Mimarlar Odası’nın hayati uyarısı: Çukobirlik yıkılırsa Adana’dan bir sayfa kopar.
Adana’da bazı binalar vardır; beton değildir sadece…
Hatıradır, hafızadır, şehrin belleğidir.
Mimarlar Odası Adana Şubesi’nin dün yaptığı uyarı tam da bu yüzden önemlidir.
Çukobirlik’in yıllardır atıl durumda bekleyen o meşhur gökdeleni için söylenen söz, sıradan bir “yıkmayın” çağrısı değildir. Bu, “Adana’nın hafızasını yok etmeyin” çağrısıdır.
Mimarlar Odası Başkanı Canan Aksu’nun imzasını taşıyan açıklama, açık ve nettir:
Çukobirlik binası yıkılmamalıdır.
Çünkü bu yapı, modern mimarlık mirasıdır.
Üstelik bu sadece yerel bir kanaat değil. Çukobirlik Genel Müdürlük Binası ve misafirhanesi, 2019 yılında DoCoMoMo Türkiye tarafından Türkiye Modern Mimarlık Mirası Envanteri’ne alınmıştır. Yani bilimsel, akademik ve uluslararası ölçekte tescillenmiş bir değerden söz ediyoruz.
Başka bir ifadeyle:
Bu bina artık “eski” değil, korunması gereken bir mirastır.
1974–1976 yıllarında projelendirilen, 1976–1978 yılları arasında inşa edilen yapı; SEY A.Ş. Mimarlık ekibinden Betül Sipahioğlu tarafından tasarlanmış, proje yürütücülüğünü Dr. Yalçın Tezcan üstlenmiştir. Türkiye’de çok katlı betonarme modern mimarlığın nitelikli örneklerinden biri olarak kabul edilmektedir.
Bir zamanlar 21 katıyla Adana’nın en yüksek binasıydı Çukobirlik.
16 büro katı, tarımın, pamuğun, tekstilin ve kooperatifçiliğin simgesiydi.
Adana’nın üretim hafızasının gökyüzüne uzanan halini temsil ediyordu.
Bugün ise ne yazık ki “rant” kelimesinin gölgesinde, sessiz sedasız yıkılmak isteniyor.
Oysa Mimarlar Odası çözüm de sunuyor:
Yıkım değil, koruma ve yeniden işlevlendirme.
Kültür-sanat merkezi olabilir.
Fuar ve kongre alanı olabilir.
Halkın nefes alacağı, belleğiyle buluşacağı kamusal bir mekâna dönüşebilir.
Ama yıkılırsa…
Geriye ne kalır?
Kent siluetinden bir referans noktası daha silinir.
Adana’nın sosyo-ekonomik tarihinden bir sayfa daha koparılır.
Ve her yıkımda olduğu gibi, “bir şeyler kayboldu ama neydi?” sorusu kalır geriye.
Başkan Canan Aksu’nun altını çizdiği gerçek şudur:
Kentler yıkarak değil, anımsayarak büyür.
Yetkililere, kamu kurumlarına ve karar vericilere düşen görev nettir:
Rant odaklı değil; koruma, dönüştürme ve yaşatma odaklı bir kentleşme anlayışı.
Çukobirlik binası yıkılmamalıdır.
Çünkü Adana, hafızasını her yıktığında biraz daha küçülüyor.
Büyük şehir olmak, büyük binalar dikmekle değil;
büyük değerleri korumakla mümkündür.
**
ALIŞVERİŞ YÖN DEĞİŞTİRMİŞ
Bir zamanlar Edirne pazarlarında Türk’ten çok Bulgarca, Yunanca duyulurdu.
Yunanistan’dan, Bulgaristan’dan otobüsler dolusu insan gelir; gıdasını, giyimini, bohçasını, bavulunu Türkiye’den doldurur, memleketine dönerdi. Edirne esnafı bilirdi: Hafta sonu sınır kapıları kalabalıksa çarşı bereketlidir. İstanbul bile bu alışveriş rüzgârından payını alırdı.
O günler geride kalmış görünüyor.
Şimdi tablo tersine dönmüş durumda. Bunu sokaktaki vatandaşın gözlemiyle değil, CHP Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin’in verdiği rakamlarla öğreniyoruz. Şevkin’in açıklamaları, alışveriş trafiğinin yön değiştirdiğini net biçimde ortaya koyuyor.
Rakamlar çarpıcı:
Yaklaşık 11 milyon kişi, yurt dışında 9,6 milyar dolarlık harcama yapmış. Günübirlik ya da bir-iki günlük seyahatlerle başta Bulgaristan ve Yunanistan olmak üzere komşu ülkelere giden yurttaşlar, etini, yağını, gıdasını, giysisini ve içeceğini Türkiye’ye kıyasla çok daha ucuza karşılıyor.
Doksanlı yıllarda ve 2000’lerin başında Bulgarlar ve Yunanlılar Edirne’den alışveriş yaparken, bugün Türk yurttaşlar aynı ürünleri almak için sınırı geçiyor. Yani sorun sadece bir alışveriş tercihi değil; ekonomik gidişatın sessiz ama sert bir göstergesi.
Bu durum siyasal iktidar için açık bir uyarıdır.
Üstelik uyarının CHP’li bir milletvekilinden gelmesi, meseleyi önemsizleştirme gerekçesi olmamalıdır. Aksine, bu tablo ciddiyetle ele alınmalı, “abartı”, “algı”, “muhalefet dili” diyerek geçiştirilmemelidir.
Çünkü bu yalnızca esnafın değil, ülke ekonomisinin aynasıdır. Yurttaş kendi ülkesinde temel ihtiyaçlarını karşılayamıyorsa, komşu ülkenin marketi cazip hale gelmişse, burada durup düşünmek gerekir.
Hükümetin görevi bellidir:
Hem Türk yurttaşın kendi ülkesinde alışveriş yapabilmesini sağlamak,
hem de Bulgar ve Yunan vatandaşlarının yeniden Edirne pazarlarına dönmesini mümkün kılacak ekonomik koşulları oluşturmaktır.
Aksi halde sınırlar sadece pasaportla değil, fiyat etiketiyle aşılmaya devam eder.
Ve bu tablo, kim ne derse desin, iyiye işaret değildir.
ADANA
Az önceGÜNDEM
14 dakika önceADANA
17 dakika önceADANA
25 dakika önceGÜNDEM
2 saat önceADANA
2 gün önceADANA
3 gün önceVeri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.