Türkiye’de yaşayan, Türk vatandaşı olup da paylı mülkiyet sorunu yaşamayan neredeyse yoktur. Bu mesele öyle yaygın, öyle köklü bir sorun ki; neredeyse her aile bir yerinden bu düğüme takılmıştır.
Özellikle miras kalan taşınmazlarda yaşananlar, artık sıradan bir hukuki ihtilafın çok ötesine geçmiş durumda. Babanızdan, annenizden, dedenizden bir arazi kalıyor ama kullanamıyorsunuz. Satamıyorsunuz. Üzerine bir çivi bile çakamıyorsunuz.
Neden?
Çünkü sistem sizden “elbirliği” istiyor.
Yani mirasçıların tamamının onayı…
Bir kişi bile “hayır” dediğinde, her şey kilitleniyor.
İşte o noktadan sonra mesele hukuk olmaktan çıkıyor, aile dramına dönüşüyor. Kardeş kardeşe düşüyor, akrabalar birbirine giriyor. Ne yazık ki zaman zaman bu anlaşmazlıkların kanlı sonuçlara kadar vardığını da görüyoruz.
Bu sadece bir teori değil. Hepimizin çevresinde benzer hikâyeler var. Yıllarca mahkeme kapılarında sürünen davalar, bir türlü sonuçlanmayan paylaşım süreçleri… İnsanlar kendi malı üzerinde tasarruf edebilmek için adeta sabır sınavına tabi tutuluyor.
Yakın zamanda benzer bir durumu yaşayan bir tanıdığım var. Anne ve babasından kalan gayrimenkul, diğer mirasçıların itirazı nedeniyle ne paylaşılabiliyor ne de kullanılabiliyor. Çözüm mü? Yine mahkeme… Yine belirsiz bir bekleyiş…
Tam da bu noktada, Müzeyyen Şevkin konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne taşıdı. Paylı mülkiyete konu taşınmazlarda yaşanan tıkanıklıkların araştırılması ve çözüm yollarının belirlenmesi için Meclis Araştırması açılmasını talep etti.
Şevkin’in dikkat çektiği sorunlar son derece somut:
Paydaşlardan birine ulaşılamıyor diye ifraz yapılamıyor.
Muvafakat alınamıyor diye ruhsat verilmiyor.
Ortak karar çıkmıyor diye tarım yapılamıyor.
Yani mülkiyet var ama kullanımı yok.
Daha da vahimi; imar planı olan alanlarda bile parselasyon yapılamıyor, yapı ruhsatları sonuçlandırılamıyor. Belediyeler çaresiz, vatandaş mağdur, yargı ise yük altında eziliyor.
Bu tablo sadece bireysel bir mağduriyet meselesi değil.
Ekonomik bir sorun.
Tarımsal üretim yapılamayan araziler yüzünden gıda güvenliği zarar görüyor. Kullanılamayan arsalar yüzünden konut arzı düşüyor. Kırsal kalkınma sekteye uğruyor.
Yani paylı mülkiyet meselesi, aslında Türkiye’nin üretim, barınma ve kalkınma meselesidir.
Ve artık şunu açıkça söylemek gerekiyor:
Bu sorun, siyasi polemiklerin konusu olamayacak kadar ciddi.
Çünkü bu mağduriyeti sadece bir partiye oy verenler yaşamıyor. AK Partilisi de yaşıyor, MHP’lisi de, CHP’lisi de…
Bu yüzden iktidarın, muhalefetten gelen her öneriyi refleks olarak reddetme alışkanlığını bir kenara bırakıp bu meseleyi ciddiyetle ele alması gerekiyor.
Müzeyyen Şevkin’in önergesi bir fırsattır.
Bu fırsat değerlendirilirse, yıllardır kangrene dönüşen bir sorun çözülebilir.
Aksi halde…
Miras kalmaya devam edecek, ama o miras ne bereket getirecek ne huzur.
Sadece yeni kavgaların, yeni davaların ve yeni kırgınlıkların sebebi olmaya devam edecek.
ADANA
Az önceADANA
18 saat önceADANA
21 saat önceADANA
21 saat önceADANA
2 gün önceADANA
2 gün önceGÜNDEM
2 gün önce