vekalet savaşlarının yürüttüğü bir güvenlik koridoruna dönüşmüştür. Bu bağlamda, Türkiye’nin milli güvenlik doktrini açısından Türkmeneli Tampon Bölgesi’nin tesisi; sadece bir terörle mücadele stratejisi değil, aynı zamanda demografik ve kültürel bir “ileri karakol” inşa etme projesidir.

Tampon bölgenin temel amacı, PKK/YPG gibi ayrılıkçı terör örgütlerinin Akdeniz’e uzanma hayali kurduğu sözde “terör koridoru”nu kalıcı olarak kesmektir.

Sınırın sıfır noktasından itibaren oluşturulacak derinlikli bir kontrol alanı, Türkiye içindeki sivil yerleşim birimlerini doğrudan tehditlerden koruyacaktır.

Bölgenin ileri karakollarla donatılması, Türkiye’nin savunma hattını sınırın ötesine taşıyarak operasyonel kabiliyetini artıracaktır.

Tampon bölgenin sürdürülebilirliği, sadece askeri güçle değil, sosyal bir doku inşasıyla mümkündür.

Suriye ve Irak’ın kuzeyindeki yerli Türkmen nüfus ile bölgedeki Türkiye yanlısı Arap aşiretlerinin entegrasyonu, bölgenin istikrarı için kilit rol oynar.

Türkiye’deki sığınmacıların, güvenliği sağlanan bu bölgelere planlı bir şekilde yerleştirilmesi, hem Türkiye’nin üzerindeki demografik yükü hafifletecek hem de bölgede PKK’nın boşalttığı alanlarda organik bir sivil direnç hattı oluşturacaktır.

Doğu Türkistan Türkleri de (Uygur Türklerinin) bu bölgeye yerleştirilerek, Çin zulmünden kurtulup bu bölgede hem kendileri için güvenli bir yurt bulacak hem de yüksek milli bilinçleri sayesinde Türkiye’nin sınır güvenliğinde sarsılmaz birer “uç beyi” görevi göreceklerdir.

Bu yerleşim, bölgeyi bir “Küçük Türkistan” haline getirerek, Orta Asya’dan Mezopotamya’ya uzanan Türk dünyası bağını sembolik ve fiziksel olarak güçlendirecektir.

Bu yapı kurulduğunda, Türkiye sadece sınırlarını korumuş olmayacak, aynı zamanda bölgedeki tarihi ve kültürel mirasına sahip çıkarak jeopolitik bir satranç hamlesini başarıyla tamamlayacaktır.

1-)Türkmeneli Tampon Bölgesi projesinin güvenlik ayağını tamamlayacak en kritik unsur, bölgenin sadece bir yerleşim alanı değil, aynı zamanda yüksek güvenlikli bir “Rehabilitasyon ve Caydırıcılık Merkezi” haline getirilmesidir.

El Salvador lideri Bukele’nin “suçun eğitimle değil, tavizsiz bir devlet otoritesiyle durdurulabileceği” yaklaşımı, bu bölgedeki asayiş stratejisi için bir model teşkil edebilir.

Türkiye’deki kronik suç odaklarının ve terör iltisaklı unsurların bu bölgede kurulacak özel statülü alanlarda ıslah edilmesi, iç güvenlikte radikal bir rahatlama sağlayacaktır.

Bukele’nin vurguladığı gibi, toplumsal huzuru tehdit eden ağır suçlular için eğitim veya fırsat eşitliği gibi yumuşak yöntemler yerine, devletin sert gücünün hissedildiği yüksek güvenlikli yapılar inşa edilmelidir.

Şehir merkezlerindeki suç şebekeleri ve çete yapılanmaları, ana karadan izole edilmiş bu tampon bölgedeki özel tesislerde toplanarak toplumdan tecrit edilmelidir.

Islah süreci, bu unsurların tampon bölgenin altyapı çalışmalarında (yol, karakol, savunma hattı inşası, madem vb.) zorunlu olarak çalıştırılmasını içerebilir. Bu durum hem suçlunun topluma olan “borcunu” ödemesini sağlar hem de bölgenin inşasını hızlandırır.

Suçluların, Türkiye’nin konforlu cezaevi şartlarından ziyade, disiplinin ve devlet otoritesinin en üst düzeyde olduğu bu “ileri karakol” bölgesine gönderileceklerini bilmeleri, ülke içindeki suç oranlarını dramatik şekilde düşürecektir.

El Salvador’un “cinayet başkenti”nden en güvenli ülkelerden birine dönüşme başarısı, suçluya karşı gösterilen sıfır tolerans politikasının bir sonucudur. Türkmeneli bölgesinde uygulanacak benzer bir disiplin, bölgeyi sadece PKK’lılardan arındırılmış bir yer yapmayacak; aynı zamanda Türkiye’nin toplumsal huzurunu bozan unsurların “devlet eliyle hizaya getirildiği” bir adalet merkezine dönüştürecektir.”

 

**

Cumartesi Öyküsü

Koç Mine Evrenle Vedalaşıyor

Sabah kahvemi alıp pencereyi açtım.
Dışarıda kuşlar cıvıldıyor, şehir uyanıyor.
Benim için de bir uyanış zamanıydı.
Artık koçluk kariyerimin zirvesi geride kalmış, çakralarım hâlâ düzensiz ama artık umursamıyorum.

Odaya baktım:
Beş sertifika duvarda gururla asılı, kristaller masada parıldıyor, tütsü külleri hâlâ hafifçe havada dans ediyor.
Defterler, uygulama bildirimleri, Zoom kayıtları…
Hepsi bir zamanlar benim dünyamı ele geçirmişti.

Ama bugün bir karar verdim:

“Mine, artık evrenle bu kadar uğraşmayacaksın.
Belki o da senden sıkılmıştır.”

İlk iş olarak, sertifikaları topladım.
Hepsini bir kutuya koydum, üstüne küçük bir not iliştirdim:
“Teşekkürler, öğrettikleriniz için ama artık yollar ayrıldı.”

Kristalleri de özenle yerleştirdim, çakralar için çizdiğim renkli diyagramları kaldırdım.
Tütsü de son kez yandı, dumanı pencereden dışarıya karıştı.
Sanki şehir bile biliyordu: bir dönem kapanıyor, yeni bir sayfa açılıyordu.

Dışarı çıktım.
Kahvemi alıp bankta oturdum, güneş gözlerime vuruyor.
Telefon sessizde, sosyal medya sessizde, evren sessizde.
Sadece ben vardım ve şehir, kuşlar, hafif bir esinti…
Ve o an anladım:

“Asıl koçluk, insanın kendine yaptığıdır.
Başkalarını yönetmek değil, kendi kalbini, kendi gülüşünü yönetmek.”

Bir gülümseme yayıldı yüzüme.
İçimdeki Kukumav kuş artık huzurlu, biraz tembel ama mutlu.
Ve sessizce düşündüm:

“Bazen enerji takip etmez, frekans boşta kalır. Ama işte hayat, boş frekansta bile güzel.”

Defterimi açtım ve son cümlemi yazdım:
🪶 “Bugün evrenle vedalaşıyorum. Belki yarın yeniden selamlaşırız. Ama şimdilik, ben kendimle barıştım.”

Ve o gün, Cumartesi, Mine’nin hem mizahi hem de huzurlu yeni hayatının başlangıcı oldu.

 

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP
escort ankara - Türk Porno - Ankara Escort Ankara escort, eskort, escort bayan Ankara Escort Bayan arkadaş bulmak istediğiniz ve ihtiyacınız olduğu her zaman Ankara Escort Sitesi.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.