Sosyal medyada son günlerde ilginç bir liste dolaşıyor. Listeye göre, Milliyetçi Hareket Partisi’nden ayrılanların kurduğu siyasal partiler tek tek sıralanmış. İlk bakışta oldukça uzun bir liste… Ancak biraz yakından bakınca ortaya çıkan tablo şu: Liste baştan sona yanlış bilgilerle dolu.
Daha açık söyleyelim: Liste kuyruklu bir yalandan ibaret.
MHP ile doğrudan ilgisi olmayan bazı siyasal partiler, sanki MHP’den ayrılanların kurduğu partilermiş gibi gösterilmeye çalışılıyor. Amaç da pek gizli değil. MHP’nin ve Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin izlediği politikalara milliyetçi tabanın büyük tepki gösterdiği, bu nedenle partiden kitlesel kopuşlar yaşandığı algısını oluşturmak.
Oysa gerçekler bu algı operasyonunun oldukça uzağında.
Sosyal medyada dolaşıma sokulan listede şu partiler yer alıyor: Büyük Birlik Partisi (BBP), Milliyetçi Türkiye Partisi (MTP), Milli Yol Partisi (MYP), İyi Parti, Zafer Partisi, Anahtar Parti, ATA Parti ve Kutlu Parti.
Ancak bu partilerin tamamını “MHP’den ayrılanların kurduğu partiler” olarak göstermek doğru değildir. Gerçek tablo çok daha farklıdır.
Öncelikle şunu net biçimde belirtmek gerekir: Bu listede gerçekten MHP’den ayrılan kadroların kurduğu iki parti vardır. Bunlardan biri Büyük Birlik Partisi, diğeri ise İyi Parti’dir.
BBP, MHP içinden gelen kadrolar tarafından kurulmuştur. Aynı şekilde İyi Parti de MHP’den kopan bir siyasi hareket olarak ortaya çıkmıştır. Bu iki örnek dışında kalan partilerin önemli bir bölümü ise doğrudan MHP’den kopmuş yapılar değildir.
Örneğin Milliyetçi Türkiye Partisi (MTP), 2010 yılında “Millî Cephe Hareketi” adı altında faaliyet göstermeye başlamış, 2011 yılında ise resmen kurulmuştur. Partinin kurucusu olan Ahmet Yılmaz, Grup Ötüken müzik topluluğunun kurucusu ve solistidir. Türk milliyetçisi bir isimdir ancak MHP ile kurumsal bir bağı bulunmamaktadır. Nitekim son cumhurbaşkanlığı seçiminde de Kemal Kılıçdaroğlu’nu desteklemiştir.
Milli Yol Partisi ise bambaşka bir siyasi öyküye sahiptir. Parti, BBP’den ayrılan Remzi Çayır öncülüğünde kurulmuştur. Çayır ve arkadaşlarının ayrılık gerekçesi, BBP’nin seçimlerde Cumhur İttifakı’nı desteklemesiydi. Çayır, 12 Eylül döneminde Ülkü Ocakları üyesi oalrak hapis yatmış, cezaevinden çıktıktan sonra yaptığı açıklamalarda milliyetçilikten islamı anladığı ifade etmiş; Türk milliyetçisinden çok siyasal islamcı oalrak görülebilecek bir siyasetçiydi .Bu nedenle Milli Yol Partisi’ni MHP’den kopmuş bir hareket gibi göstermek doğru değildir.
Listede yer alan Zafer Partisi ve Anahtar Parti ise doğrudan İyi Parti içinden çıkan siyasi oluşumlardır. Zafer Partisi, Ümit Özdağ tarafından kurulmuş ve daha çok Türk milliyetçiliği vurgusuyla siyaset yapmaktadır. Anahtar Parti ise Yavuz Ağıralioğlu öncülüğünde kurulmuştur. Ağıralioğlu’nun siyasi geçmişi, BBP’nin gençlik yapılanması olan Alperen Ocakları’ndan başlayıp İyi Parti yöneticiliğine kadar uzanmaktadır. Ağıralioğlu, yaşamında hiç MHP’li olmamış, üstelik, müslüman olmayan Türkleri türk kabul etmediğini ifade edecek kadar islamcı anlayışta bir siyasetçidir.
Bir diğer örnek ise ATA Parti’dir. Bu parti, uzun yıllar farklı merkez sağ partilerde siyaset yapmış olan Namık Kemal Zeybek tarafından kurulmuştur. Zeybek’in siyasi hayatı MHP ile sınırlı değildir; ANAP, DYP, BBP ve Demokrat Parti gibi farklı partilerde görev almış bir isimdir. Dolayısıyla ATA Parti’yi de “MHP’den ayrılanların kurduğu parti” şeklinde tanımlamak sağlıklı değildir.
Son olarak Kutlu Parti örneği var. Partinin kurucusu Yusuf Halaçoğlu, geçmişte MHP’de siyaset yapmış olsa da partisini kurduğu dönemde İyi Parti’den ayrılmış durumdaydı. Yani Kutlu Parti de doğrudan MHP’den kopan bir hareket değildir.
Kısacası sosyal medyada dolaşıma sokulan bu liste gerçeği yansıtmıyor. MHP’den ayrılanların kurduğu partiler olarak gösterilen yapıların önemli bir bölümü ya başka partilerden kopmuş hareketlerdir ya da MHP ile doğrudan bağlantısı olmayan oluşumlardır.
Türk milliyetçilerinin oylarını almak isteyen siyasi hareketlerin elbette rekabet etmesi doğaldır. Ancak siyaset rekabeti, gerçek dışı listeler ve algı operasyonları üzerinden yürütülmemelidir.
Çünkü siyasette de eninde sonunda gerçekler kazanır. Yalanlar ise bir süre dolaşır, sonra unutulup gider.
**
Zor Koşullarda Emekli Maaşı Ödeniyormuş
Son zamanlarda siyasal iktidarın mensuplarından sık sık aynı cümleyi duyuyoruz:
“Emekli maaşlarını ve bayram ikramiyelerini zor koşullarda ödüyoruz.”
Gerçekten zor koşullar…
O kadar zor ki, emeklilerin bayram ikramiyesine zam yapmayı bile göze alamadılar. Geçen yıl ne verdilerse, bu yıl da onu verdiler.
İğneden ipliğe her şeyin fiyatı artarken, elektrikten kiraya, ekmekten ulaşıma kadar her kalem zam görürken; emeklinin bayram ikramiyesi geçen yılın rakamında “donduruldu”.
Demek ki memleketin mali durumu gerçekten çok zor.
Hükümetin açıklamalarına bakılırsa, emekliye bir nebze olsun nefes aldıracak bir düzenleme yapmak bile ekonomik şartlar nedeniyle mümkün olmamış.
Peki o halde gelin, zor koşulları biraz olsun kolaylaştıralım.
Mesela ilk öneri:
Milletvekili sayısını yarından tezi yok 200’e düşüren bir yasa çıkarın.
İkinci öneri:
Milletvekili maaşlarını öğretmen maaşı seviyesine indirin. Bu ülkenin geleceğini yetiştiren öğretmenler hangi şartlarda çalışıyorsa, milletvekilleri de aynı şartları bir görsün.
Üçüncü öneri:
Milletvekili emekliliğini kaldırın. Bir dönem Meclis’te bulunup ömür boyu ayrıcalıklı emeklilik sistemi artık tarihe karışsın.
Dördüncü öneri:
Bakan yardımcılıklarını kaldırın. Zaten devlet geleneğinde var olan müsteşarlık makamları bu görevleri gayet iyi yürütür.
Beşinci öneri:
Makam araçlarının sayısını azaltın. Hatta mümkünse satın. Bir ülkenin itibarı, konvoydaki araç sayısıyla ölçülmez.
Altıncı öneri:
Meclis lokantasını kapatın. Millet dışarıda hangi fiyatlarla yemek yiyorsa, vekiller de aynı fiyatlarla yesin.
Yedinci öneri:
Siyasi partilere yapılan hazine yardımlarını kesin.
Bu liste elbette uzatılabilir.
Ama benim aklıma ilk gelen öneriler bunlar.
Eğer gerçekten ekonomik koşullar bu kadar zorsa, tasarruf da en tepeden başlamalıdır.
Yukarıdaki öneriler hayata geçirilirse, emin olun devlet bütçesi bir nebze rahatlar.
Belki de o zaman emeklinin bayram ikramiyesine şöyle kocamaaaaaan bir bin liralık artış yapabilirsiniz.
Kim bilir…
Belki böylece emekli maaşlarını “zor koşullarda ödeme” yükünden de biraz olsun kurtulursunuz.
Ne dersiniz Sayın Şimşek?
ADANA
Az önceADANA
42 dakika önceADANA
1 saat önceADANA
24 saat önceADANA
1 gün önceGÜNDEM
1 gün önceADANA
2 gün önceVeri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.