Türkiye Futbol Federasyonu uzun süredir bir yönetim zaafı yaşıyor. Ancak son yaşananlar artık “zaaf” olarak geçiştirilemez. Ortada açık bir etik ihlal ve daha da önemlisi hukuki sorumluluk bulunmaktadır.
TFF, 5894 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kanunu uyarınca, özerk ve tarafsız bir kurumdur. Aynı kanun ve TFF Statüsü, federasyon yöneticilerine kulüpler arasında eşit mesafede durma, güvenilirlik ve adalet yükümlülüğü yükler. Bu yükümlülük bir temenni değil, bağlayıcı bir hukuki zorunluluktur.
Buna rağmen, TFF Yönetim Kurulu Üyesi ve 2. ile 3. Lig kulüplerinden sorumlu Murat Şahin’in, 11 Ocak Pazar günü karşı karşıya gelecek iki 2. Lig takımından yalnızca birini ziyaret ederek maç öncesi “başarılar” dilemesi; hukuken de, etik olarak da kabul edilemez bir davranıştır.
Bu ülkede TFF Yönetim Kurulu Üyesi olmak; kravat takıp kulüp kulüp gezmek, dilediğine moral vermek, dilediğini görmezden gelmek değildir.
Bu görev, tarafsız olma zorunluluğu taşır.
Murat Şahin birey olarak istediği takımı tutabilir.
Ama TFF Yönetim Kurulu Üyesi olarak, sorumlu olduğu ligde, iki takımın karşı karşıya geleceği bir maç öncesinde sadece bir tarafa gidip başarı dileyemez.
Bu davranış, futbolcuya bahis oynadı diye ceza vermekten çok daha ağır bir etik ihlalidir. Çünkü burada bir bireyin değil, bir maçın ve bir ligin adaleti tartışmaya açılmaktadır.
Bu noktada sorun artık “niyet” değildir.
Hukuk, niyetle değil algı ve etkiyle ilgilenir.
Uluslararası spor hukuku literatüründe açık bir ilke vardır:
“Adaletin sağlanması kadar, adaletin sağlandığına dair güvenin korunması da esastır.”
Bir federasyon yöneticisinin, sorumlu olduğu ligde oynanacak bir maç öncesinde yalnızca bir takımı ziyaret etmesi, diğer takım açısından haklı bir güvensizlik yaratır. Bu durum, maçın tarafsızlığını ve hakem kararlarının meşruiyetini tartışmalı hale getirir.
Burada açıkça sorulması gereken soru şudur:
Aynı maçın diğer takımı da ziyaret edilmiş midir?
Aynı dilekler onlara da iletilmiş midir?
Cevap hayırsa — ki şu ana kadar kamuoyuna yansıyan bir bilgi yoktur — ortada eşitlik ilkesinin ihlali vardır.
Bu davranış, TFF’nin futbolcu ve teknik direktörlere yönelik disiplin uygulamalarıyla kıyaslandığında çok daha ağır bir ihlaldir. Zira burada bahis oynayan bir birey değil; federasyonun tarafsızlığı sorgulanmaktadır.
TFF Disiplin Talimatları ve Etik Kurul düzenlemeleri; çıkar çatışması, taraflı davranış ve güven zedeleyici eylemleri açıkça yasaklamaktadır. Murat Şahin’in eylemi, “çıkar çatışması” kavramının tanımına doğrudan girmese bile, çıkar çatışması algısı yaratmaktadır ki, bu dahi etik ihlal için yeterlidir.
Spor etiği açısından yapılması gereken açıktır ve tartışmaya kapalıdır:
Murat Şahin, bu maç oynanmadan önce, 2. ve 3. Lig kulüplerinden sorumlu TFF Yönetim Kurulu Üyeliği görevinden istifa etmelidir.
Bu bir ceza değil, kurumu koruma refleksi olmalıdır.
Aksi halde TFF, bu davranışı zımnen onaylamış sayılır ve ileride doğabilecek hukuki itirazların da önünü açar.
Unutulmamalıdır ki; bir maçta alınacak tek bir tartışmalı karar, “federasyon yöneticisi maçtan önce bu kulübü ziyaret etmişti” cümlesiyle birlikte anılacaktır. Bu da Türk futbolunun zaten kırılgan olan güven duygusuna ağır bir darbe daha vuracaktır.
Ben maçı izlemeyeceğim.
Ancak sahadaki hakem yönetimi, kritik kararlar ve maçın genel seyri bağımsız gözler tarafından takip edilecektir. Gerekirse bu notlar, spor kamuoyu ve hukuk mercileriyle paylaşılacaktır.
Çünkü burada sorun futbol değil; hukuk, etik ve kurumsal sorumluluk sorunudur.
Ve Türkiye Futbol Federasyonu, bu sorumluluktan kaçamaz.
ADANA
5 saat önceADANA
6 saat önceADANA
6 saat önceADANA
19 saat önceADANA
19 saat önceADANA
1 gün önceADANA
1 gün önce