Sarıçam’da bir cadde var… Adı Tülekli Caddesi. Bir zamanlar “ulaşım kolaylığı” diye açıldı, bugün ise bambaşka bir kimliğe bürünmüş durumda. Kimine göre özgürlük alanı, kimine göre huzursuzluğun adresi. Ama gerçek şu ki; Tülekli artık bir “cadde” olmaktan çok, geceleri yaşayan bir “caddebar”.
Bu öykünün başlangıcı, Hüseyin Sözlü dönemine kadar uzanıyor. O yıllarda Sarıçam gelişsin, şehir nefes alsın diye açılan yollar, zamanla bambaşka alışkanlıkların mekânına dönüştü. “Otobar” dedikleri yeni bir kültür türedi. Aracını park eden, bagajını açan, müziğini sonuna kadar kökleyen, içkisini yudumlayan… Kendi eğlencesini başkasının huzurunun önüne koyan bir anlayış.
Bir ara umutlanmıştık. Toroslar Elektrik Dağıtım A.Ş. caddede aydınlatma yaptı. Işık arttı, görünürlük arttı. Üstüne bir de polis ekiplerinin zaman zaman yaptığı denetimler eklenince, o “yüksek sesli geceler” geri çekildi. Polis aracının ışıklarını uzaktan görenler bile toparlanıp gidiyordu. Demek ki istenince oluyormuş.
Ama bayram öncesi tablo değişmeye başladı. Sayıları az da olsa artan otobarlar, bu kez daha “sessiz” bir yönteme geçmiş görünüyor. Müzik yok, gürültü yok… Ama sorun da bitmiş değil. Araç içinde içki içip, sonra şişeleri caddeye bırakıp gidenler… Sessizce gelip, sessizce kirletip, sessizce kaybolan bir alışkanlık.
Oysa sorun sadece gürültü değil. Araç içinde alkol alan birinin trafiğe çıkma ihtimali, sadece kendisi için değil, o yoldan geçen herkes için bir risk. Bir atasözü boşuna söylenmemiş: “İçki şişede durduğu gibi durmaz.” Direksiyon başına geçen birinin iradesi de çoğu zaman yerinde durmaz.
Bugün Tülekli Caddesi’nde yaşanan tam olarak bu: görünürde sakin ama içinde ciddi riskler barındıran bir düzensizlik.
Buradan açık bir çağrı yapmak gerekiyor. Adana İl Emniyet Müdürlüğü ve Sarıçam’daki emniyet birimleri bu caddeyi ve belediye otobüslerinin Beyceli’deki son durağının yanındaki caddeyi daha sık denetlemeli. Sadece araç kontrolü değil, bu alışkanlığı tamamen ortadan kaldıracak bir caydırıcılık şart. Gece bekçilerinin varlığı da özellikle Beyceli Mahallesi ve çevresinde daha fazla hissedilmeli.
Çünkü sorun bir cadde sorunu değil. Sorun, bir şehrin yaşam kalitesi meselesi.
Tülekli Caddesi ya yeniden bir “cadde” olacak…
Ya da adı konulmamış bir “barlar sokağı” olarak kalacak.
Karar, yetkililerin olduğu kadar, bu şehri gerçekten sahiplenenlerin de.
**
ABD’NİN BOMBALADIĞI ÜLKELER
Dünya garip bir yer.
Belleği var ama kullanmıyor. Görüyor ama seçerek bakıyor. Duyuyor ama işine gelmeyeni sağır taklidi yapıyor.
Son günlerde sosyal medyada dolaşan bir liste, bu seçici hafızayı bir kez daha yüzümüze çarptı. Çin’in Moskova Büyükelçiliği tarafından paylaşılan o liste, Amerika Birleşik Devletleri’nin İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana bombaladığı ülkeleri tek tek sıralıyor.
Liste uzun. Fazlasıyla uzun.
Başında Japonya var.
1945’te iki atom bombasıyla açılan o karanlık sayfa…
Ardından Kore Savaşı…
Endonezya (1958), Vietnam (1961- 1973), Laos (1964- 1973), Kamboçya (1969-1970)…
Soğuk Savaş boyunca Latin Amerika’dan Orta Doğu’ya uzanan bir coğrafya:
Küba (1959- 1961), Nikaragua (1980), Panama (1989)…
1980’lerde Grenada (1983), Lübnan (1983, 1984), Libya (1986, 2011, 2015), El Salvador (1980), İran (1987, 2025)
1990’lar ve sonrası:
Irak (1991 Körfez Savaşı, 1991-2003 ABD ve İngiliz saldırıları, 2003-2015)), Afganistan (1998, 2001-2015), Sudan (1998), Bosna (1994, 1995), Yugoslavya 1999)…
Ve daha yakın dönem:
Suriye (2014-2015), Yemen (2002, 2009, 2011, 2024-2025), Pakistan (2007- 2015), Somali (1993, 2007-2008, 2011)…
Asıl sorun şu:
Bu liste doğru mu, eksik mi, tartışılır. Bazı olaylar doğrudan ABD bombardımanı, bazıları dolaylı müdahale, bazıları koalisyon operasyonu.
Ama tartışılmayan bir gerçek var:
Amerika Birleşik Devletleri, son 80 yılın en aktif askerî gücü.
Ve yine tartışılmayan başka bir gerçek:
Dünya, bu aktivizme karşı her zaman aynı tepkiyi vermedi.
Bugün bir ülke İran’ın İsrail’e yaptığı gibi füze attığında “küresel tehdit” ilan ediliyor.
Ama aynı refleks, aynı sertlik, aynı birliktelik ABD’nin saldırılarında görülmüyor.
“Uluslararası toplum” dediğimiz tüm bu küresel sistem sessiz bir seyirci olarak kaldı; kınama yok, azarlama yok, hoşnutsuzluk belirtisi yok.
Sadece korkak, utanmaz ve ikiyüzlü bir küresel vicdan.
Peki neden?
Çünkü uluslararası sistem, idealist kitaplarda yazıldığı gibi işlemiyor.
Güç dengesi dediğimiz şey, çoğu zaman hukukun önüne geçiyor.
Birleşmiş Milletler kararları bile, çoğu zaman büyük güçlerin siyasi iradesine çarpıp şekil değiştiriyor.
Yani sorun sadece “kim ne yaptı” değil, “kimin yaptığına nasıl tepki verildiği.”
Çin’in bu listeyi yayımlaması elbette masum bir tarih hatırlatması değil.
Bu, açık bir jeopolitik mesaj.
Bir anlamda şunu söylüyorlar:
“Dünyaya ahlak dersi verenler önce kendi geçmişine baksın.”
Bu mesajın hedefinde sadece Amerika Birleşik Devletleri yok.
Aynı zamanda Batı medyası, Batılı hükümetler ve küresel kamuoyu var.
Çin bu listeyi yayınlayarak daha geniş bir mesaj gönderdi:
“Dünya gerçek tehlikenin kim olduğunu hatırlamalı. Batı medyası ve hükümetleri ikiyüzlülükle hareket ediyor. ABD toplu katliamlar yaptığında sessiz kalıyorlar.”
Bu artık bir diplomatik mesaj değil; bu, yıllardır dayatılan tek taraflı düzenin maskesini yırtan açık bir meydan okumadır. Gerçekler ortada: güç kimdeyse hukuk da onun elinde, ama bu düzen sonsuza kadar böyle gitmeyecek.
ABD’yi teşhir etmek, batılıların ikiyüzlülüğünü ifşa etmek için, Çin Büyükelçiliğinin hazırladığı listenin her platformda paylaşılması ve dünyaya ABD’nin dünya çapında işlediği suçları sürekli anımsatmak için videoların üretilmesi gerekmektedir.
Dünya artık eski dünya değil.
Bilgi saklanamıyor. Arşivler kapanmıyor.
Bir ülkenin geçmişte yaptıkları, bugün önüne konuluyor.
Ve belki de ilk kez, küresel bellek bu kadar kalıcı.
Bu yüzden sorun sadece geçmişi anımsamak değil.
Aynı zamanda bugünü daha dürüst tartışabilmek.
Son söz:
Bombaların da bir belleği var.
Ve o bellek, eninde sonunda konuşur.
ADANA
Az önceADANA
Az önceADANA
Az önceADANA
Az önceADANA
Az önceADANA
Az önceADANA
Az önceVeri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.