Turan coğrafyasının Avrupa’daki uç beyi Macaristan ile Turan coğrafyasının merkezinde yer alan Türkiye’nin gündemleri bugün birbirinden hayli farklı.
Macaristan’ın başında, Katolik inancına sıkı sıkıya bağlı olduğu bilinen Viktor Orban bulunuyor. Ancak buna rağmen ülkede gerek Turan Vakfı’nın faaliyetleri, gerekse milliyetçi partilerin etkinliği, Macaristan’ın gündeminde Türk dünyasının ciddi bir yer tutmasına yol açıyor.
Macaristan, Avrupa Birliği içinde Türkiye aleyhine alınmak istenen hiçbir karara imza atmıyor, buna açıkça set çekiyor. Dahası, Türk dünyasında yaşanan sıkıntıları ve sorunları da imkânları ölçüsünde Avrupa Birliği’nin gündemine taşımaya çalışıyor.
Bugünlerde bunun en somut örneğini Doğu Türkistan meselesinde görüyoruz.
Macaristan, Çin’in Doğu Türkistan’da Uygur Türkleri üzerinde yürüttüğü soykırımın çözümü için Avrupa Birliği’nin Çin ile doğrudan görüşme yapmasını teklif etti. Bu, meselenin Avrupa Birliği gündemine taşınması açısından son derece akılcı ve stratejik bir hamledir.
Çin’in Uygur Türklerine uyguladığı baskı ve zulmü Avrupa Birliği gibi ağır hareket eden bir yapının gündemine sokmak, “sözden öte” bir adımdır. Çünkü uluslararası siyasette bazen bir teklif, bir oylama, bir resmi gündem maddesi; onlarca nutuktan daha etkilidir.
Ne var ki Türkiye’deki bazı milliyetçi dostlarımız, Macaristan’ın bu girişimini yeterli bulmayarak Viktor Orban’ı ve Macaristan’ı eleştiriyor, daha sert ve daha ileri adımlar bekliyorlar.
Oysa tabloya biraz daha soğukkanlı bakmak gerekiyor.
Macaristan, Avrupa Birliği üyesi bir ülke olarak, Uygur Türklerine yönelik soykırımı durdurmak amacıyla konuyu AB’ye resmi teklif olarak taşımıştır. Peki aynı süreçte Türkiye ne yapmaktadır?
Türkiye, uluslararası platformlarda Uygur Türklerinin maruz kaldığı soykırımı gündeme taşımak yerine, neredeyse tüm diplomatik enerjisini Filistin meselesine ayırmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin bakanları, her fırsatta Filistin’i anlatmakta, uluslararası destek aramaktadır. Bakanların konuşmalarını dinleyen biri, kendilerini Filistin Devleti’nin bakanları sanabilir.
Elbette Filistin meselesi önemlidir. Ancak Doğu Türkistan meselesi de en az onun kadar hayati, en az onun kadar insani, en az onun kadar Türk milletinin vicdanını ilgilendiren bir konudur.
İşte böyle bir ortamda, Macaristan’ın “tekliften ibaret bile olsa” konuyu Avrupa Birliği gündemine taşıması küçümsenecek değil, takdir edilmesi gereken bir adımdır. Sırf daha fazlasını yapmadı diye Macaristan’ı eleştirmek yerine, Uygur Türklerine sahip çıktıkları ve meseleyi uluslararası platforma taşıdıkları için Hun Türkü Macar kardeşlerimize teşekkür etmek gerekir.
Asıl sormamız gereken soru şudur:
Macaristan bunu yapabiliyorken, Türkiye neden Birleşmiş Milletler’de benzer bir teklifi gündeme getirmiyor?
Keşke Macaristan gibi Türkiye de Birleşmiş Milletler’e resmi bir önerge sunsa, Doğu Türkistan’daki soykırımı dünya kamuoyunun önüne net bir şekilde koyabilse…
Türk dünyasının merkez ülkesi olmanın sorumluluğu, sadece tarih kitaplarında övünmekle değil; mazlum Türk’ün yanında durmakla yerine getirilir.
GÜNDEM
46 dakika önceADANA
6 saat önceADANA
6 saat önceADANA
6 saat önceGÜNDEM
6 saat önceADANA
6 saat önceADANA
6 saat önce