Son günlerde etkili olan sağanak yağışlar, Adana ve çevresinde bir kez daha acı bir gerçeği ortaya çıkardı. On binlerce dönüm tarım arazisi sular altında kaldı, birçok yerleşim yeri zarar gördü. Üretici mağdur, vatandaş tedirgin, şehir ise her yağışta aynı kaderi yaşamaktan yorulmuş durumda.
Felaketin ardından siyasiler doğal olarak sahaya indi. Açıklamalar yapıldı, zararların karşılanacağı ifade edildi, sorumluların tespiti konuşuldu. Kimileri de Devlet Su İşleri yetkililerine teşekkür ederek Seyhan Barajı kapaklarının açılmasıyla daha büyük bir tehlikenin önlendiğini dile getirdi.
Ancak ortada sorulması gereken çok daha önemli bir soru var:
2021 yılında Adana için açıklanan ve 2023’te tamamlanacağı söylenen üç yeraltı barajı nerede?
Aradan geçen beş yıla rağmen bu projelerin hangi aşamada olduğu kamuoyuna net biçimde anlatılmış değil. Oysa bu yatırımlar, sadece bir altyapı projesi değil; Adana’nın geleceğini doğrudan ilgilendiren hayati bir adımdı.
Bugün gelinen noktada, başta Tarım ve Orman Bakanlığı olmak üzere ilgili kurumların bu projelerin akıbetini şeffaf biçimde açıklaması gerekiyor. Sayın İbrahim Yumaklı’ya sorulması gereken soru çok açık:
Adana için planlanan yeraltı barajları neden tamamlanmadı?
Projeler iptal mi edildi, ertelendi mi?
Eğer devam ediyorsa, ne zaman hayata geçirilecek?
Bu soruları sormak ise öncelikle iktidar partisi ve Cumhur İttifakı milletvekillerinin sorumluluğudur. Adalet ve Kalkınma Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi Adana milletvekilleri, şehrin yıllardır beklediği bu yatırımın takipçisi olmak zorundadır.
Ama görev sadece iktidar kanadına ait değildir.
Muhalefet milletvekillerinin de konuyu sürekli gündemde tutması gerekir. Ayhan Barut, Müzeyyen Şevkin, Orhan Sümer, Burhanettin Bulut, Sadullah Kısacık ve Ayyüce Türkeş Taş başta olmak üzere tüm temsilciler, konuyu yalnızca basın açıklamalarında değil, Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünde ısrarla dile getirmelidir.
Çünkü yeraltı barajları; sel riskini azaltacak, tarım arazilerini koruyacak, kuraklık dönemlerinde üretimin devamını sağlayacak, yeraltı su seviyesini dengeleyecek, içme suyu güvenliği açısından stratejik katkı sunacaktır.
Yani bu sorun, bir yatırım kalemi değil; Adana’nın su yönetimi, tarımı ve iklim geleceği sorunudur.
Bugün yaşanan su baskınları, yapılmayan her altyapı yatırımının nasıl geri döndüğünü göstermektedir. Planlanan projeler zamanında hayata geçirilmiş olsaydı, belki de bu kadar geniş çaplı zarar yaşanmayacaktı.
Adanalılar artık şunu görmek istiyor:
Söz verilen projelerin takip edildiğini, unutturulmadığını ve Ankara’nın gündeminde tutulduğunu…
Bu nedenle çağrımız nettir:
Sayın milletvekilleri, Adana için açıklanan yeraltı barajlarını gündeme alın, süreci sorgulayın, sonuç alıncaya kadar konunun peşini bırakmayın.
Bu şehir, seçim dönemlerinde verilen sözlerin değil, tamamlanan yatırımların hatırlanmasını istiyor.
Adana bekliyor.
**
CUMARTESİ ÖYKÜSÜ
BAHAR’A YÖNELME KARARI
Tekin o akşam kararını vermişti.
Karar dediği şey aslında bir anda alınmış bir hüküm değildi; daha çok kendini akışa bırakmak gibiydi. Son haftalarda en çok yanında olan, en çok omuz veren kişi Bahar’dı. İşlerin sıkıştığı, telefonların susmadığı, alacaklıların kapıya dayandığı günlerde Bahar hep oradaydı.
Bir akşamüstü, dükkânın kepengini erken kapattı.
Telefonuna kısa bir mesaj yazdı:
“Konuşmamız lazım. Gelir misin?”
Bahar fazla bekletmedi.
Buluşmaları her zamanki gibi gürültülü değildi. Bu kez daha sakindi. Bahar’ın yüzünde alışıldık o kendinden emin ifade vardı ama gözlerinde farklı bir dikkat okunuyordu. Tekin’i süzüyor, gerçekten ne söyleyeceğini anlamaya çalışıyordu.
Tekin ilk kez dolandırmadan konuştu.
“Ben artık böyle savrulmak istemiyorum,” dedi.
“Yanımda güçlü duran biriyle yürümek istiyorum. Son zamanlarda… o kişi sensin.”
Bahar bir süre cevap vermedi.
Sadece gülümsedi. Bu, zafer kazanmış birinin gülümsemesi değildi; daha çok beklediği bir cümlenin sonunda gelmiş huzur gibiydi.
“O zaman yarım yarım yaşamayacağız,” dedi Bahar.
“Ya gerçekten birlikteyiz… ya değiliz.”
Tekin başını salladı.
O günden sonra hayatlarının ritmi değişti.
Tekin sabahları daha erken kalkmaya başladı. Bahar, yılların verdiği pratiklikle işlerin başına geçti; hesapları toparladı, kimle konuşulacağını, nerede frene basılacağını tek tek planladı. Tekin onun bu kararlı hâline önce şaşırdı, sonra alıştı. Hatta içten içe rahatladı.
Birlikte geçirdikleri zaman artık kaçamak buluşmalar değil, aynı hayatın parçalarıydı.
Bahar’ın evi, Tekin için bir sığınak gibi oldu. Akşam yemekleri, uzun sohbetler, geleceğe dair yapılan gerçek planlar…
Tekin ilk kez, “yeniden başlayabilirim” duygusunu ciddiye alıyordu.
Ama hayat her zaman düz bir çizgi çizmezdi.
Bahar’la kurduğu bu yoğun ve düzenli yakınlık, Tekin’in içindeki başka bir sesi tamamen susturmuyordu. Bazen bir sokaktan geçerken, bazen bir şarkı duyduğunda, bazen telefon rehberinde bir isme gözü takıldığında o ses yeniden kıpırdanıyordu.
Ceylan’ın sessizliği, yokluğu kadar belirgindi.
Tekin şimdi yeni bir yolun içindeydi.
Bahar’la kurduğu bağ gerçekti, güçlüydü, ayakları yere basıyordu.
Ama insanın geçmişten getirdiği duygular, bazen kapıyı çalmadan geri gelirdi.
Tekin henüz bununla yüzleşmemişti.
Şimdilik kendini Bahar’la kurduğu hayatın akışına bırakmıştı.
ADANA
2 gün önceADANA
2 gün önceADANA
2 gün önceADANA
2 gün önceADANA
3 gün önceADANA
3 gün önceADANA
3 gün önceVeri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.